Archive for Mart, 2010

Tay tay tay

Tay tay tay… İnternetten baktım ama bu sözün neden bebekler ilk ayakta dururken söylendiği hakkında bir bilgiye rastlayamadım, merak ediyorum açıkçası…

Pazartesi günü ayakta durma ve yürüme talimleri sırasında kızımın tay durduğunu fark ettim. Çok kısa süre olsa da ellerini hiçbir yere dokundurmadan öylece duruyordu. Dün akşam annem de söyledi, denedik tekrar. Epey uzun süre tek başına ayakta durdu. Dengesi bozulunca da toparlıyor kendisi. Bunu yapınca da öyle hoşuna gidiyor ki, büyük bir iş başardığının farkında sanki…

Duru’nun yürürken en sevdiği şey benim inekli terliklerimi seyretmek. Karşılıklı durup onu ellerinden tutuyorum, ben geri geri yürürken o da bana doğru geliyor. Bu sırada benim inekli terliklerime bakıp gülüyor, ben adımlarımı hızlandırdıkça o da hızlanıyor. Yürüme konusunda epey yol kat ettik…

Bu inekli terlikler Duru’ya yemek yedirirken de epey işime yaramıştır. Yemekten sıkıldığında ben ayaklarımı sallayıp “Mööö” diyorum, o da gülüyor. Sonra mamaya devam tabii…

Böyle böyle günler geçiyor işte… Her gün ayrı bir sürpriz… İzleyip mutlu oluyoruz…

Minik Duru, kitap kurdu…

Duru’nun kitaplara ilgisi oldukça fazla. Doktorumuz Gülbin Hanım, 7. aydan itibaren Duru’ya kitap okumamız gerektiğini söylemişti. Ben de bir tane kitap almıştım hemen, “Mav Çevreyi Tanıyor”. Daha önce Seher’le Tolga’nın aldığı hışırtılı bez kitapla oynuyorduk. İçinde hayvanlar var, hayvanları gösterip isimlerini söylüyor, sonra taklitlerini yapıyordum, o da çok eğleniyordu bu durumdan. Diş buğdayında Emine teyzesi ona iki yeni kitap almıştı. Birisi “Renkler”, diğeri de “Çiftlik Hayvanları”. İçinde inekler, tavuklar, hindiler falan var, bir de ses çıkarıyor. Bu ikisiyle oynamaya da bayılıyor.

Geçen gün mutfakta biraz işim vardı, o da kitaplarıyla oynuyordu. Sayfalarını açıyor, tek tek sanki okuyormuş gibi inceliyordu. Neyse, akşam babası geldi, kitaplarını görünce “Duru kitabı yemiş” dedi. Baktım, inekli kitabın sırt kısmını birazcık götürmüş. Annem demişti ama bu kadar olabileceğini tahmin etmemiştim. Her şeyi ağzına götürüyor. Minicik keskin dişleriyle de her şeyi koparıyor. Bir daha ben yanındayken vereceğim kitaplarını. En sağlıklısı birlikte oynamak. Diş buğdayında önüne bir sürü şey koymuştuk, o kitabı seçmişti. Daha önceki hayatında kitap kurdu muydu acaba?? Umarım minik kitap kurdum büyüyünce de kitaplara karşı böyle meraklı olur, ama okumaya, yemeye değil:)

Duru’nun musiki zevki

9 aylık bir bebek güzel müzikten anlar mı? Duru anlıyor. Çok iddialı bir tez gibi görünse de ben öyle olduğunu düşünüyorum.

Duru bir zamandır tempolu bir müzik duyduğunda oturduğu yerden ileri geri sallanarak oynuyor. Ben de minicikken, “hadi kızım oyna” dendiğinde hemen olduğum yerde dönermişim. Büyüyünce de bir şey değişmedi, hamile kalana kadar dans hep hayatımda oldu.

Neyse, Duru bebekliğinden beri müziğin içinde büyüdü. Ben çok şarkı söylerim, çoğu uydurma olsa da bir şekilde kulağı alışık müziğe. Bu uydurma şarkılardan biri “Hoppala yarim yaz geldi, dallara kiraz geldi, hoppici yarim hoş geldi, dallara beyaz geldi” (İlk iki satır anonim, sonraki iki bana ait, ne demekse, böyle okuyunca iyice garip geldi??). Bunu söyleyince hemen ayaklarını aşağı yukarı hareket ettirir. Bir de bütün sözleri “tombik tombik tostombik”ten ibaret olan, Duru’nun dönencesinin müziğinin üstüne uydurduğum bir şarkım var. Duru buna bayılıyor. Hatta sadece Duru bayılmıyor galiba, babasının, anneannesinin, yeğenim Emir’in de zaman zaman bu şarkıyı söylediklerini duydum. Şarkı sadece 3 kelimeden ibaret olsa da yarattığı etki büyük:) İlk aylarında da hep söylerdim, o da heyecanla kollarını bacaklarını hareket ettirirdi.

Şimdi böyle anlatınca Duru’nun müzik zevkini köreltmiş olabilir miyim diye düşündüm. Neyse, şarkılarım yine de o kadar kötü değil, en azından makamlı okuyorum. Sesim de fena değildir hani. Çatlak bir anneye sahip olmanın bedellerinden biri uyduruk şarkı dinlemek:)

Bunlar benim uydurduklarımdı. Bir de halk tarafından da bilinen şarkılar var Duru’nun sevdikleri arasında. Bir gün “Bu Kalp Seni Unutur mu”nun müziğini söylemiştim, çok beğenmişti. Söylerken hayran hayran bakardı gözlerimin içine. Katı gıdaya ilk geçiş döneminde bununla yemek yediriyordum. Hala da çok sever. Bir de “Aşkım Baksana Bana”yı söylediğimde çok heyecanlanır. “Kırmızı Balık”ı da sever.

Hamileyken ona Madredeus dinlettim hep. Çok severim. Yumuşacıktır söyleyen kadının sesi, bir benzerini daha duymadım. Fado’nun daha değişik versiyonu. Duru doğunca uzun bir süre televizyon açmadığımdan radyo dinledik hep. Voyage Fm, dünya müziklerinin çaldığı bir kanal. Geçen cumartesiydi sanırım, anneannesinin kucağında oturuyordu. Voyage Fm açıktı, çok güzel bir müzik çalıyordu ama hani bir bebeğin ilgisini çekebilecek nitelikte değil, çok yumuşak ve hakikaten çok güzel. Bizimki bir havaya girdi, mahzunlaştı, böyle hafif hafif sallanmaya başladı. Annemle şaşırdık kaldık. Biraz daha büyük olsaydı kesin kendini müziğin havasına kaptırıp ellerini kollarını sallayarak dans ederdi dedim kendi kendime.

Dün de yine evde olduğum günlerden biriydi. Radyoyu açtım, güzel bir tango çalıyordu. Kucağıma aldım Duru’yu, elinden dans eder gibi tuttum, bir hoşuna gitti… Dans ettik, bir süre. Tabii bir süre dayanabildim, çünkü epey ağırlaştı kuzucuk.

İşte böyle, inşallah genlerden bir şeyler geçmiştir ona da. Onun müzik ya da dansla uğraşmasını çok isterim. Benim de müzik kulağım iyidir babasının da, zaten onda keman, gitar ne ararsanız var. Bende de dans… Kız da benim gibi meraklı olursa dansa, en kötü babası çalar biz oynarız:)

Duru’nun 9. ay doktor kontrolü

13 Mart Cumartesi aylık kontrolü vardı Duru’nun. Bir şikayetimiz yok şükür. Gelişimi gayet normal. Kilosu 9,750 kg, boyu da 75 cm. Kiloda %75-90 arasında, boyda da %97′de. Bu aylarda genelde 300-400 gram alınırmış, maşallah Duru 650 gram almış. Göbek yaptı, allahtan boyu uzun da tıknaz durmuyor çocuk. Artık 1 yaşına kadar aşısı yokmuş, öyle dedi Gülbin Hanım. Sol göğsünde hemanjiyomu var, doğuştan. Hızlı büyüme evresinde o da büyür, sonra küçülürmüş. Bazı durumlarda ağızdan kortizon vermek gerekirmiş, Duru’da buna gerek görmüyor, umarım gerek de kalmaz.

Keyfi pek yerindeydi bizim kızın. Hem doktorunun hem de Songül ablasının yüzüne elleriyle “cici” yaptı, gülücükler attı. Gülbin Hanım Duru’nun bakışlarını görünce “zeki olacak bu çocuk” diye notunu da verdi. İnşallah da öyle olur.

Demir, flor ve vitamine devam. Bu ay kan tahlili de var, bize Pakize Tarzi yolları gözüktü. Bakalım yine ağlamayacak mı, yoksa aklı erdiği için daha mı zor olacak bu seferki kan verme maceramız, göreceğiz.

Minik kızım 9 aylık!

1 ay daha geçti. Bu 1 ayda çok şey değişti. Duru artık ellerinden tutunca rahatça adım atıyor. Cic-ci diyor. “Çiçek nerede” diye sorunca çiçeğe doğru bakıyor. Hafızası iyice kuvvetlendi. Reklamlara bayılıyor. Bizlere tutunup ayağa kalkıyor. Kendi oyunlarını yaratıyor. Yani daha bir bilinçlendi. Uyku düzeni oturdu. Aylar geçtikçe Duru daha keyifli bir hale geliyor, büyüdükçe daha da güzelleşiyor.

Canım kızım bugün tam 9. ayını bitirdi. Eve giderken bir pasta alayım da 9. ay pastası yiyelim bu akşam.

Arama
Son Yorumlar
Lilypie - Personal pictureLilypie Second Birthday tickers