Archive for Ağustos, 2010
Duru’cuğun günübirlik Kerpe macerası
Duru’ya annem bakıyor. Bu sıcakta hiç kolay iş değil. Bütün gün evdeler bu sıcakta. Bazen parka çıkıyorlar akşam üstü ama annemin gücü olursa tabii.
Neyse, amacımız Ramazan gelmeden annemi birazcık ferahlatmaktı. Bu sene hiçbir yere götüremedik. Ablamlar da götüremediler. O nedenle bari hafta sonu azıcık elektriğini atsın istedik. Cumartesi günü ablamlarla bir yerlere kaçmaya karar verdik.
İnternetten araştırdım biraz. Duru olduğundan tamamen açık bir plaj istemedik. Gölgesi, şemsiyesi olan, gereğinde dinlenebileceğimiz bir yer olsun istedik. Hatta 1 gece kalabilsek fena olmayacaktı, ama Ramazan’dan önceki hafta sonu olduğundan her yer doluydu, öyle bir şansımız yoktu dolayısıyla.
Biz de günübirlik bir yer olsun dedik. Şile ve Kerpe alternatiflerinden Serhan Kerpe’yi seçti. Ben kararsız bir tipim, onun böyle durumlarda olaya el koymasını seviyorum, genelde verdiği kararlar da isabetli oluyor, nitekim bu gezide de öyle oldu.
Kerpe’de Otel Kerpe’ye gittik. Daha önceden araştırmıştım, günübirlik kullanabiliyorduk otelin plajını. Hem daha sakin olacak hem de şezlong şemsiye falan kullanabilecektik. İyi ki de oraya gitmişiz.
Otel tepede kalıyor. Denize merdivenle iniyorsun. Küçücük bir kum sahili var. Anca 20 kişi falan alır, o kadar sakin, denizi o kadar güzel ki… Havuz gibi, kum, sıcacık. Bir kısmı taşlik ama geri kalanı berrak bir deniz, sanki Karadeniz değil. Duru bayıldı denize. Çocuk neredeyse yüzecekti, Belek’te kucağımıza yapışıyordu denize girerken. Burda çok rahattı.






Önce biz gittik. Ablamlar sonradan geldiler, onlar da bayıldılar denize.



Öğle güneşinde yukarı çıktık, otelin verandasında oturduk. Güzeldi orası da. Duru’ya biraz yemek yedirmeye çalıştım. Sıcaklardan pek iştahı da kalmadı yavrumun.



Sonra tekrar deniz… Herkes yorulmuş olacak ki akşam üstü uyudular bir güzel, Duru da dahil. Ben rahatsız tipleme uyuyamadım tabii, azıcık uzandım şezlonga, o bile iyi geldi.


Duru çok güzel oynadı. Babasıyla aşk yaşadı yine. Deniz temiz olduğundan rahatça soktuk, tuzlu su isiliklerine de iyi geldi biraz.
Günün sonunda herkes memnundu.
Topu topu 1 gün uzaklaştık İstanbul’dan, ama o bile iyi geldi. Hava çok sıcak da değildi, deniz kum güzeldi, Duru da çok eğlendi. Annem de memnun kaldı bu hizmetten:) Daha ne olsun…
Temmuz ayı, iki Aslan, 2 doğum günü

Doğum günlerinden ilki yeğenim Emir’in, diğeri de Sema Abla’nınkiydi.
Emir’in doğum günü 30 Temmuz’du. Ablam ve eniştem geldiler bize. Emir bizdeydi zaten. Bizimki çok düşkün Emir’e. Dün akşam Emir giderken arkasından bakıp ağladı bile. Neyse, onunki perşembe gününe denk geliyordu. 13 yaşına bastı bizimki. Daha dün gibi, ablam annemlere Emir’i getirip bırakırdı ayıcıklı tulumuyla, onun gelişini camda beklerdik. Geldiğinde de başına toplanır hepimiz ayrı mıncıklardık. Şimdi koca adam oldu, Allah ömrünü güzel ve uzun etsin. Şimdi aynısını Duru’da yaşıyoruz. Camda bekliyor babam Duru’yu, sabırsızlanıyor bir an önce kucağına almak için…
Halamız Sema Abla’nın doğum günü de aslında 31 Temmuz’du ve cumaya geliyordu. O nedenle biz de doğum gününü pazar günü kutlamaya karar verdik.
Cumartesi günü Duru’nun doktor kontrolü vardı. Gelişimi iyi maşallah, boy kilo yerinde. Kızamık-kızamıkçık-kabakulak aşısı oldu. Ertesi gün Kumburgaz’a gideceğimiz için endişeliydim, ateşi çıkar mı vs. diye, bir şey olmadı şükür.
Neyse, pazar günü kalktık. Ben anca toparlandım, Duru’nun kahvaltısıydı, eşyalarıydı, bizim eşyalar, Duru’nun yemeği vs. derken çıkmamız saat 2′yi buldu. Önce uğrayıp Selçuk Abileri aldık. Önde Selçuk Abi, arkada Duru, ben, Sevim Abla ve Işık samimi ve eğlenceli bir yolculuk yaparak Kumburgaz’a vardık:)
Biraz dinlendik falan derken saat 4 gibi aşağıya, kuma indik. Bizimki pek memnun oldu tabii deniz ve kumu görünce. Oturdu, kumda oynadı bir güzel. Amcaya ne pozlar ne pozlar… Orada çocuğun birinin kovası, küreğiyle, amcasıyla güzel güzel oynadılar. Bizimki yine kum yedi. Yapma diyorum, inadına gözümün içine baka baka elini ağzına götürüyor. Her yeri kum oldu tabii, sonra Serhan’la yukarı çıkarıp yıkadık. Zorlu bir maratondu:)
Güzel bir akşam yemeğinden sonra pastamızı kestik. Halamızın doğum gününü kutladık. Ben Duru’yla haşır neşir olduğumdan bu sırada fotoğraf çekemedim tabii.
Temmuz ayındaki doğum günlerimizi de kutlamış olduk. Sırada Işık’ın doğum günü var, 11 Ağustos’ta…
nn-nne
Duru artık “anne” diyor. Mutfakta iş yapıyorum bir bakıyorum pıtır pıtır ayak sesleri, sırıtarak biri bana doğru yaklaşıyor, “nnn-ne” diyor. Bacaklarıma sarılıyor. Salonda yemek yiyorum, bir bakıyorum benimki emekleyerek bana doğru yaklaşıp “nnn-ne” diyor. Ay, burnumun direği sızladı, akşam olsa da koşa koşa gidip yavruma sarılsam…














