Archive for Ocak, 2011

Hayır hayır hayır!

Eveeet, hayır’lar başladı, hayırlı uğurlu olsun:)

Son birkaç gündür ne desem “hayır hayır hayır” diyor. Mesela resim yapalım mı, “hayır hayır hayır”; yemek yiyelim mi, hayır hayır hayır” gibi. Cumartesi akşamı televizyonda “Yetenek Sizsiniz” vardı. Oradaki jüri “Ben hayır diyorum” dedikçe bizim cüce gidip televizyona bakıyordu gülerek, onun için en popüler sözcüktü, kim söylemişti merak ediyordu:)

İnatlaşmalar devam ediyor, maksimum sakinlikle bu zamanları atlatmaya çalışıyorum. Bu hafta sonu daha sakindim, kendimi telkin ettim sürekli. Ona da “sakin ol” diyorum, inadı geldiğinde başka bir şeye yönlendiriyorum. Yoksa işler iyice arapsaçına dönüyor.

Bu aralar en çok odasında vakit geçirmeyi seviyor. Minik sandalyesine oturup keyif yapıyor, yatağına çıkıp yumuşak oyuncaklarıyla boğuşuyor, yatıyor, uzanıyor, toka kutusuyla oynuyor.

Dün babaannesinde şov yaptı resmen. Koltuk minderinin üstüne çıkıp söylev verdi. Herkesin dikkatini çekmek için minderin üstüne çıkıp bir şeyler söyledi bağırarak. Biz de alkışladık.

Selin ve Işık birlikte oynarlarken o da onların etrafında koşturup aralarına karıştı. Çok eğlendi. Sonra amcasıyla “Bingo” oynadı. Minicik topları küçücük delikten içeri sokmaya çalıştı. Hiç sesi çıkmadı, oldukça memnundu amcasıyla birlikte oynamaktan. Duru amcaya, amca da Duru’ya hasta kısacası…

Bu hafta sonu Duru’ya lazımlık aldık. Mothercare’de bulduk, büyük delikli, fiyatı da makuldü. Umarım oturur, bizi ve dedesini bez masrafından kurtarır:) Gerçi tek masrafı da bu ya:) Onun için iyi olur tabii, bezle dolaşmak kötü bir duygu olsa gerek.

Çok enteresan bir çocuk. Çok nadir şeyler haricinde onu al bunu al diye hiç tutturması yok. En azından şimdilik. Mesela Migros’ta fil gördü, işaret etti vermemiz için, verdik eline, bir süre sonra “koy” dedi, yerine koydurttu. Top hastası. Orada toplar vardı, indirime girmiş. Babası gösterdi almak için, o da baktı sonra “koy” dedi.

Halden, anlatılandan anlıyor. Hep böyle gider inşallah…

Duru ve taklit

Dün akşam babasının resimlerine bakıyoruz. Bir tanesini almış eline, Serhan’ın resimdeki el hareketinin aynısını yapıyor, çok güldüm. “Git babana da yap” dedim, gitti hemen pıtır pıtır, babasına da yaptı aynı hareketi.

Bir de Duru’nun Ebru Şallı takliti var. Gündüz anneannesi Duru’nun izin verdiği kadarıyla pilates yapmaya çalışıyormuş, çoğu girişim Duru’nun annemin üzerine oturmasıyla son buluyormuş ya neyse. Bizimki hafızaya almış Ebru Şallı hareketlerini. Soruyorum, “Ebru Şallı nasıl yapıyor” diye, nefes alıp veriyor küçücük ağzıyla “püf püf” diyor, bu arada da ayaktaysa bacağını indirip kaldırıyor, oturuyorsa yere yatıp yine bacağını indirip kaldırıyor. Çok gülüyorum onun bu hallerine.

Bir de Selin’le dansları var. Selin ona dans figürleri öğretiyor, o ne derse yapıyor, başını, poposunu sallıyor. Bir de Selin’in ellerini gözlerine götürüp yaptığı bir figür var, onu da taklit ediyor bizimki:)

Çok alem çoookkk:)

Duru’nun Emine sevgisi

Emine benim eski iş yerimden arkadaşım. Onunla hiçbir zaman kopmadık, şartlar ne olursa olsun görüşmeye çalıştık.

Epeydir pek kimselerle de görüşemiyorum, denk gelmiyor, hafta sonu o kadar yoğun geçiyor ki hiçbir şeye zaman kalmıyor.

Şimdi Emine de hamile, yakında Deniz’imiz gelecek inşallah.

Emine’nin doğum günüydü, hediyesini vermek için geçtiğimiz pazar onlara gittik.

Duru’nun diline Emine’nin adı yerleşmişti zaten, o günden sonra da sık sık tekrarlıyor.

O gün Melih’le de pek anlaşmışlardı, hiç yabancılamadı bu sefer.

Şimdi Emine’nin aldığı köpeği her gördüğünde “Emine” diyor. Bir yere gideceğimiz zaman “nereye gidiyoruz kızım” diye sorunca “Emine” diyor çoğu zaman.

Deniz olduğunda Duru onun ablası olacak.

Emine benim kardeşim sayılır, Deniz de Duru’nun kardeşi olacak.

Duru’nun resim aşkı

Duru’ya zehirsiz boyalardan almıştık, birkaç ay oluyor. Birkaç kez ağzına alma teşebbüsünde bulunduğundan biraz ortalarda bulundurmadık. Zaten yanında olduğumuzda kalemlerle oynamasına izin veriyorduk.

Bir süredir ağzına götürmüyor boyaları, tabii gözümün içine bakarak benim tepkimi ölçtüğü bir-iki denemenin haricinde. Dün akşam gözüme baka baka mavi kalemi ağzına götürdü. Öyle olunca ya elinden alıyorum kalemi ya da masadan aşağı indiriyorum. Onun dışında kalemler salondaki masanın üzerinde duruyor artık.

Sabahları kalkar kalkmaz ilk işi masaya oturup boyalarla bir şeyler yapmak oluyor. Beni de oturtuyor yanına “ağaç” diyor, en büyük zevki bana ya da babasına ya da anneannesine ağaç çizdirmek, neden bilemedim.

Bu, klasik bir cumartesi sabahımız. Uyandıktan sonra soluğu masada aldı, hâlâ gözlerini ovuşturuyor.

Bakınız ne kadar ciddi...

Kalemtıraşla açmaya bayılıyor, yapamadığında bize açtırıyor kalemleri.

Çoook uykusu var...

Konuşma talimleri

Duru’cuk henüz cümle kuramıyor. Kelime kelime anlatıyor derdini.

Ama arada öyle şeyler söylüyor ki konuşur gibi, çok eğleniyoruz.

Ben bir de “Duru çok güzel konuşuyor, hadi bize bir şeyler söyle” falan dedikçe bir gaza geliyor, başlıyor “debace me de mani mini” gibi bize göre anlamsız ama belki de kendine göre anlamlı şeyler söylemeye. Sonrasında gözümüzün içine bakıyor gülerek, bizden takdir bekliyor, biz de alkışlıyoruz. Onun bu denemelerine bayılıyorum.

Ona çekiç-çivi oyuncağı almıştık. Bir-iki deneyip “Anne” diyor, bana çaktırıyordu çubukları. Annem onu da öğretmiş, dün akşam baktım güzel güzel çakıyor. Sonra eliyle yokluyor, tümseklik varsa çakmaya devam ediyor. Tamamen düzlenince arkasını çeviriyor oyuncağın, oradan çakmaya devam ediyor. Şaşırtıyor beni bazen.

Arama
Son Yorumlar
Lilypie - Personal pictureLilypie Second Birthday tickers