Archive for Temmuz, 2011

İlk defa

Çiş olayında üçüncü gecemizde de vukuat olmadı. Dün gece sıcaktan bunaldı, saat 5′e doğru uyandı. Su istedi. Sonra yatırdım, uyuyamadı. Kucağıma aldım, şarkı söyledim, yine uyuyamadı. Şarkılarıma kendisi de eşlik etti:)

Epey su içince “çiş var mı” diye sordum. O da “evet” dedi. Koştum, lazımlığını getirdim hemen. Oturdu, yapmadı. Sonra aldım yanıma yatırdım. Serhan da yoktu, iş nedeniyle şehir dışında. Orda uyuduk sere serpe.

Sabah lazımlığa yaptı çişini. Bir gece daha atlamış olduk.

Dün ilk kez parka giderken annem bez bağlamamış.

Bu hafta sonu dışarı çıkarken ben de bağlamayacağım.

İnşallah kolaylıkla hallolur bu geçiş dönemi.

Dün akşam eve geldiğimde kapıda çiçekle karşıladı beni. “Anne bu senin için” diyerek:) Parktan dönerken koparmışlar anneannesiyle.

Buraya kadar her şey harika. Arkasından “meme emicem” dedi.

Çok işini biliyor bu çocuk:)

 

Dilimi ısırıyorum

Öyle derler değil mi? Bir şeye nazar değmesin istiyorsan “dilini ısır” derler.

Ben de öyle yapayım.

Duru’yu iki gündür bezsiz yatırıyorum.

Maşallah diyorum.

Her an geri dönüş olabilir, hazırlıklıyım.

Çarşafının altına su geçirmez alt değiştirme bezini koyup yatırıyorum her ihtimale karşı.

Bakalım, nasıl gidecek?

Şimdi ben yanımda lazımlık mı taşıyacağım dışarı giderken?

Nasıl olacak?

Kaka olayında sorunumuz var biraz.

Önceden lazımlığa yapıyordu, artık yapmıyor.

Bakalım, o da düzene girer umarım.

Hâlâ kondurmuyorum ama sanırım bezi bırakıyor Duru.

Heyecanlıyım.

Sıra memede.

Onu bırakmaya benim niyetim yok ki onun olsun.

Haydi hayırlısı…

Minik Ali Deniz’in ilk ziyareti

Geçtiğimiz pazar evimize minik bir ziyaretçi geldi: Ali Deniz

Kendisini epeydir bekliyorduk. Duru’nun doğum gününe gelecekti aslında. Fakat çok kalabalık olunca bir de sıcaklar bastırınca daha küçük olan Deniz’i evimizde görmek ancak pazar gününe kısmet oldu.

Küçük bebeği çok özlemiştim. Kımıl kımıllığını, misss gibi kokusunu, sıcacık, kadife gibi saçlarını, kafasını özlemiştim…

Tam da öyle bir zamanda, ilaç gibi geldi mis Deniz.

Büyümüş, kocaman olmuş o da, en güzel en tatlı dönemlerinden birinde geldi bize.

Benim için yeri çok özel Deniz’in, annesinin de… Doğumuna girmiştim, annesinden önce ben gördüm onu, doğduğunda yanındaydım. Onun en özel ve önemli anını paylaştım.

Üzerinden 5 ay geçti. 6. ayına girdi. Şeftali suyu içmeye bile başladı:) Baktım, o da kurtarmış paçayı, tombik tombik tostombik, bir minik adam olmuş.

Çok sevdim, kendimi kaybettim bir ara.

Baktım, Duru hafif alıngan gözlerle bana bakıyor, kendime geldim derhal:) Birlikte  sevdik. Önce yanaşmak istemedi pek. “Bak ayaklarını sevelim ne kadar güzel ”dedim, “Sevmiycem” dedi. Sonra kendisi gidip dokundu nazikçe. Deniz de Duru’ya ayrı güldü, nasıl anlıyor çocuklar birbirlerini…

Kahvaltı ettik birlikte. Deniz de uslu uslu durdu. Gözler çok cin maşallah, taa koltuktan masayı, beni kesti uzaktan:) Bir de sesler çıkarıyor, işte o zaman daha da fena oluyor insan, maşallah çok çok.

Emine ve Melih, Duru’nun doğum günü için çok güzel bir elbise ve oyuncak getirmişler. Tahta boncukları ipe dizme oyunu, epey ilgilendi, sevdi bu oyuncağı Duru.

Duru, Deniz’e sakin yaklaştı, hiç kıskanmadı aslında. Bu da hoşuma gitti benim. Deniz’i annesi uyuturken odaya bile girmedi, “annesi uyutuyor onu, sessiz olalım” dedim, kapının dışında durup parmağını dudağına götürüp “şştt” dedi. Çok anlayışlı benim kızım.

Önce dünyamıza sonra evimize hoş geldi sefa geldi minik Deniz. Yine bekleriz, her zaman…

 

 

Bunu Duru yaptı

Akşamları pek oyun oynamıyor artık Duru. Varsa yoksa meme. 2 akşam önce nasıl olduysa legolarını aldı. Bunu yaptı. Çok beğendim, fotoğrafladım derhal.

Güzel olmamış mı?

Laf ebesi

Cumartesi Duru’yu parka götürdük. Aslında niyetim gitmemek, evde kalıp temizlik yapmaktı. Bir keresinde ben gitmemiştim, evde kalıp temizlik yapayım diye. Ondan etkilenmiş meğerse Duru. O gün bugündür bir yere giderken önceden isteğini bildiriyor bana, “Anne sen de geliyorsun” diyor.

Neyse halim de yoktu ama gittik. Orda çocuklar kaydırakta bir şeyler yapıyordu. Nereden öğrendiyse, parmağını kaldırdı, “Yaramazlık etmeyin” dedi:) Çok güldüm. Dün de babama söyledi aynısı “Yaramazlık etme dede” dedi, niye dediğini hatırlayamadım ama.

İkinci sevdiğim lafı şu: “Anne bana kızma”. Bir şey için kızdım ona, biraz sesimi yükselttim. Başka türlü anlamıyor çünkü. Çok içlendi bu duruma, hırslandı da. Gözler dolu dolu “Anne bana kızma” dedi. Yüzü hâlâ gözümünü önünde. Kıyamadım bu haline, gittim sarıldım.

Çok acayip laflar ediyor beklenmeyen zamanlarda, tam da oturuyor, örtüşüyor olaylarla.

Seviyorum onu…

 

Arama
Son Yorumlar
Lilypie - Personal pictureLilypie Second Birthday tickers