Archive for Mart, 2012

Yine çayır, yine çimen…

Geçtiğimiz pazar hava çok güzeldi yine. Önce biraz ev aradık. Sinirimiz bozula bozula, daha fazla vakit kaybetmemeye karar verdik.

Ev arama işlemi bittiğinde saat 3 civarıydı. Önce bir şeyler yedik. Sonra da trafiğe takılmamak için bize yakın olan Çamlıca’daki bir parka gittik.

Güzeldi de. Geniş bir alanda hem oyun parkı hem de yeşillik birlikteydi.

Yeşili görünce üzerimde sinir stres kalmadı. Duru koşarken ben de onun arkasından koşturdum bahaneyle. Kovaladık birbirimizi.

Biraz salıncak keyfi yaptı…

Sonra çimenlere oturduk. Duru bir ara çimenlerin üzerinde “yüzüyordu”.

Babası kuzusunu sevdi biraz…

Küçükken çok yapardık biz, annem, ablam ayaklarımdan tutar, ben de ellerimin üzerinde yürürdüm, el arabası misali:)

Babası burada Duru’ya bunu yaptırmaya çalışıyor. Tutuş tamam ama henüz yürüme yok…

Her bulduğum yerde öpüp kokladığım gibi yeşillikte yavrusunu bulan koyun misali, burada da yapıştım kuzuma:) Kuzum o sırada doğayı keşfetmekle meşguldü…

Baharı seviyorum… Yeşili seviyorum… Toprağı da seviyorum… Salın beni çayıra… Sinir stres hiçbir şey kalmaz üzerimde, pamuğa dönerim…

 

 

İyi ki doğdun Selçuuutt:)

Bizde doğum günü sezonu Serhan’la şubat ayında açılır, benimle kasım ayında kapanır…

Geçen pazar, 24 Mart’ta amcanın doğum gününü kutladık.

Duru’yu hazırladım. Eteğini giyince yine pek bir havaya girdi, gitmeden nasıl şımardı anlatamam…

Giderken yanına atlarını almadığını fark edince başladı ağlamaya. “Işık’ın atı varmış, belki sana veririz” dedik çaresiz.

Gündüz büyüüük temizlik olduğundan biraz geç gidebildik.

Sevim Abla güzel yemekler hazırlamıştı yine, afiyetle yedik.

Amcası Işık’ın oyuncak torbasını getirdi, içinden güzel bir at çıktı Allahtan…

Bir ara Selin’le fotoğraf çektirdi, poz poz. Selin ne yaparsa Duru da aynısını yapıyordu, küçük çekirge…

Duru’ya “İçerde mavi bir torba var, onu getir, amcana ver, doğum günün kutla” dedim. Aynen yaptı, çok hoşuma gitti:)

Pasta kestik. Çay içtik…

İşte muhteşem ikili, çok güzeller…

Saat geçtikçe Duru kulağını kaşımaya başladı.

Uyku vakti gelmişti. Selin’e baktım, onun da suratından uyku akıyordu:)

Güzel, keyifli bir akşamdı…Saat 12′ye geliyordu kalktığımızda. Duru arabaya binince uyuyverdi hemen. Yeni temizlenmiş pak evimize doğru yola çıktık:)

Mutlu yaşlar Selçut, yüzün bu resimdeki gibi gülsün hep…

 

 

 

Havalar güzel, bölüm 2

Geçen hafta sonu da hava çok güzeldi ama asıl ondan önceki hafta sonu çok sıcaktı. Uzun süredir öyle havalara hasret kaldık…

Pazar günü de Fenerbahçe’ye gitmiştik, biraz geç oldu bu yazı için, fotoğrafları anca ekleyebildim …

Her yer papatya doluydu, bahar gelince her yer sarı, yeşil, beyaz karışık, güzel bir çeşit oluyor…

Duru doğayı çok seviyor zaten, öyle olunca da bu görüntü onu da kendinden geçirdi.

Gelin ve damat vardı, fotoğraf çektiriyorlardı yeşilliklerde. Bir süre izledik Duru’yla…

Palmiye ağacının meyvesi, yerdeki ağaç dalları, papatyalar, çimenler, hepsi Duru içindi…

En çok onun papatya koparan tombik ellerine takıldım bu sefer.

Hep böyle gamzeli, beyaz ve tombik kalsalar keşke…

Açık hava, deniz, Bulut ve Duru

Hafta sonu hava çok güzeldi.

Bu fırsatı değerlendirdik tabii.

Önce Caddebostan sahile gittik, Seherlerin yanına.

Bulut önce Duru’yu gördüğüne pek sevinmemiş gibi yaptı. Bizimki bayılıyor Bulut’a… Biraz zaman geçince Bulut da Duru’yu benimsedi hemen. Koşturdular, biraz kriz, biraz inat yuvarlana yuvarlana anlaştılar:)

Deniz kenarına indik. Bebelerin karnı acıkmış. Seher, yanında minik muffinlerden getirmiş. Bende de bisküvi ve Duru’nun sabah kahvaltısından kalan 1 parça gözlemesi vardı. Önce muffin ve bisküvi yediler biraz.

Sonra ikisine gözlemeyi bölüştürüp verdim, yan yana oturup, birbirlerini süze süze, tatlı tatlı yediler:)

Arpayı alan bebeler biraz sonra koşturmaya başladılar. Bulut, Duru önden gidince bozulup “bekle” diye bağırıyor, adam kaprisi yapıyordu kızıma:) Çok alemler, görmek, yaşamak gerek:)

Babayla romantizm yaşamayı da ihmal etmedi Duru hanım…

Sonra biraz yürüdük, çimenlik bir alana geldik. her yer papatya dolu. Birlikte çiçek topladılar. Duru, kopardığı bir papatyayı Bulut’a verdi:)

Gitme vakti gelince Bulut ağlamaya başladı:( “Duru gitmeme” diyordu bir yandan, sonra tuttu elinden, bizden kaçırmaya çalıştı Duru’yu. “Şimdi gidecekler, Duru’nun çişi gelmiş, sonra buluşacağız” dedi Seher, öylelikle bindik arabaya:( Üzüldüm…

Bugün konuşurken söyledi Seher, minik adam uyumuş arabada, uyanınca Duru’yu sormuş:(

Ne onunla ne onsuz durumu bu olsa gerek:)

Bu da Duru’dan size, kabul ederseniz…

Dinozor kitaplarının en güzeli

Duru, Dinozor Müzesi’ne gittikten sonra tam bir dinozor fanatiği oldu. İyi mi kötü mü bilemiyorum ama biz de bunu destekleyici birkaç kitap aldık Duru’ya.

Elimizdeki dinozor kitaplarını artık ezberden okur hale gelince:) yeni bir kitap arayışına girdim internetten ve buldum!

Bu en sonuncusu kitap değil adeta bir “şaheser”! Tudem Yayınları’ndan çıkmış “Dinozorlar” isimli kitaptan bahsediyorum. Bu kitabı Bir Dolap Kitap’ta görüp çok heyecanlanmıştım. Gerçekten heyecanlanmakta haklıymışım.

Kitap geldiğinde içine baktım hemen. Her sayfasında dinozorlarla ilgili bilgiler, özel tasarım 3 boyutlu dinozor maketleri eşliğinde veriliyor. Öyle basit tasarımlar değil, üzerinde çok düşünülmüş, belli… 1 tane de değil, köşelerdeki kulakçıkları açtığınızda her birinden irili ufaklı dinozorlar çıkıyor. Bir bakıyorsunuz 1 sayfada 8-10 tane kağıt dinozor adeta “canlanıyor”. Koleksiyon değeri olan, sıkılmadan okunabilecek bir kitap. Fiyatı ise değerinin altında, çok emek harcanmış ve bu kadar kaliteli bir iş nasıl ortaya çıkmış, hayretler içerisindeyim.

Gelelim Duru’ya… Kitabı görünce tabii ki çok heyecanlandı. Sadece o değil… Dedesi de bizde idi, o da her sayfasında “Vay be, harika” nidaları eşliğinde kitaba hayran kaldı.

Duru, her sayfasını defalarca açtırdı. Heyecandan hızlıca yapmak istedi bazen, korktum tabii yırtılacak diye, birlikte açıp kapattık, dikkatli olmasını, yoksa kitabın zarar görebileceğini söyledim.

O akşam belki 10 kez açıp kapattık “Dinozorlar”ı. En çok da T-Rex sayfasıyla ilgilendi, biraz da korktu sanki. Tüm dinozorları tek tek öptü, abartmıyorum:)

Kitaplığımıza güzel bir kitap kazandırdık. Emeği geçen herkese, böyle titiz ve kaliteli bir çalışmayı Türk okurlarına ve çocuklara kazandırdığı için Tudem Yayınları’na ayrıca teşekkür ediyorum kendi adımıza…

Kitabın detaylı anlatımı Bir Dolap Kitap‘ta…

Arama
Son Yorumlar
Lilypie - Personal pictureLilypie Second Birthday tickers