Archive for Eylül, 2012

Dedeyle bir anekdot ve okul sorunsalı

Duru: Dede, sana bir iyi, bir de kötü haberim var…

Dede: Neymiş yavrum?

Duru: Önce ağladım, sonra sustum…

Dede: :) )

Okul hâlâ sorun. Sorunu büyütmeyeyim çabuk geçer diyorum yine olmuyor. Pazartesi kusmuştu, dün resmen dil cambazlığı yaparak gönderttim okula. Kesinlikle gitmek istemiyorum diye ağlamış. Zavallı annemin de doğal olarak morali bozuluyor, yine kusar gibi olmuş, yemek bile yedirmemiş. Ben aradım, Duru’yla konuştum. “Tuba öğretmen sana dinozor hazırlamış, onları gösterecekmiş fakat sen gitmeyince üzülmüş, bugün bekliyor” dedim. Dinozor kelimesi anahtar bizim için, onu duyunca gitti. Kapıdan ağlayarak alıyorlarmış içeri:( Annemde moral sıfır tabii. Ben iki gün yaşadım onu, çok zor, biliyorum. Gün içinde çok iyiymiş, zaten 1 dakika sonra susuyor diyor annem…

Okul başladığından beri sabahları beni de bırakmıyor, ağlıyor, kucağıma yatıyor… Ne yapacağımı nasıl davranacağımı bilemiyorum. Hakikaten bu kadar zor olacağını tahmin etmemiştim. Tüm zorluğu annemde fakat işteyken de o kadar zor oluyor ki… Kafam sürekli orada, acaba mutlu mu, ağladı mı, stresli mi, sıkılıyor mu… Zorla göndermekle iyi bir şey yapmıyor muyum acaba. Evde de yazıktır, bugün Tuba öğretmenle de konuştum, o da aynı şeyi düşünüyor. Sınıfta o kadar iyi ki diyor. Duru ağlayarak acaba beni-bizi mi kullanıyor yoksa hakikaten nefret mi ediyor orada olma halinden…

Çok zordayım a dostlar…

 

Yavaştan her şey yolunda…

Duru kreşe başlayalı 2 hafta bitecek. Epeyce yol kat etti, annem sayesinde tabii…

Sabahtan götürmüyoruz artık. Geçen gün “sabah kafam tuhaf oluyor, öğleden sonra gidelim” dediğinde bunu daha iyi anladık:) Çocuğumuz ayılamıyor demek ki:)

Bu hafta pazartesi gününden beri öğlen gidiyor. 2 gibi götürüp 5′te alıyor annem. “Ben gazete almaya gidiyorum geleceğim” deyip eve dönüyormuş. Duru onu orada biliyor, gizlice onu izlediğini düşünüyor şimdilik. Aşama aşama… Bakalım…

Dönüşte çok neşeliymiş, normalde yarı yolda kucağa alınmak ister koca dana:) Bu sefer hiç istememiş, hem de çantası sırtında yürümüş. Okulu benimsediğini anladık böylece…

Öğretmeniyle görüştüm Duru’nun. “Bana göre Duru tamamen açıldı, neşeli, esprili, hem kendisi eğleniyor hem bizi çok güldürüyor” dedi bugün.

Dün akşam yemek yiyoruz, Duru “Tuba öğretmen bana kızdı” dedi. Ben onun Duru’ya kızmayacağını biliyorum, “Belki birazcık seni ikaz etmek istemiştir” dedim. Sonra biraz durdu, “Ben Tuba öğretmene kızdım” dedi bu sefer. “Yemek yemedim, kızdım ona, ağladım” dedi. Ben de “Yemek yemek istemeyebilirsin ama o senin büyüğün, lütfen kibar bir dille bunu anlat, teşekkür ederim öğretmenim, şimdi canım istemiyor, diye söyle, o anlar, bağırmak yok, o seni çok seviyor” dedim. “Tamam annecim, bir daha bağırmayacağım” dedi…

Neyse, sabah Tuba öğretmen aradı. En ufak bir şeyi hemen paylaşıyorlar, güzel bir yaklaşım. Hele öğretmeni, çok ilgilendi bu alışma devresinde Duru’yla, sağ olsun var olsun… Dün kurabiyesini yememiş, o da ısrar etmemiş, iyi de yapmış. Durumu anlattım, Duru size bağırdı mı diye sordum. Bunların hiçbiri olmamış meğerse, bütün çocuklar kurabiyelerini bitirmişler,  bizimki bakmış, hiç dokunmamış. Sonra gözleri dolmuş, kurabiyeyi yemeyeceğini söylemiş. Yani kısacası tüm bana anlattıklarını kendi kafasında yaşamış bizi kızımız:) Tuba öğretmene göre de Duru’nun kendisini denediğini söyledi. O da ısrarcı yaklaşmamış, benim de bu konuda ısrarcı olmadığımı görünce içi rahatladı… Zorla yemez zaten Duru, bir gün muhakkak yiyecek ayrıca da, acele etmenin gereği yok…

İyiymiş, her şey yolundaymış. Sınıfın çiçeği o diyorlar… Seviniyorum böyle şeyleri duyunca.

Geçen gün itfaiye gezisi vardı. Akşam çok eyecanlıydı Duru, gitmek istiyordu. Sabah olunca baktım niyeti yok. Birkaç kez söyledim, anlattım ama yok. Sanırım tek başına bir yerlere gitmek için yeterli güveni duymuyor. Haklı da olabilir, daha 3,5 bile değil…

Dün akşam Duru’yla konuşuyoruz, öğretmeninden bahsediyordu, Tuba mı diye sordum. “Hayır anne, Tuba öğretmen diyeceksin” diye düzeltti beni:) Öğretmenini benimsediğini anlıyoruz buradan…

Kendi kendine şarkı mırıldanıyordu, “tabii ki de okulda öğrendim dedi”:)

Bugün oyuncak günüydü, herkes evinden oyuncak götürecekmiş. Bizimki tabii ki teyzesinin aldığı stegosaurus’u ve yunusunu götürmüş okula:)

Okulda su matarasını unutmuş geçen gün. Annem tembihlemiş “öğretmenine söyle de çantana koysun” demiş. Dün baktık çantasında, unutmamış istemiş:)

Bu aralar çok keyifli. Şimdilik her şey yolunda görünüyor.Dün akşam kitap okuduk birlikte, sarılıp koklaştık bol bol. Bu aralar kedi olmaya pek meraklı, miyavlayıp duruyor:) Kimi zaman da dinozor, orada da yapıyor herhalde, öğretmeni söyledi, “ne taklitler yapıyor, erkek çocukları gibi kükreme sesleri bile çıkarıyor” dedi, sanırım t-rex sesinden bahsediyor:)

Okul yolunda da epey yol kat ettik özetle…

 

 

Kenan Bey, yine yeni yeniden…

Kenan Bey’e gittik yine.

Duru Papatya’yı (at) çok özlemiş. Ona aldıımız kaskı da ilk kez kullanacağı için çok heyecanlıydı.

Bizden önce bir çocuk daha vardı. Onu bekledi. Beklerken resmen “volta” attı, nereden öğrendiyse…

Papatya’sına kavuşunca ondan mutlusu yoktu…

Salına salına gezdi. Ayrılmak istemedi oradan…

Anlaşılan daha çook gideceğiz biz Kenan Bey’e…

Resim boyama merakı

Kreşin -pardon oyun grubunun- faydası hemen görüldü bizim evde. Boyama konusunda epey ilerledi Duru.  Daha önce sıkılır bir-iki boyar sonra resmi karalayıverirdi.

Birkaç gündür işyerinden hayvan resimlerinin çıkışlarını alıp eve götürüyorum. Babası pastel boya almıştı, yeni. Onunla da yeni heves resimleri pek güzel boyuyor…

Daha önce de surat çiziyordu, bir keresinde de babasını çizdi, benzemiş sanki:)

Bu akşam için de tırtıl ve gergedan resmi istedi. En azından hevesi var şu anda… Yemek yemeden hemen boyanın başına oturuyor, biraz boyadıktan sonra akşam yemeğine geçiyoruz.

Az önce öğretmeniyle konuştum. Sınıfa çıkmış, orada önce ortamı gözlemlemiş. Öğretmeninin gözüne bakıp onay aldıktan sonra arkadaşlarıyla tanışmış. Sonra evcilik oynamışlar biraz. Tuba öğretmene, “gel, yap” gibi emir cümleleriyle konuşuyormuş, o da doğrusunu söylemiş. Sonra düzeltmiş hemen, “yapabilir miyiz”lere dönüşmüş emir cümleleri… Resim faaliyeti de yapmışlar hatta, bugün çok yol kat etmişler.  Her an her şey değişebilirmiş, öyle söyledi öğretmenimiz… Bekleyip göreceğiz…

 

 

Okul yolu yokuştur, anneanne pek hoştur

Bugün 4. gün, biraz yol kat ettik, tabii ki annem sayesinde…

Salı günü Duru daha fazla yapıştı bana. Bu kez hiç oynamak istemedi, hep yanında olayım istiyordu. Bir süre sonra da her şeye “hayır” demeye başlayınca bize ev yolları göründü…

Ertesi gün anneannenin götürmesine oybirliğiyle karar verdik. Belki bana bu kadar naz yapıyordu.

Çarşamba sabahı annem götürdü Duru’yu. Başta yine epey zorlamış. Sonra aşağı inmişler resim odasına. Annem orada otururken “çok terledim biraz yüzümü yıkayayım” diye ayrılmış oradan, Duru da göndermiş annemi. Sonra bir daha da aramamış. Tuba öğretmeniyle bahçeye çıkmışlar, kovalamaca oynamışlar… Sonra tam keyifli bir anda “eve gitme zamanı” olduğunu söylemişler Duru’ya, daha kalmak istemiş…

Dün okuldan sonra akşam üzeri bir de parka götürmüş annem Duru’yu, orada da oynamış… Evin yolu da yokuş, zavallı annem, in çık in çık güç versin Allah…

Bu sabah da yine beni bırakmak istemedi, kapıda ne yapacağımı şaşırdım. Akşama işyerinden onun boyaması için çıktı alacağımı, gidip makineyi açmam gerektiğini söyledim. Tırtıl resmi istiyormuş, bir de gergedan…  Zar zor ikna oldu:( Daha önce işyerime geldiğinde printer’ı görmüş, çıktıları alıp bana getirirken çok eğlenmişti.

Bu sabah da önce biraz zorluk çıkarmış, sonra saat 10.30′da aradığımda sınıfta olduğunu söyledi annem. Belki bugün yemeğe bile kalır.

Yarın beklemeyecekmiş…

Sayesinde yine epey yol aldık, sağ olsun var olsun canım annem…

Arama
Son Yorumlar
Lilypie - Personal pictureLilypie Second Birthday tickers