Archive for Ekim, 2012

Bayram öncesi birkaç gezme ve tozma

Epeydir yazmamışım onu fark ettim. Elim de gitmedi nedense… Araya da bayram girince birkaç faaliyeti yazmadan atlamışım.

Mickey’in dans gösterisine gittik, biletler Migros’tan:)

Birkaç gün öncesinden Duru’ya söyledim. Pek sevindi.

Serhan girmedi gösteriye, biz ikimiz seyrettik. Biraz sıkıldı, ara olduğunda “babama gitmek istiyorum” diye tutturdu, zor tuttum.

Gösteri fena değildi, hareketliydi. Birkaç masalı dans eşliğinde anlatıyordu. En beğendiğim bölümse, deniz kızı bölümündeki deniz canlılarının fosforlu fosforlu parladığı sahneydi.

Gösteri 1,5 saat sürdü. Ben de sıkıldım sonlara doğru, neden bilmiyorum. Duru da sıkıldı, final sahnesinden sonra kendimizi dışarı attık. Duru’nun babasına nasıl koştuğunu tahmin edersiniz:)

Bir şeyler yedikten sonra aklıma tiyatrodan kızlar geldi, epeydir görüşemiyorduk. Hazır gelmişken ve vaktimiz de varken Hülyalara bir baskın düzenleyebilirdik:)

Hülya, Sonay ve Esra Sonaylarda yuvarlanıyorlarmış, ben dekatılmak istedim aralarına. Duru’nun inadı üstünde olduğundan duruma alıştıra alıştıra ikna ettim. Hülya’ya bir şey bırakmam gerek, orada biraz oturup çıkarız dedim. Hiç istekli değildi, ben de çok üstüne varmadım.

Sonay’a geldiğimizde kucağıma geldi. Kızlara tembihledim Duru’nun üstüne birden gelmemeleri için. Ona rağmen zor bir alışma süreci yaşadık…

Yarım saatten fazla kucağımda yapışık durdu, ağlaya ağlaya yorgun düştü. Sonra kucağıma alıp masanın başına geçtim. yemekleri görünce biraz keyfi yerine geldi, Esra’nın leziz börekleri moralini yerine getirdi Duru’mun…

Orada sürpriz olarak Nagehan ve bebesi İdil, Binnaz ve bebesi Yiğit de vardı, hem de çok güzel bir sürpriz oldu benim için. Duru İdil’i çok benimsedi, o nereye giderse Duru da peşinden gitti. Kardeşim dedi ona, çok hoşuma gitti.

 

İdil de Yiğit de ayrı ayrı harikalar, nazarlardan korusun yaradan…

Bu da üçünü bir arada tutabildiğimiz nadir anlardan birisi… İdil’i tutabilene aşk olsun:)

Yiğit biraz uyudu. Uyandıktan sonra Duru onunla da iletişim kurdu. En sonunda yorumu şuydu: “Anne, kız kardeşim yaramaz ama erkek kardeşim çok uslu” İdil’e yaramaz değil hareketli demek daha uygun, ayrıca bu işler pek belli olmuşor, bugün uslu bebe yarın pek hareketli olabiliyor:) Güzel taraf ise onlara kardeşim demesi…

Onu bunu bilmem ama bana çok iyi geldi tiyatro grubum ve onların bebeleri. Hem onları hem de tiyatroyu çok özlüyorum, vesileyle birazcık hasret giderdik işte…

Sonaycığıma buradan teşekkür ediyorum. Bize cömert yüreğini, evini ve sofrasını açtığı ve hayatım(ız)a girdiği için…

 

Minicik bir prensesi ziyaret ettik

Uzun süredir istiyordum, sevgili arkadaşım Tijen’in minik bir kızı olmuştu. İsmi Ecesu. 3 aylık olmuş.

Pazar günü aradım, uygunsa ziyeretlerine gidecektik…

Duru da istedi. Baştan pazarlık yaptım, ağlamayacaksın orada tamam mı diyerek… Çünkü bazen yeni ortamlarda arıza yaratabiliyor.

Neyse, Tijen’ler müsaitmiş… Hemen hazırlanıp yola koyulduk.

GPS sağ olsun, kolayca bulduk evlerini.

Tijen’in eşi ve annesi de evdeydi. Gittiğimizde Ecesu uyuyordu. Mis gibi, tombik bir hanımefendi:) Çok güzel ve cin gibi… Resmen konuşur gibi ses çıkarıyor, maşallah…

Duru da çok sevdi. Gidip gidip elini, saçını elledi, yumuşak yumuşak sevdi onu…

Tijenleri de sevdi allahtan, sıkılmadan oturdu…

Bizim yarım saatlik ziyaret oldu 3 saat. Sağ olsun yemek de yapmış, bir sürü uğraşmış arkadaşım…

Uzun süredir görüşememenin acısını çıkardık. Keyifli bir ziyaretti bizim için.

Ecesu’nun bahtı da kendisi gibi güzel olsun inşallah…

Papatya’yı özlemek

Duru tatil günlerini belledi artık. Efendim, o gün ne yapacağımızı kendisi düşünüyor küçük hanım.

“Anne, ben bugün nereye gideceğimizi buldum”la söze başlıyor. Cumartesileri genellikle at günümüz bizim…

Kenan Bey Binicilik harika bir yer, artık alıştık oraya. papatya da var. Burkaç hafta gitmezsek duru özlüyor onu…

Cumartesi sabah önce Çengelköy’e indik Serhan uyurken. Malum havalar çok güzel. Değerlendirmek lazım. Sonrasında da Kenan Bey yolunu tuttuk…

Papatya’yı bekledik biraz. Sıra vardı. 5 yaşlarındaki çocuklar ata öyle güzel biniyorlardı ki imrendim, inşallah Duru da öyle olur zamanı gelince…

Bu kez ona başka bir abi eşlik etti. Duru’ya değişik alıştırmalar yaptırdı…

Önce iki elini havaya kaldırttı, denge duruşu yaptırdı.

Benim yüreğim ağzımda tabii…

Sonra tek elini yanda tutmasını söyledi, yaptı bizimki de…

Bu arada şarkılar söylüyor, abiyle sohbet de ediyor bir yandan:)

Derken birden atı koşturmaya da başladı, baktım gidiyor bizim kız:)

Turun sonuna geldik. Papatyasını sevdi Duru…

Acıkmış, çorba içti, ekmeklerini de tavuklara verdi.

Ağaca çıkardım onu, koala gibi sarıldı yine.

Yanında da ben bittim hemen, sevdim bu resmimizi…

Epey zaman geçirdik. Gitme zamanıydı yine…

Papatyalı bir günün sonuna daha gelmiştik…

 

İzinli ve keyifli…

Dizi ismi gibi oldu…

Geçen cuma izin aldım, evdeydim. Mutlu mesut bir gündü.

Duru da bunu bildiği için çok keyifli uyandı, “anne bugün tatil misin, işi gitmeyecek misin” diye sordu birkaç kez… Zavallım inanamadı herhalde.

Kalktık, baktım hava harika, kahvaltıyı balkona hazırladım. Duru, kahvaltılıkları masaya götürüp bana yardım etti. Oturduk, güneşten pişe pişe kahvaltımızı zor ettik:)

Neyse, hemen öğlen oldu. Evde olunca zaman nasıl geçiyor anlamıyorum. Giyindik, okul yolunu tuttuk üçümüz.

Duru neşeyle gitti okuluna.

Hiç zorluk çıkarmadı. Oraya gittiğimizde Semiha öğretmen karşıladı bizi, Duru öğretmeninin kucağına atladığı gibi bayıla bayıla sınıfın yolunu tuttu.

Biz de annemle pazarın yolunu tuttuk…

Uzun süredir bu kadar keyifle dolaşmamıştım pazarda, çok severim. İş çıkışı ancak Çengelköy pazarının toplanışına yetişiyorum. Hava da güzeldi, yorulana kadar dolaştık.

Eve gittiğimizde saat 3′e geliyordu. Duru’ya sürpriz olsun diye hemen kurabiye yaptım, yemek yedik derken Duru’yu alma vakti geldi. Saat 4′te yola düştüm.

Kapıda bir sürü veli bekliyordu. Aşağıda Tuba öğretmen vardı. Baktım benimki merdivenden heyecanla iniyor. Sarıldık birbirimize. Öğretmenleriyle resmini de çektim, çok güzel çıktı. Belki istemezler o nedenle koymuyorum buraya.

Duru eve gitmek istedi hemen.

Sonrasında da biraz kudurma, biraz kitap, biraz televizyonla geçiverdi zaman.

Pazardan aldığımız barbunyaları verdim önüne, severek ayıkladı.

Serhan geldi. Yemek yedik derken gün bir baktım bitivermiş.

Önümüzde 2 koca gün daha tatilin olmasının verdiği rahatlıkla huzur içinde uykuya daldık:)

 

 

İnsanlık için küçük ama bizim için büyük bir adım

Yahu buna da sevinilir mi demeyin, biz ne aşamalardan geçip bu hallere geldik:)

Dün ilk kez okulda tuvalete gitmiş Duru. Aslında orasını anlayamadım. İlk kez dün söyledi bize, okulda çişimi yaptım demiş anneme.

Oysa, istemem, yapmam diyordu.

Öğretmeniyle konuştum, “Evet, onu zaten yapıyordu, önemsiz bir şey diye söyleme gereği duymadım” dedi, demek ki daha önceden de yapmış bunu.Üstelik kendisi temizliyormuş bir de…

Dedim ya, insanlık için küçük ama bizim için büyük bir adım:)

Arama
Son Yorumlar
Lilypie - Personal pictureLilypie Second Birthday tickers