Archive for Aralık, 2012

Büyük bir adım…

Geçen hafta cuma kar yağmıştı. Ben de allahtan izin alıp gitmedim o gün işe. Zira önceki gün bir lokmacık kardan etkilenen İstanbul’um bana kazığını attı ve Çengelköy’den eve doğru vasıta bulamadığımdan onca yolu yürümek zorunda kalmıştım. Neyse, geçti bitti…

Cuma sürpriz bir telefon geldi. Ebrular da işe gitmemişlerdi ve bana kahve içmeye geldiler.

Duru heyecanlandı tabii, hemen üzerini değiştirtti bana, jilesini giymek istedi, saçını da yaptık, hazırdı misafirlerini karşılamaya…

Geldiler, Selçuk’a ayrı bayılıyor Duru, bir sarıldı ki… Selçuk’un canlılığı ve neşesi Duru’yu ayrıca coşturuyor, o yüzden de çok seviyor…

Kahveler içildi. Bu arada Güneş, Duru’yla birlikte bir önceki akşam yeşil kartondan yaptığımız çam ağacını beğendi. Bir ara Duru’nun kulağına eğilip “Durucum, ağacı Güneş’e hediye edelim mi” diye sordum. Tabii ki cevbımı aldım, hiç üstelemedim sonra.

Neyse, ayrılık vakti geldi. Ayakkabılar giyildi, vedalaşıldı. İşte tam o sırada benim güzel kızım içeri koşup Güneş ablasına çam ağacını getirdi. “Güneş, bu senin” diyerek verdi ona.

Çok duygulandım. Benim kızım, benim söylediğim şeyi aklında tutmuş, onun muhasebesini yapmış, kararını vermiş ve uygulamış…

Saygıyla eğiliyorum…

Kek ve kurabiye yapım faaliyetleri

Bazı akşamlar ne yapsam ne etsem sorularımı kek ya da kurabiye yapımıyla cevaplıyorum. Duru da keyif alıyor, sonra oturup yiyoruz ailece:)

Genellikle cuma ya da cumartesi akşamları ya da ben evde izinliyken yapıyoruz. İki hafta sonu Serhan yoktu, dolayısıyla dışarı çıkmadık pek, hava da kötüydü. Pizza yaptık birlikte. Hellim, mantar, kaşar ve domates soslu. Çok lezzetli oluyor. Hamurunu ben yapıyorum, Duru domates sosunu sürüyor, mantar ve zeytinleri diziyor. Doğru fırına. En son üzerine biraz peynir rendesi, işlem tamam…

Havuçlu kek denememiz bu da. Güzel oldu.

Yılbaşı nedeniyle yılbaşı kurabiye tarifi buldum. Benim istediğim kıvamda değil ama Duru bayıldı. İkidir ondan da yapıyoruz.

Kış geldi, hamur işi depreşti:)

Kestanenin “k”sı düştü dile:)

Cumartesi-pazar yoktu Serhan. Hatta cuma akşamından yoktu. Cuma mesaideydim, eve gece 12′de geldim. Serhan da olmayınca Duru bunalıma girmiş resmen. Eve geldiğimde kafayı gömmüş yatıyordu. Bir asabi bir asabi, beni de istemedi, bağırdı. Babasını özlemiş:( Hıçkıra hıçkıra ağladı. Zor sakinleştirdim. Mesainin üstüne tuz biber oldu bu da. Uyuduğunda saat 2′ye geliyordu…

Neyse ertesi gün daha iyiydi. Kahvaltı ettik, hava da güzeldi. Dışarı çıktık, parka gittik biraz. Dönüşte pizza yaptık. Afiyetle yedik. Morali düzeldi. Parktan topladığımız yapraklarla ağaç oluşturduk. Epey vakit geçti, Duru’nun da hoşuna gitti…

Pazar günü evdeydik. Hava kötüydü zaten. Duru’ya Tübitak yayınlarından “İlk Resim Kitabım”ı almıştım. İçinde bir sürü şeyler var yapacak, birlikte onları kestik, boyadık, çizdik, yapıştırdık… Duru da çok hevesliydi, epey uğraştı.

Çok enteresan, babası aradığında onunla konuşmak istemedi. Belki de kendince tavrını koydu…

Akşam yemeğinden sonra dede bize kestane yaptı. Onu da yiyince Duru’nun dili çözüldü:) K’ları T olarak söyleyen Duru K’ları K gibi söylemeye başladı:) Buna kendisi de şaşırdı, bir süre pratik yaptı:

“Anne, bak, pe-li-Kan”

“Anne, Ka-buK”

….

İçinde K harfi geçen kelimeleri bulup kulağıma yavaş yavaş, heceledi.

Tıpkı yeni yürüyen bir çocuğun temkinli adım atması gibi, çok ilginç. Bu harf onun için yeni olduğundan biraz da bastırarak söylüyor:) 16 Aralık 2012, K’nin dile düştüğü tarihtir:)

Tabii ben manyak bir anne olarak çocuğumdaki bu ilerlemeden de burulacak bir taraf buldum:(

Benim k’ları söyleyemeyen, yok’lara yot diyen bebeğim, büyüyordu…

Vallahi iflah olmam ben…

Neyse, Serhan geç geldi. Duru da ben de uyuyorduk o geldiğinde.

Biz kavuştuk ama baba-kızın kavuşması sabaha kaldı.

Uyumadan önce “Babam gelecekti hani, gelmedi” diye sordu bana.

Pazartesi sabahı kavuşmaları da biraz “nazlanarak” oldu, tavrını sürdürdü Duru. Hemen koşmadı babasına…

Babasının ona aldığı “My Little Pony” serisinden minik atı ve çikolataları görünce çözüldü tabii…

Bu ayrılık zor oldu bu kez, önümüzde Ankara maçı var, 3-4 gün yok yine bizim bey, bakalım küçük hanım buna ne diyecek??

 

 

 

 

Servisi de hallettik mi??

Duru’yla ilgili şeylerde hiç kesin konuşmak istemiyoru. Tam her şey iyi gidiyor derken birden olaylar tersine dönebiliyor.

Geçen hafta hasta olduğundan sinirleri de epey yıpranmıştı doğal olarak. Aksilik dizboyu… Neyse ki yavaştan normale dönmeye başladı, şimdilik…

Geçen hafta hastalanınca okula da gitmedi. Temizlik var, tamirat var masalını da bir yere kadar yedi tabii. En son cuma günü göndermeye niyetlenince “Ben iyileşmedim, hastayım, okula gidemem değil mi” deyince Duru’nun da “olduğunu” anladım:)

Geçen gün çok istedi, “annem beni okula hiç götürmüyor, o götürsün” deyince akan sular durdu tabii. Tuttum elinden, okulun yolunu tuttuk. Ağlamaklı gitti, Tuba öğretmenini görünce koyverdi kendini… Öğretmeni ne yaptı etti, aldığı gibi kucağına sınıfa çıkardı. Almaya gittiğimde o çocuğun yerinde başkası vardı, çok mutlu, neşeli, enerjik bir Duru koştu kucağıma. El ele tutuşup evin yolunu tuttuk. Duru’ya çorba yapmıştım. Bağırsaklar bozuk olduğundan patates ve evdeki siyah havuçtan yaptım çorbayı. Tadı güzeldi fakat rengi, alıştığı çorbalardan farklıydı. Görünce pek sevmedi tabii. “Anne, ben değişik yemekleri sevmiyorum, mesela bu çorba gibi” dedi üstüne de… Saygıyla eğildim:)

Neyse, bu aralar durumlar böyle işte, parçalı bulutlu, bazen gök gürültülü ve sağanak yağışlı…

Bugün ilk kez okula servisle gitti. Gierken annem de binmiş, öğretmenine bir şey bırakacağım demiş. Biraz ağlamaklı olmuş tabii bizimki. Ama dönüşte pür neşe, çok memnun dönmüş okuldan. Servisteki görevli kadın “çok iyiydi, arkadaşlarıyla konuşa konuşa geldi” demiş:)

Çok memnun oldum, sevindim. Çok da sevinmemek lazım tabii, ne de olsa Duru bu, ne yapacağı belli mi olur??

 

Nihayet süsledik

Bu Aralık ayında da ağacımızı süsleyebildik nihayet. Duru hasta olduğundan birkaç gün ertelemiştik.

Dün kendini daha iyi hissediyordu, öyle olunca da daha fazla ertelemeyelim dedik.

Çıkardık ağacımızı, süslerimizi. Babasıyla Duru süsledi ben de çekim yaptım her zamanki gibi:) 2 süsü elime verdi Duru, bunları da sen tak anne diyerek…

Akşam salondaki koltukta uyudu Duru önce. Sadece ağacın ışıkları yanıyordu. Bir ara sesi geldi, içeri gittim, baktım yüzünde bir gülümseme, uyanmış ağacı seyrediyor. Sonra mutlu mutlu yine uykuya daldı…

İçim ısındı…

 

Arama
Son Yorumlar
Lilypie - Personal pictureLilypie Second Birthday tickers