Archive for the ‘4. ay’ Category

Bulut ve Duru

Cumartesi günü kahvaltıya gittik Karabulut ailesiyle, epeydir üçlü olarak görüşemiyoruz…

Sabah doktor kontrolü vardı önce, tesadüf ki Bulut’un da bizden bir önceki randevuymuş. Gittiğimizde bizi Bulut karşıladı, hemen Duru’yla kaynaşıverdiler.

İşimiz uzun sürmedi, her şey yolunda, boy 102,7, kilo 17,7. Biraz çekinik davrandı ama yine de göğsünü dinlemeyi, kulağına ve ağzına bakmayı başardı Yıldız Hanım.

Kahvaltı mekanı Beyaz Fırın’dı. Bizi bekliyorlardı. Biz kahvaltı olayına Duru da oyuna dahil oldu hemen.

Bu kez çok güzel anlaştı ikisi. El ele tutuşup yürümeler, birlikte kaydıraktan kaydırmalar, araba yarışları… Bir ara yorulmuş olacaklar ki aynı sandalyede oturup dinlendiler, eh, birazcık işte…

Bir ara Duru, kendinden küçük sarışın bir erkek çocuğunun yanına oturdu, sevdi herhalde.

Bulut bunu görünce derhal ayırdı ikisini.

Aralarına oturdu, Duru’yu ittire ittire uzaklaştırdı:)

Buna “erkek kaprisi” de diyebiliriz:)

Oradan çıkınca Caddebostan Parkı’na gittik.

El ele tutuşup yürüdüler güzel güzel…

Bebeler çayır çimeni görünce pek eğlendiler. Hatta o kadar eğlendiler ki birbirilerinin üzerlerine bile çıktılar:)

Son nokta ise Seher’i yere yatırmalarıydı…

Hava çok sıcaktı. Bebeler çok terlediler, hem de çok yoruldular. Bulut arabasında uyuyakaldı. Oradan kahve içmeye gittik. Bizimki son enerjisiyle kurabiyesini kemirdi.

Dönüşte kucağımda sızıverdi, arabaya kadar bile dayanamadı. Çok eğlenceli bir o kadar da yorucuydu Duru için.

Bizim için de güzel bir gündü. En çok da bebelerin anlaşmasına sevindim, hiç bu kadar uyumlu olmamışlardı…

Tekrarını diliyorum…

 

Göktaşı mı??

Dün akşam televizyonda çocuk kanalının birinde uzayla ilgili bir belgesel var. Seyrediyoruz.

-Anne

-Efendim yavrum?

-Dünyamıza göktaşı mı çarpacak?

-Yook

-Güneşe çarpacak o zaman

-Yok kızım, nereden çıkarıyorsun?

-Anne, bu bir göktaşı, nasıl bilmezsin??

-Öhö, hık????

Duru da öğreniyor:)

Bu sabah iyi kalktı maşallah. Haftalardır, daha doğrusu okula başladı başlayalı sabah kalktığında ilk sorusu “Anne bugün tatil mi?”, sonrası malum, ağlamalar, “anne sen işe gitme, seni özlüyorum, annemi istiyorum”. Sonra da ben okula gitmek istemiyorum. Her sabah işe geç gidiyorum, önce Duru’nun gönlünü hoş edip ondan sonra eh işte, biraz sakinleyince düşüyorum yollara…

Bu sabah iyiydi ama. Yine ilk sorusu “anne tatil mi bugün” oldu. Biraz sarıldık, oturduk. Kitap okudum falan. Sonra birkaç kez öksürdü. “Anne çok öksürüğüm var, bugün okula gidemem değil mi” dedi:) Duru da öğreniyor hinlikleri.

Öğlen aradılar yine, Duru ağlıyor “seni özlüyorum” diye:( Sonra birkaç şey söyledim, gülen çocuk ol falan diyerek moralini yükselttim:) Güle oynaya gitmiş bugün, maşallah…

Bakalım, 1 ay olacak neredeyse, umarım artık biter ağlamalar…

Dedeyle bir anekdot ve okul sorunsalı

Duru: Dede, sana bir iyi, bir de kötü haberim var…

Dede: Neymiş yavrum?

Duru: Önce ağladım, sonra sustum…

Dede: :) )

Okul hâlâ sorun. Sorunu büyütmeyeyim çabuk geçer diyorum yine olmuyor. Pazartesi kusmuştu, dün resmen dil cambazlığı yaparak gönderttim okula. Kesinlikle gitmek istemiyorum diye ağlamış. Zavallı annemin de doğal olarak morali bozuluyor, yine kusar gibi olmuş, yemek bile yedirmemiş. Ben aradım, Duru’yla konuştum. “Tuba öğretmen sana dinozor hazırlamış, onları gösterecekmiş fakat sen gitmeyince üzülmüş, bugün bekliyor” dedim. Dinozor kelimesi anahtar bizim için, onu duyunca gitti. Kapıdan ağlayarak alıyorlarmış içeri:( Annemde moral sıfır tabii. Ben iki gün yaşadım onu, çok zor, biliyorum. Gün içinde çok iyiymiş, zaten 1 dakika sonra susuyor diyor annem…

Okul başladığından beri sabahları beni de bırakmıyor, ağlıyor, kucağıma yatıyor… Ne yapacağımı nasıl davranacağımı bilemiyorum. Hakikaten bu kadar zor olacağını tahmin etmemiştim. Tüm zorluğu annemde fakat işteyken de o kadar zor oluyor ki… Kafam sürekli orada, acaba mutlu mu, ağladı mı, stresli mi, sıkılıyor mu… Zorla göndermekle iyi bir şey yapmıyor muyum acaba. Evde de yazıktır, bugün Tuba öğretmenle de konuştum, o da aynı şeyi düşünüyor. Sınıfta o kadar iyi ki diyor. Duru ağlayarak acaba beni-bizi mi kullanıyor yoksa hakikaten nefret mi ediyor orada olma halinden…

Çok zordayım a dostlar…

 

Yavaştan her şey yolunda…

Duru kreşe başlayalı 2 hafta bitecek. Epeyce yol kat etti, annem sayesinde tabii…

Sabahtan götürmüyoruz artık. Geçen gün “sabah kafam tuhaf oluyor, öğleden sonra gidelim” dediğinde bunu daha iyi anladık:) Çocuğumuz ayılamıyor demek ki:)

Bu hafta pazartesi gününden beri öğlen gidiyor. 2 gibi götürüp 5′te alıyor annem. “Ben gazete almaya gidiyorum geleceğim” deyip eve dönüyormuş. Duru onu orada biliyor, gizlice onu izlediğini düşünüyor şimdilik. Aşama aşama… Bakalım…

Dönüşte çok neşeliymiş, normalde yarı yolda kucağa alınmak ister koca dana:) Bu sefer hiç istememiş, hem de çantası sırtında yürümüş. Okulu benimsediğini anladık böylece…

Öğretmeniyle görüştüm Duru’nun. “Bana göre Duru tamamen açıldı, neşeli, esprili, hem kendisi eğleniyor hem bizi çok güldürüyor” dedi bugün.

Dün akşam yemek yiyoruz, Duru “Tuba öğretmen bana kızdı” dedi. Ben onun Duru’ya kızmayacağını biliyorum, “Belki birazcık seni ikaz etmek istemiştir” dedim. Sonra biraz durdu, “Ben Tuba öğretmene kızdım” dedi bu sefer. “Yemek yemedim, kızdım ona, ağladım” dedi. Ben de “Yemek yemek istemeyebilirsin ama o senin büyüğün, lütfen kibar bir dille bunu anlat, teşekkür ederim öğretmenim, şimdi canım istemiyor, diye söyle, o anlar, bağırmak yok, o seni çok seviyor” dedim. “Tamam annecim, bir daha bağırmayacağım” dedi…

Neyse, sabah Tuba öğretmen aradı. En ufak bir şeyi hemen paylaşıyorlar, güzel bir yaklaşım. Hele öğretmeni, çok ilgilendi bu alışma devresinde Duru’yla, sağ olsun var olsun… Dün kurabiyesini yememiş, o da ısrar etmemiş, iyi de yapmış. Durumu anlattım, Duru size bağırdı mı diye sordum. Bunların hiçbiri olmamış meğerse, bütün çocuklar kurabiyelerini bitirmişler,  bizimki bakmış, hiç dokunmamış. Sonra gözleri dolmuş, kurabiyeyi yemeyeceğini söylemiş. Yani kısacası tüm bana anlattıklarını kendi kafasında yaşamış bizi kızımız:) Tuba öğretmene göre de Duru’nun kendisini denediğini söyledi. O da ısrarcı yaklaşmamış, benim de bu konuda ısrarcı olmadığımı görünce içi rahatladı… Zorla yemez zaten Duru, bir gün muhakkak yiyecek ayrıca da, acele etmenin gereği yok…

İyiymiş, her şey yolundaymış. Sınıfın çiçeği o diyorlar… Seviniyorum böyle şeyleri duyunca.

Geçen gün itfaiye gezisi vardı. Akşam çok eyecanlıydı Duru, gitmek istiyordu. Sabah olunca baktım niyeti yok. Birkaç kez söyledim, anlattım ama yok. Sanırım tek başına bir yerlere gitmek için yeterli güveni duymuyor. Haklı da olabilir, daha 3,5 bile değil…

Dün akşam Duru’yla konuşuyoruz, öğretmeninden bahsediyordu, Tuba mı diye sordum. “Hayır anne, Tuba öğretmen diyeceksin” diye düzeltti beni:) Öğretmenini benimsediğini anlıyoruz buradan…

Kendi kendine şarkı mırıldanıyordu, “tabii ki de okulda öğrendim dedi”:)

Bugün oyuncak günüydü, herkes evinden oyuncak götürecekmiş. Bizimki tabii ki teyzesinin aldığı stegosaurus’u ve yunusunu götürmüş okula:)

Okulda su matarasını unutmuş geçen gün. Annem tembihlemiş “öğretmenine söyle de çantana koysun” demiş. Dün baktık çantasında, unutmamış istemiş:)

Bu aralar çok keyifli. Şimdilik her şey yolunda görünüyor.Dün akşam kitap okuduk birlikte, sarılıp koklaştık bol bol. Bu aralar kedi olmaya pek meraklı, miyavlayıp duruyor:) Kimi zaman da dinozor, orada da yapıyor herhalde, öğretmeni söyledi, “ne taklitler yapıyor, erkek çocukları gibi kükreme sesleri bile çıkarıyor” dedi, sanırım t-rex sesinden bahsediyor:)

Okul yolunda da epey yol kat ettik özetle…

 

 

Arama
Son Yorumlar
Lilypie - Personal pictureLilypie Second Birthday tickers