Archive for the ‘Fotoğraflar’ Category

Bulut’lu bir hafta sonu:)

Hava çok güzeldi hafta sonu, pazar günü özellikle. Evimizde ise Bulut vardı:)

Pazar günü kahvaltıya Bulut, Seher ve Tolga geldiler…

Kaç zamandır sayıklıyordu benim kız Bulut’u, çok seviyor. Hep de biz gidiyorduk, bu sefer hayatımızda bir değişiklik yapalım dedik.

Duru çok heyecanlıydı Bulut gelecek diye.

Kapıda karşıladı Bulut’u, sarılıp öpmek istedi ama Bulut yanaşmadı pek:)

Sanırım kızımın aşkı karşılıksız:)

Neyse işin şakası tabii aşk meşk:)

Çocuklarla ne kadar olabilirse o kadar bir kahvaltı yapabildik.

İkisi de diretince hayat daha zor oluyor, ne yazık ki 3 yaş sendromlu bebeler bunlar:) Birisi “benim” diyor, öbürü “hayır benim” diyor, biri ağlıyor, diğeri bağırıyor. Duru’ya puzzle ve bir araba hediye etti Seher. O da paylaşılamadı bebeler arasında. Neyse ki Seher’in pratik çözümleri arada hayat kurtardı da bebeleri sakinleştirdi:)

Hop, durun bakalıııımmm:)

Bir ara kazayla bir yumruk savurdu Bulut Duru’ya. Canı çok yandı ki epey ağladı, bir de kustu yine. Ondan önce 10 tane falan draje çikolata yemişti, bakınız:

Çikolata da bir kavga konusu idi, paylaşmaya yanaşmadılar pek...

Sinirleri bozulunca mide kalktı iyice herhalde. Olacak öyle şeyler, normal…

Bir ara güzel oynadılar. Duru Bulut’un arkasına geçiyor, ensesinden öpüyor, Bulut da kikirdeyerek koşuyordu. Böyle aksiyon oyunlarında iyi anlaşıyorlar:)

Bir de Bulut’un saklanma oyunu var, nasıl anlatsam ki:) Belki fotoğraflar yardımcı olur.

Saklanan adam

Koltuğa oturup gözünü kapatıyor, Duru onu arıyor, Bulut’ta hiç ses yok:)

Duru, Bulut'u uyandırmaya çalışıyor

Sonra gözünü açınca Duru kikirdiyor bu sefer…

Kikirdeyen Duru, arkada saklanan adam istifini bozmamış:)

Çok çok alemlerdi ikisi de…

İkisi de farklı dünyalarda, biri çakıyor, öbürü boncuk atlatıyor...

Baktık hava güzel, evde durulacak gibi değil. Uzun zamandır Darıca Hayvanat Bahçesi’ne gitmeyi istiyorduk. Kahveleri içtikten sonra yola koyulduk. Yolda ikisi de sızdılar. Yeni bir yer için enerji depolamaları gerekiyordu:)

Sanki anlaşmış gibi herkes oradaydı sanki. Kalabalıktı epey. Genelde bakımlı bir yer, bazı hayvanları öyle küçük yerlere kapatılmış görmek üzdü beni tabii…

Mesela bu ayı yukardan atılan fıstıklar için şekilden şekile giriyordu, çok üzüldüm...

Bir sürü hayvan vardı orada. En çok pantere bayıldım, çok asildi, bir de Sibirya kaplanına… Pençeleri dev gibiydi… Bir de zürafaları sevdik…

Çocuklar açık havayı bulunca koşturdular.

Tikicanlar gezintide...

Duru gezinin büyük kısmını babasının tepesinde tamamladı.

Baba tepesi, uzun geziler için en güzel yer:)

Bulut’la ayrı takıldılar genellikle…

Dans ediyor burda...

Bulut tüm gün koşturarak turu tamamladı.

Bebelerin enerjisi tükenmiyordu. Ama ben o kadar yorulmuştum ki sona doğru bütün hayvanlar aynı görünmeye başlamıştı bana:)

Daha görülecek hayvanlar vardı ama yanaşmadım ben, onlar beni görsün isterlerse dedim:)

Giderayak bir dinozor maketi Duru’nun ilgisini çekti epeyce, sevmek istedi, anca ayağını yakalayabildiler babasıyla…

Çocuklara değişiklik oldu, bize de…

Takatim kalmadığından ayrıldık oradan…

Annemlere doğru yola çıktık…

 

 

 

Tatilden diğer kareler…

 

 

Neşeli boncuk

Animasyonda, artık öğrenmiş ne yapılacağını

Bu bölümde tüm çocuklar çığlık atarak merkeze doğru koşuyor, çocukları deşarj etme yöntemi...

Bana poz veriyor, nereden öğrenmişse:)

Bunu da sevdim...

Burada ne diyor hatırlayamadım:)

Bunu da çok sevdim, restorandayız

Burada babayı bekliyoruz

Şımardığı anlardan biri

 

Gün batarken babayla aşk yaşıyor...

Plaj gülü...

Bikinili taze...

Gözlük merakı, şimdilerde çanta merakı da başladı, çantasız çıkmıyor dışarı:) Kime çektiyse kokoş...

Bu masum halini çok seviyorum, melek gibi...

Minik bir kız çocuğu o artık

Hıdiv Kasrı’nda keyifli bir gün

Yer: Hıdiv Kasrı

Tarih: 15 Mayıs, Pazar

Bol bol taş topladı bizim minik. Taşıyamadığını da ya bana verdi ya babasına. Her yer yeşillikti, güzeldi. Orayı da seviyorum…

Gözlük sevdası

Bu gözlük, Duru’nun kuzeni Selin’in çocukken taktığı gözlük, aylar öncesinde gelmişti bize. Duru kavramları yeni yeni öğrenirken kitaptaki gözlük resmini bununla özdeşleştiriyordum. Taktırmıyordu, ben de kaldırmıştım.

Cumartesi çekmeceleri karıştırırken gördü Duru. Aldı eline ve gözüne takıp takıp çıkarmaya başladı. Bu durum bana iyi fotoğraf malzemesi sağladı. Gözlükle oyunu bitince de bana verip yerine kaldırmamı istedi. Geriye de bu kareler kaldı…

Aydiii-eeee

Bu da nesi, diyor insan ilk kez duyunca. Bilmesem ben de öyle derdim. “Aydii-eee” Duru dilinde “Aydede” demek.

Yolculukta, orda burda giderken gökyüzünde yıldızları Ay’ı gösterip “aydede” diyorduk. O da aydedeyi kendine göre “aydii-eee” olarak çevirdi.

Duru’da 1-2 haftadır, gördüğü objelerin ismini söyleme durumları başladı. Mesela televizyonda araba görünce “aaba” diyor, abi-abla görünce onları işaret ederek “aabi aba” diyor. Bir de beyaz saçlı, sakallı adam görünce de “dede” diyor. Dün gazetede Einstein’ın resmini görmüş ona “dede” diyordu:)

Ona birkaç kitap almıştım. Bir kısmını çekmecede tutuyordum, tek tek çıkarıyorum sıkılmasın diye. “Uykucu Arı” diye bir kitap da almıştım, onu çıkardım dün akşam. Orda Ay resmi vardı, baktım işaret ediyor “Aydii-eee” diyerek. Resimlerine bakıp oyalandı epey.

Telefonda konuşma oyununu çeşitli objelerle oynuyor. Dün akşam, ekmek poşetini almış, sapından tutup kulağına götürerek “Anoo” diyordu. Sonra koluna takıp gezmeye başladı evin içinde.

Yine geç uyuyor, benim pil bitiyor:) Bilmem kaç kez emdikten sonra hâlâ uyumayınca son dokunuşu kucakta yapıyoruz. Kucağıma alıyorum, yumuşacık sarılıyor, gezerek, masal anlatarak uyutuyorum en sonunda. Neyse ki gece çok fazla uyanmadı dün akşam. Ben de uyuyabildim azıcık.

Arama
Son Yorumlar
Lilypie - Personal pictureLilypie Second Birthday tickers