Archive for the ‘1. YIL (10 Haziran 2009-10 Haziran 2010)’ Category

Emeklemede gelinen son nokta

Duru emeklemeyi keşfetti demiştim daha önceki yazılarımda. İstediği yere gidebiliyor artık emekleyerek. Dün gece saat 11′de de geri geri sürünmeyi öğrendi birden. Duru geç de olsa emeklemenin kitabını yazabilir tecrübeye erişti böylece:)

Minik Duru sevgi kelebeği

Duru her çocuk gibi dışarı çıkmaya bayılıyor. Biz de her fırsatta onu bir yerlere götürmeye çalışıyoruz. Sosyal bir çocuk olarak gittiği her ortamda mutlaka birini bulup göz kontağı kuruyor önce, sonra da gülüp ilgi odağı olmaya çalışıyor.

Akşamları işten eve gittiğimde onu aşağıya indiriyoruz. Aşağıda oynayan çocuklara bakıp çığlıklar atıyor, bayılıyor onlara.

Dün de annem aşağı indirmiş. Aşağıda hemen hemen onunla yaşıt bir erkek çocuğu varmış Annem anlatıyor, ona doğru kollarını uzatıp bir koşuşu vardı ki görmeliydin diyor. Bizimki çocuğa doğru koştukça çocuk da geri çekiliyormuş:) Sevgi kelebeği küçük pıtırcık… Bakalım daha neler göreceğiz:)

Gel babası gel

Serhan pazar gününden beri yurt dışında. Bizim odada duran bir çerçeve var, sayfa sayfa. İçinde bizim düğün resimlerinden birkaçı duruyor. Duru o resimleri açıp bakmaya bayılıyor. Dün akşam eve gittiğimde yine o çerçeveyi karıştırıyoruz birlikte. “Bak bu kızımın annesi babası”, işte resimlerde kimler varsa onların adlarını söylüyorum. Babasının resmine baktı, “babam” dedi ve ağzını resme değdirip öptü. Çok duygulandım. Özlemiş herhalde canım benim.

Zaman 1′e 8 var

Canım kızım geçen sene bu zamanlar karnımda son günlerini geçiriyordu. Hep söylüyorum, Duru’dan sonra zaman daha hızlı geçer oldu. Bugün güldü, gazı oldu, bugün adım attı, şunu söyledi, bunu yaptı derken 1 sene nasıl geçti, ne zaman bu kadar büyüdü, birey haline geldi anlamadım.

Duru’nun doğum günü yaklaşırken beni de bir telaş aldı. Pastası, süsleri, hediyesi, ikramlar vs. hepsi güzel olsun istiyorum. Evim çok büyük olmadığından ancak sadece aileleri ve Duru’nun doğumundan beri yanımızda olan çok yakın birkaç arkadaşımı doğum gününe davet edebileceğim.

Geçen pazartesi izinliydim yine. Doğum günü için gereken, kafamda olan birkaç şeyi hallettim ben de. Süsleri, davetliler için minik sürprizlerimi aldım. Şimdi sırada pasta var, onun siparişini vereceğim.

Herkes ne alalım diye soruyor ama ben de bilmiyorum ki. Biz ne alacağız Duru’ya onu da bilmiyorum. Araştırıyorum internetten, bakalım…

Doğum günü hafta içine denk geldiğinden 13 Haziran’da yapacağız kısmetse. İnşallah herkes için güzel bir gün olur. İlk doğum günü olduğundan önemli benim için. Umarım en başta Duru’cuğum eğlenir, gün onun günü ne de olsa…

Duru’da yeni numaralar

Duru artık emeklemeyi söktü:) Emekliyor, tutunup kalkıyor, istediği zaman yine oturuyor. Annem geçen gün Duru’yu salonda bırakıp mutfağa gitmiş 2 dakikalığına. Geldiğinde bir bakmış emekleyerek sehpanın oraya gitmiş, sehpaya dayanıp kalkmış, menekşelerle haşır neşir olmaya başlamış. Artık mama sandalyesine oturtup öyle ayrılıyoruz başından.

28 Mayıs gibi de işaret parmağıyla objeleri göstermeye başladı. Ben de onun taklidini yapıp işaret parmağımla onun parmağıma dokunuyorum, muzip muzip gülüyor.

Duru’nun kelime dağarcığına yeni bir kelime daha eklendi: Gel. “Ge ge” diyor. Babası Almanya’ya gitti iş için. Telefonda gel gel dedirtiyorum, bir de giderken bavuluna iki minik çorap koymuştum. Bavulunu açınca aradı, bavulumda kaçak yolcu var dedi:) Bakalım Serhan döndüğünde ne yapacak bizimki, ilk kez bu kadar uzun ayrı kalıyoruz ondan.

Geçen cuma akşamı işten dönüyorum, merdivenlerden çıkarken annem Duru’ya “anne” dedirtmeye çalışıyor her zamanki gibi ve nihayetinde başardı:) “Anne” dedi, canı isterse diyor ama baba, mama, meme gibi kolayca söylemiyor.

Dün sabah da ilk defa “bebe” dedi. Kendi kendine tekrarlıyordu “bee bee” diye. Bir de sıkça “agaaa” diyor:)

Bir de annem öğretmiş, “kulağın nerde” deyince kulağını gösteriyor. Gözün nerde deyince eliyle gözünü kapatıyor. Saçını gösteriyor. Böyle de numaralarımız var. Burnunu da keşfetti, daha doğrusu deliklerini:) Büyük tavşanına olan hayranlığı halen devam ediyor, çok seviyor onu, üzerine yatıp sarılıyor.

Bir de akşamları salondaki koltuğa oturuyor. Önce her zamanki gibi koltuğun minderlerini çekip kenara alıyor, yani bize almamızı söylüyor. Sonra sırtını koltuğa dayayıp popoyu kaydırarak aşağı oturuyor. Tülü çekip kendini tülün içine alıyor. Geçen akşam tülün içinde boğuşurken ter içinde kalmış:)

Yaz geldi, havalar artık geç kararıyor. İşten gelince mümkün olduğunca onu dışarı çıkarmaya çalışıyoruz. Ben, ben indiremesem babası aşağı indiriyor. O da kedilere, orda oynayan çocuklara bakıp çığlıklar atıp eğleniyor. Dışarıya çok alıştı, elimden tutup kapıya götürüyor, heyecanlanıyor. Geçen pazartesi evde olduğumdan yakınımızdaki parka götürdük onu. Salıncağa bindirdik. Çok sevdi. Hiç sesi çıkmadı. Oralarda turladı, eve gelince de yıkadım, banyo yaptırdım Yorulmuş olmalı ki gece güzel uyudu. Dün akşam da yine aşağı indirdim. Apartmanın girişinde 2 basamak var. Dün onlara taktı. Belki 10 kez inip inip çıktı. İniyor, iki adım atıp dönüp tekrar geliyor, merdiveni çıkıyor, tekrar iniyor. Başımı döndürdü:)

Duru’dan yeni numaralar şimdilik bu kadar…

Arama
Son Yorumlar
Lilypie - Personal pictureLilypie Second Birthday tickers