Reklam çocuğu

Öyle imiş kendisi. Trafik dedektifi diye bir şarkı söylüyor ama hareketleriyle falan. “Aaa ne güzelmiş, kim öğretti” diye sordum “Reklam çocuğuyum” cevabını verdi. İlk önce anlayamadım bu cevabı. Sonradan anladım ki bu şarkıyı reklamlardan öğrenmiş:)

Böyle kıvrak bir cevabı anında yapıştırması hoşuma gitti. Fakaaat, reklam çocuğuyum demesi de ayrıca düşündürdü beni…

Ali Deniz 3 yaşında

Minik ama kocaman bir adam o… Aklı fikri hinlikte bir zeka küpü. Maşallah, Yaradan nazarlardan saklasın.

Pazar günü doğum günündeydik. Her şey çok güzeldi. Duru da heyecanlıydı doğum gününe gideceği için. Emine’nin yeğeni Defne’yle çok iyi anlaştılar. Bütün çocuklar birbirine kaynaştı. Bir ara o kadar kaynaştılar ki Duru, Ali Deniz’den gözüne yediği Osmanlı tokadını birkaç gün boyunca unutmadı:) Oluyor böyle şeyler…

Yedik, içtik, kutladık, geldik.

Ali Deniz, kendi bebemin dışında ilk ve sanırım tek bebekti doğum anına şahit olduğum… Fotoğraflarını çekmiştim, minicikti… Şimdi 3 yaşında yakışıklı, akıllı bir adam oldu. Yaradan ömrünü uzun, bahtını açık etsin…

 

Şimdi okullu olduk versiyon 2

22 Şubat Cumartesi günü Duru’ların okulunda bu kez biz veliler vardık.

Her yıl bu zamanlar bu uygulama oluyor. Geçen yıl da gitmiştik. Bütün branş öğretmenleri gelip çocuklarla nasıl ders işliyorlarsa bizlere de aynısını uyguluyorlar.

Saat 11 gibi gidebildim. Duru’ya kahvaltı için börek yaparken vaktin nasıl geçtiğini anlamamışım. Duru’nun “Hadi anne geç kalıyorsun” ısrarlarına dayanamayarak saate baktığımda neredeyse 11’e geliyordu. Bir telaşla hazırlandım.

Okula gittiğimde spor öğretmeni gelmiş de gitmişti bile. Cihan öğretmeni bekliyorlardı, çok geçmeden bütün enerjisiyle sınıfa girdi:) Çocuklar boşuna sevmiyorlar, Duru bayılıyor Cihan öğretmene. Çok eğlenceli geçti ders. Öyle hareketler yapmışım ki Kadriye öğretmen de Cihan öğretmen de direkt Duru’ya benzettiler, demek ki bebe ailenin aynası oluyor:)

Resim dersinde seramik hamurundan tabloya benzer bir şeyler yapmaya çalıştık, benim temam denizaltı idi. Hazine sandığı bile yaptım kendi çapımda. Bakınız yukarıdaki resimde ne kadar ciddi çalışıyorum:) Ders sonunda Duru’ma götürebileceğim muhteşem bir eser çıktı ortaya:)

Sonra sıra müzikteydi. Işık kadın gibi Pınar öğretmen, onun da değişik bir enerjisi var, Duru bayılıyor. 2 hafta tatile çıktığında her perşembe soruyordu bana, “Bugün Pınar öğretmenim gelecek mi” diye. Beden perküsyonu yaptık, bedenin değişik noktalarından değişik sesler gelebileceğini keşfetmekti amaç. Sonrasında da “Dere Geliyor Dere” türküsünü söyleyerek, türkünün belli bir yerinde, önümüze konan blokları yere vurup yanımızdakine vermek suretiyle bir ritim çalışması yaptık. Çok başarılıydık gerçekten, hepimizin eline kocaman bir “aferim yıldızı” çizdi Pınar öğretmen:)

İngilizce dersi de hareketli ve akılda kalıcı şekilde işleniyor, geçen yıldan da biliyoruz zaten. Duru’nun telaffuzu, kelimeleri bize aktarması hep “Teacher”in sayesinde. Tabii kızımın algısını da yabana atmayalım.

En  son dans ve bale öğretmeni geldi sınıfa. Yıl sonu “performansı” için karar verilmiş sanırım, onun üstüne bir şey söyleyemedik. Kadriye öğretmenin hazırladığı dans da gümbürtüye gitti:( Sağlık olsun… Eşli bale yapacaklarmış. Çaydaçıra, Kafkas gibi klasikleşmiş halk oyunlarının olmamasını rica ettik, bir sürü yöre var daha… Söz Duru’ya geldi yine:) Doruk’la muhteşem bir çift olmuşlar, tüm çocuklara bu ikiliyi örnek gösteriyormuş İpek öğretmen, sevindim, gurur duydum…

Gerçekten eğlendim o gün, geçen yılkinden daha iyiydi. Bence az velinin katılması biraz da iyi oldu, çünkü daha samimi bir ortam oldu, sınıf da küçüktü zaten, bu haliyle oldukça iyiydi. Sebastian’ın babaannesi gelmişti, Duru’ya bayılıyormuş Sebastian, Duru da onu çok seviyor, dilinden düşürmüyor adını…

Bunlar da Duru’nun yaptıklarından, öğretmeninin desteğiyle tabii :)

Zaman nasıl geçti anlamadım. Kadriye öğretmenimiz de çok iyi ev sahipliği yaptı. Sorularımızı sorduk, önerilerimizi dinledi, Pınar öğretmen de o da çok yoruldular…

Böyle güzel bir gün için tüm emeği geçenlere teşekkür ediyorum buradan…

 

Gitti Pumpkin’im☺

2 gün önce sis faciasına takıldım, öyle böyle değil hem de… İşten çıktıktan sonra 3 arkadaş Beşiktaş’a yürüdük, oradan Marmaray’la Üsküdar’a geçmekti niyetimiz. Tabii niyette kaldı sadece çünkü 10 bin kişi daha bizim gibi düşünüyormuş, hepsi orada bizi bekliyordu:) Neyse içimden gelmiyordu zaten binmek, iyi de oldu:)

Biz yollarda debelenirken Serhan da Duru’yla evdeydi. Bazen akşamları çocuklara yönelik bir İngilizce programı olan Pumpkin English yapıyoruz. Duru çok seviyor, faydalı da. Tek kötü yanı aralarda puan toplatan oyunlar olması, o puanlarla sanal mağazadan hayvan satın alınıyor falan. Bu şekilde de çocukları programa bağlıyor sanıyorum. Neyse, en azından faydalı bir şey, farkında olmadan İngilizce öğretiyor.

Duyduğunu, gördüğünü anlama, harfler, epey bir yol kat etti Duru…

Neyse, dün bir şekilde babası söz verdiği halde Pumpkin yapamadı Duru. Saat 10 gibi beni Üsküdar’dan almaya gelince de saat eve gittiğimizde 11’e geliyordu.

Eve gidince bir oyun Pumpkin yapmak istedi, fakat biz de çok geç olduğunu söyleyince ağlamaya başladı… Babasına da bozuldu, haksız da değil, söz vermiş bir kere…

Neyse yanına gittim. Ben gidince göz yaşları coştu. “Gitti Pumpkinim” diye ağlamaya başladı:) O öyle dedikçe bana bir gülme geldi:) Böyle anlatmakla olmuyor, duymak lazım.

Ben de “her zaman istediğimiz şeylerin olmayabileceğini, benim de bugün eve erken gelmek istediğim halde sis yüzünden geciktiğimi, hayatta planladığımız şeylerin istediğimiz anda gerçekleşemeyebileceğini” anlattım. O da sakinleşti. “yarın bir değil 2 oyun oynarsın” dedim. Ama kulaklarımdan gitmiyor onun “Pumpkinim gitti” lafı:)

Böyle işte, baktım dün uyurken de epey büyümüş yahu, kocaman kız oldu… Duygulandım yine…

Oradan buradan, biraz da resimler

Buraya yazmadığım süre içinde hiç resim de yükleyemedim tabii. Beğendiklerimi ekliyorum kısa notlarla…

Bizim evin ilerisinde Mihrabat Korusu var, oraya gitmişiz. Hava epey soğuktu ama ona rağmen epey vakit geçirmiştik. Güzel havalarda keyifli olabilir…

Bu da iş yerinde arkadaşım Büşra’nın tavşanı Muhittin’le olan resimler… Tavşan çok tatlı, Duru’nun kucağında huzuru buldu, kıpır kıpır tavşan yarım saate yakın kucağında oturdu. İkisi de çok mutluydu…

Yılbaşı ağacını süslediler halasında. Kuzeni Işık, halası, yengesi ve bendeniz… Çok eğlendi Duru. Biz de tabii. Resimdeki küçük maymunu bulunuz:)

Halanın sabrı tartışılmaz. Azıcık da bana vereydi Allah:)

Bu da Ali Deniz’le birlikte iken, nasıl da sarılmışlar… Kardeşi sayılır ne de olsa…

 

Arama
Son Yorumlar
Lilypie - Personal pictureLilypie Second Birthday tickers