Archive for the ‘Gezme tozma’ Category

Ali Deniz 3 yaşında

Minik ama kocaman bir adam o… Aklı fikri hinlikte bir zeka küpü. Maşallah, Yaradan nazarlardan saklasın.

Pazar günü doğum günündeydik. Her şey çok güzeldi. Duru da heyecanlıydı doğum gününe gideceği için. Emine’nin yeğeni Defne’yle çok iyi anlaştılar. Bütün çocuklar birbirine kaynaştı. Bir ara o kadar kaynaştılar ki Duru, Ali Deniz’den gözüne yediği Osmanlı tokadını birkaç gün boyunca unutmadı:) Oluyor böyle şeyler…

Yedik, içtik, kutladık, geldik.

Ali Deniz, kendi bebemin dışında ilk ve sanırım tek bebekti doğum anına şahit olduğum… Fotoğraflarını çekmiştim, minicikti… Şimdi 3 yaşında yakışıklı, akıllı bir adam oldu. Yaradan ömrünü uzun, bahtını açık etsin…

 

Bayramı bayram ettik

Bir bayram daha geçti. Buralardaydık. İlk gün bayramlıklarını giydirip el öpmeye götürdük babaanneye. Teyze ve eniştesi geleneği bozmayıp yine bu bayram da giydirdiler Duru’yu. Kahvaltılar, bayram ziyaretleri, gezmeler tozmalar, misafirler derken çabucak bitip gitti. Her gün 9’dan başlayıp geriye doğru saydı. Nasıl da aklında tutuyor… Bugün 8, bugün 7. gün diyerek bayram tatilini bitirdik.

İlk gezimiz Caddebostan sahilde başladı. Hava harikaydı, orada erkek çocukları futbol oynarken bizimki de kenarda bekleyip gelen toplara vurdu. İnanılmaz ama oldukça iyi top sürüyor, iyi mi kötü mü bilemedim??:) Bayramın ilk günü de Hıdiv Kasrı’ndaydık. Top oynadı, kedi sevdi, sonra da 1 dilim pastayı afiyetle mideye indirdi…

Tatilin orta gününde niyetimiz Esra-Tolga ve Ela ile Atatürk Arberotumu’na gitmek olsa da yanlış anlaşma sonucu girişimimiz başarısızlıkla sonuçlandı. Biz gittik Kayışdağı’na, arboretum meğerse Sarıyer tarafında imiş:) Biz de oralara gitmişken bulduğumuz bir piknik alanında vakit geçirdik, çok da iyi oldu. Duru ve Ela, orada buldukları çocuklar, Esra ve Tolga ile yakantop ve istop oynadılar. Daha kalacaktık fakat yağmurun başlamasıyla gitmek zorunda kaldık…

Tatilin son cumartesi günü de Ela’lar geldi bize. Burnumuzun dibinde oturuyorlar fakat bir türlü fırsat bulup çağıramamıştım, hazır tatilken iyi de oldu. Kızlar çok iyi vakit geçirdi, biz de Esra ve Tolga’yla bir yandan sohbet ederken bir yandan da kızların hazırladıkları gösterileri seyrettik:) Çok keyifliydi…

Bayramda yeni bir yer keşfettik. Burnumuzun dibi aslında, hep niyet ediyordum, Beylerbeyi Sarayı. İçini gezmedik fakat muhteşem bahçesinde kahvaltı yaptık. Harika bir yer. Kocaman bambu ağaçları bile vardı. Oyun alanı falan yok öyle ama bahçesinde çok güzel oyalanıyor çocuklar. Burada da çocuklar oyalanıyor, bakınız:)

Son kalan güzel havada burası çok iyi gitti. Oradan sonra da Özgürlük Parkı’na gittik. Hava çok güzeldi, Duru doya doya güzel havanın tadını çıkardı. Çimlerde yuvarlandı, salıncağa bindi, kaydıraktan kaydı, tırmandı, en çok da birlikte saklambaç ve ebelemece oynadık. Benim enerjim de iyiydi o gün allahtan ve birlikte çok çok eğlendik.

Dönüşte İsmail abi ve Emir’le görüştük, birlikte yemek yedik. Ayrılıkları zor oldu biraz. Yol boyu Emir’i sayıkladı…

Bayramda ezberlemesi için 2 kıtalık bir şiir de vermişler, hemen ezberleyiverdi. Cumhuriyet Bayramı’nda okuyacaklarmış. Toplantı 2 Kasım’da, bakalım neler duyacağız…

Duru’nun keyfi bu aralar iyi. Fakat akşamları özellikle uykudan önce kendini biraz da zorla ağlatmak istiyor. Erken yatmak (erken dediğim 10) hoşuna gitmiyor tabii.

Nice bayramlar görürüz inşallah…

Mehtaplı gecelerde hep seni andım:)

Arabamız gittiğinden beri ablamlar sağ olsun bizi hiç arabasız bırakmadılar. Kendileri nereye gitseler bizi de götürdüler. Bu da işimize gelmedi değil, hem daha sık görüşüyoruz hem de kalabalık gezmeler zevkli oluyor.

Cumartesi bize sundukları teklif mehtap gezesiydi. Vapura biniliyor, Anadolu Kavağı’nda yemek molası, ardından dönüş…

Pek halim olmasa da bebem için “evet” dedim.

Duru’nun keyfine diyecek yoktu. Vapur’a Kadıköy’den bindik. Canlı müzik de vardı. Açık havada süren yaklaşık 2 saatlik yolculuk sonrası Kavak’a vardık.

Orayı oldum olası sevmişimdir. Evlenmeden önce Serhan’la gelmiştik. Epey olmuş gitmeyeli. Bir de kapıcı kuşlar gibi garsonlar olmasa… Neyse, ablamlar oruç olduğundan iftar için daha önce gittikleri küçük sevimli bir balıkçıya gittik. Duru yol boyunca balık sayıkladı.

Yemekler güzeldi. Duru balığını afiyetle yedikten sonra sesi kesildi:)

Sonra biraz yürüdük. Kedi sevdi. Hayvan sevgisi had safhada bizimkinde. Geçenlerde balonda ölmüş bir arıyı eline almış, “Bak anne arı ölmüş” diye üzülerek getirdi. Arıların ellenmemesi gerektiğini anlattık biz de, ne derece uygular bilmiyorum.

Duru klasik dondurmasını yedikten sonra da vapura bindik. Dönüş de çok keyifliydi. Ama öyle kuduruktu ki bazen sinirlerimi epey zorladı. O kadar yorulma, açık hava da kesmedi bizimkini. Uyuduğunda herhalde saat 12’ye geliyordu.

Dönüşte kucakta taşındı prenses. Biraz babası biraz İso’su, arabaya kadar götürdüler. Dönüşümüz gece saat 1’i bulmuştu.

Zevkli bir geziydi. Hem de tam mehtaplı bir gecede yapmıştık gezimizi. Bol fotoğraf, kahkaha, en kötü gecemiz böyle olsun dedik…

 

Küçük bir kaçamak


10 Temmuz’da 3 gün izin almıştım.

Duru Güral Sapanca’dan sonra tatil sayıklayıp duruyordu. Bir de okuldaki çoğu arkadaşı bir yerlere gittiler. Bu da onda dayanılmaz bir tatil arzusu yarattı.

Aklımda Büyükada vardı. 1 gece kalmalı gittik.

Kabataş’tan denizotobüsüne bindik. Yarım saatte adaya vardık.

Hafta içi ve Ramazan olması nedeniyle nispeten tenhaydı. Hava da yarı bulutlu olduğundan çok bunaltmadı bizi.

Otelimize yerleştikten sonra plajlardan birini seçip motora atladık ve gittik. Nakibey’e niyetlendiysem de plajının kum olması nedeniyle Yörükali’yi tercih ettik. Duru eğlendi, sevdi, fakat pek gidilesi bir yer değil.

Dönüşte kuşları besledi.

Akşam 6 gibi otelimize döndük. Ada Palas gerçekten harika bir otel. Özellikle bahçesi… Küçük fakat çok keyifli bir bahçesi var. Sırf bunun için bile kalınır. Odaları da çok temiz…

Akşam yemekten sonra biraz yürüdük. Çok keyifli bir yer bence Büyükada. Bozulmamış, sokakları, evleri çok keyifli. Biraz bakımsız yalnız. Belediyenin bu konuda biraz daha iyi çalışması gerekiyor.

Son durağımız Türk kahvesi için Dolci idi. Otele döndük, biraz daha bahçede oturduktan sonra odaya gittik. Duru’nun pili bitmek üzereydi.

Sabah bahçede kahvaltı… Çok keyifliydi. Gece yağmur yağmıştı epeyce, Allahtan yerler kurumuştu. Sonra büyük tura çıktık. Duru o kadar istemişti ki beyaz atlı bir araba denk geldi bize:) Atlar gittikçe ben üzüldüm, sıcak da değildi o kadar ama üzüldüm işte elimde değil. Kafamda söylene söylene gittim arabada. Duru’nun keyfine diyecek yoktu.

Turumuzu da yaptıktan sonra dondurma molası verdik.

Murat bizi Bostancı’da karşılayacak sonra Kumburgaz’a götürecekti. Tatilin 2. yarısı başlıyordu.

Duru başta  Murat’a epeyce trip attı. Yüzüne bakmadı. Neyse, öyle böyle derken kalbini kazandı tekrar. En son ayrılırken Duru kırıtarak Murat’a bakıyor ve gülüyordu. Bulduğu deniz kabuğunu da Murat’a hediye etti.

Yine aynı yerde resim çektik. 3 yıldır aynı yerde, neredeyse aynı kıyafetlerle resim çekiyoruz. güzel oluyor.

Kumburgaz’ın denizi şansımızdan harikaydı. Pırıl pırıldı. Orası en çok Duru’ya yaradı. Su kuşu olduğundan kollukları takıp boyunu aşan yerlerde rahatlıkla yüzdü.

Babaanne, dede ve halasını da gördü, hasret giderdiler… Dedesinin aldığı karpuzu bir güzel afiyetle midesine indirdi.

İştah çok iyiydi maşallah. Tüm gün yorulduğundan mı, açık havadan mı, kullandığı reflü ilacından mı çözemedim. Her ne sebeple olursa olsun onun böyle yemek yemesini seyretmek gerçekten çok keyifliydi.

Cumartesi amcası da oraya geldi. Birlikte denize indik. Bir fasıl da onunla yüzdü, gönlü oldu.

Öğleden sonra yola çıktık. Kumburgaz nire Çengelköy nire:) Allahtan Selçuk Abi de yolun bir bölümünde bize eşlik etti de çantaları ve Duru’yu taşımamıza yardımcı oldu.

Dönüşümüz daha zor oldu, indi bindi aktarma derken hiçbirimizde takat kalmadı.

Değdi ama. Güzel bir mola oldu hepimize.

Özellikle Duru’cuğum çok memnun kaldı bu geziden. Nasıl yüzdüm ama deyip durdu. Biz de onu cesaretlendirip takdir ettik.

7 yıl…

Kaldığım yerden devam ediyorum. Bu yazıdakiler 19-21 Mayıs 2013 arasında yaşandı.

21 Mayıs 2006, Cumartesi günüydü. Hava yine çok sıcaktı, bizse çok heyecanlı. Evlendiğimiz gün çok güzeldi, çok da eğlenceli…

7 yılda çok yol aldık birlikte, en güzeli dünyalar tatlısı bir kızımız oldu, bundan daha büyük bir mutluluk olamaz…

Bu yıl 2 gün kaçtık, kutlamayı İstanbul dışında yaptık. Çok güzel geçti, dinlendik, gezdik, havuza girdik, doğayı içimize çektik…

Duru da çok memnun kaldı. Öyle heyecanlanmış ki evlilik yıldönümümüz diye, öğretmeniyle paylaşmış. Öğretmeni de sağ olsun bir kart yapmış Duru’yla birlikte, akşam gelince verdi, sürprizim var diyerek:)

Geziye gideceğimizi son güne kadar söylemedim, bu sefer okulda da anlatıyor, ayıp oluyor yahu… Pazar günü yola çıkmadan söyledim.

1 gün diye gittik, 2 gün kaldık. Sevdim ben bu sürpriz uzatmayı:) Zaten 1 gün de yetmezmiş.

Dönüşte internette çok iyi şeyler yazılan, çok eğlenceli denen Harikalar Sahili’ne uğradık fakat pek ilgimizi çekmedi. Çok hevesliydim aslında, özellikle dinozor oyuncaklar var diye fakat ne bizim ne de Duru’nun pek hoşuna gitmedi. Böylece orayı da görmüş olduk.

Farklı bir kutlamaydı, hepimiz çok sevdik…

Nice yıllarımız olsun, sağlıkla, mutlulukla…

Arama
Son Yorumlar
Lilypie - Personal pictureLilypie Second Birthday tickers