Archive for the ‘2. ay (Temmuz10-Ağustos10)’ Category

Şeker Bayramı

Bir bayram daha geldi ve geçti. Çarşambadan tatildik, patronumuzdan bize sevindirici bir kıyak oldu :)

Bayramın ilk günü evdeydik. Arife günü ise annemlerin yeni evini görmeye gittik. Kutlama için dondurmayı seçtik. Babam Duru’yu da alarak markete gittiler, çok şekerlerdi. Baktım eline torbayı almiş geliyor bizimki, dedesinin elinden tutarak:)

Duru evi görünce çok beğendi. Dedesine “Dede, sen tam bir ustasın” dedi:) Sonra oturup bir güzel dondurma yedik:)

Bayramın 1. günü evde idik. 2. günü ise Kumburgaz’a gittik. Yahu bir çocuk hiç mi denizden çıkmaz? Kollukları taktığı gibi doğru denize… Geçen seferden tecrübeliydik, öğlen güneşinde güneşe çıkarmamaya çalıştık. İlk gün zaten saat 4 gibi orada olduğumuzdan sorun olmadı. Akşama gece pazarına gittik. Allahtan tutturmuyor onu bunu alalım diye. Geçen hafta gittiğimizde de yine gece pazarına gitmiştik. Kendine iki tane bileklik seçmiş, bir de toka beğenmişti. Halası da aldı onları. Sıra Duru’ya gelmişti. Bu gidişimizde de Duru, halasına bir şey almak istedi. Bir tane halasına, bir de babaannenin yardımcısı Pervane’ye küpe aldı.

Ertesi gün mesai erken başladı. Önce Migros’a gittik. Kahvaltıdan sonra biraz denize götürdüm Duru’yu. Saati göstererek “12 olduğunda yukarı çıkacağız, anlaştık mı” diyerek ondan söz aldım. Neyse ki huzursuzluk çıkarmadı. Yukarı çıktık. Biraz oturduktan sonra tekrar aşağı indirdim onu. Bu kez tenis oynadık:) Sonra yine Migros’a gittik. Saat 4’e doğru tekrar denize indik.

3 saat hiç denizden çıkmadı. Kendine arkadaşlar edindi, daha doğrusu onlar Duru’yu buldu, şeytan tüyü mü var ne:) Çok da güzel anlaştı. Fakat birden bir şeyler oldu. Şu an hatırlamadığım bir sebepten dolayı babasına kızıp su şişesi fırlattı, sonra da dil çıkardı. Hepimiz şaşırdık tabii. Babası tavır yaptı. Ben de Duru’ya “Baban bu hareketinden dolayı çok üzüldü özür dilersen iyi olur” dedim. O da sarılıp öptü ve özür diledi.

Sonra yukarı çıktık. Duş aldırırken saçı acıdı sanırım, bana “salak mısın nesin yavaş” deyince, “bugün niye böylesin, böyle yaparsan seni bir daha buraya getirmeyebilirim” dedim kızgınlıkla. “denize çok girdim, bu da beni sinirli yaptı” dedi:) Güler misin ağlar mısın..

Bayram Duru’ya yaradı. Bol bol denize girdi, oynadı, pazara gitti, büyükleriyle vakit geçirdi, pamuk elleri ceplere soktu…

Nice bayramlara…

 

 

 

Laflar…

Dün Duru’ya terlik aldım bir tane. Çok cici, parmak arası. Çok da inmişti fiyatı. Bir tane de gözlük. Epeydir bir şey almıyordum bilerek. Neyse akşam götürüp verdim. Çok beğendi, sarıldı, öptü. Giydi biraz, sonra geldi şöyle söyledi: “Kalbi böyle sevgi dolu anneler böyle davranırlar”. “Nasıl yani” dedim. “Hep bana hediyeler alıyorsun annecim” dedi sonra da:)

Bazen kendimi kaybedip epey şımarıklık yapıyorum Duru’ya. Bazen o kadar kaybediyorum ki “Anne, düzgün davran” diyor bana:) Silkelen ve kendine gel diyorum sonra kendime:) Bazen de çok delisin, çok çılgınsın anne diyor. İyi mi kötü mü bilemedim:)

 

Pazar günü Kuzguncuk

Kuzguncuk bize yakın. 1 kez bile gitmedik. Geçenlerde internette araştırdım biraz. Şöyle havasını biraz soluyalım dedik.

Öğleden sonra Kuzguncuk’taydık. Sakin, kendi halinde, bir o kadar şehrin içinde, bozulmamış şirin bir semt. Biraz yürüdük. Evleri çok güzel, eski evler ama bakımlı ve bazıları renk rek boyanmış, oyuncak gibi:) Çok şirinlerdi.

Dondurmacısı var bir tane, Aysun’un günlük sütünden yapılıyormuş, katkısız. Lavantalı dondurmasına bayıldım. Duru çikolatalı yedi. Kesinlikle lavantalısını denemek lazım, Duru bile bayıldı…

Sonra sahildeki kahvede oturduk biraz. Duru buz gözlü güzel bir köpek buldu, ismi Anastasia idi. Biraz onu sevdik. O kadar çok rüzgar vardı ki rahat rahat oturamadık.

Dönüşte Duru’yu parka götürdüm. Duru’nun portatif tuvaleti çok işe yaradı, çoook:) Hem Duru’ya hem de minik kızı sıkışmış bir babanın çaresizliğine derman oldu. Şiddetle tavsiye olunur…

Bir pazarımız da öylece geçti gitti işte…

Mehtaplı gecelerde hep seni andım:)

Arabamız gittiğinden beri ablamlar sağ olsun bizi hiç arabasız bırakmadılar. Kendileri nereye gitseler bizi de götürdüler. Bu da işimize gelmedi değil, hem daha sık görüşüyoruz hem de kalabalık gezmeler zevkli oluyor.

Cumartesi bize sundukları teklif mehtap gezesiydi. Vapura biniliyor, Anadolu Kavağı’nda yemek molası, ardından dönüş…

Pek halim olmasa da bebem için “evet” dedim.

Duru’nun keyfine diyecek yoktu. Vapur’a Kadıköy’den bindik. Canlı müzik de vardı. Açık havada süren yaklaşık 2 saatlik yolculuk sonrası Kavak’a vardık.

Orayı oldum olası sevmişimdir. Evlenmeden önce Serhan’la gelmiştik. Epey olmuş gitmeyeli. Bir de kapıcı kuşlar gibi garsonlar olmasa… Neyse, ablamlar oruç olduğundan iftar için daha önce gittikleri küçük sevimli bir balıkçıya gittik. Duru yol boyunca balık sayıkladı.

Yemekler güzeldi. Duru balığını afiyetle yedikten sonra sesi kesildi:)

Sonra biraz yürüdük. Kedi sevdi. Hayvan sevgisi had safhada bizimkinde. Geçenlerde balonda ölmüş bir arıyı eline almış, “Bak anne arı ölmüş” diye üzülerek getirdi. Arıların ellenmemesi gerektiğini anlattık biz de, ne derece uygular bilmiyorum.

Duru klasik dondurmasını yedikten sonra da vapura bindik. Dönüş de çok keyifliydi. Ama öyle kuduruktu ki bazen sinirlerimi epey zorladı. O kadar yorulma, açık hava da kesmedi bizimkini. Uyuduğunda herhalde saat 12’ye geliyordu.

Dönüşte kucakta taşındı prenses. Biraz babası biraz İso’su, arabaya kadar götürdüler. Dönüşümüz gece saat 1’i bulmuştu.

Zevkli bir geziydi. Hem de tam mehtaplı bir gecede yapmıştık gezimizi. Bol fotoğraf, kahkaha, en kötü gecemiz böyle olsun dedik…

 

Küçük bir kaçamak


10 Temmuz’da 3 gün izin almıştım.

Duru Güral Sapanca’dan sonra tatil sayıklayıp duruyordu. Bir de okuldaki çoğu arkadaşı bir yerlere gittiler. Bu da onda dayanılmaz bir tatil arzusu yarattı.

Aklımda Büyükada vardı. 1 gece kalmalı gittik.

Kabataş’tan denizotobüsüne bindik. Yarım saatte adaya vardık.

Hafta içi ve Ramazan olması nedeniyle nispeten tenhaydı. Hava da yarı bulutlu olduğundan çok bunaltmadı bizi.

Otelimize yerleştikten sonra plajlardan birini seçip motora atladık ve gittik. Nakibey’e niyetlendiysem de plajının kum olması nedeniyle Yörükali’yi tercih ettik. Duru eğlendi, sevdi, fakat pek gidilesi bir yer değil.

Dönüşte kuşları besledi.

Akşam 6 gibi otelimize döndük. Ada Palas gerçekten harika bir otel. Özellikle bahçesi… Küçük fakat çok keyifli bir bahçesi var. Sırf bunun için bile kalınır. Odaları da çok temiz…

Akşam yemekten sonra biraz yürüdük. Çok keyifli bir yer bence Büyükada. Bozulmamış, sokakları, evleri çok keyifli. Biraz bakımsız yalnız. Belediyenin bu konuda biraz daha iyi çalışması gerekiyor.

Son durağımız Türk kahvesi için Dolci idi. Otele döndük, biraz daha bahçede oturduktan sonra odaya gittik. Duru’nun pili bitmek üzereydi.

Sabah bahçede kahvaltı… Çok keyifliydi. Gece yağmur yağmıştı epeyce, Allahtan yerler kurumuştu. Sonra büyük tura çıktık. Duru o kadar istemişti ki beyaz atlı bir araba denk geldi bize:) Atlar gittikçe ben üzüldüm, sıcak da değildi o kadar ama üzüldüm işte elimde değil. Kafamda söylene söylene gittim arabada. Duru’nun keyfine diyecek yoktu.

Turumuzu da yaptıktan sonra dondurma molası verdik.

Murat bizi Bostancı’da karşılayacak sonra Kumburgaz’a götürecekti. Tatilin 2. yarısı başlıyordu.

Duru başta  Murat’a epeyce trip attı. Yüzüne bakmadı. Neyse, öyle böyle derken kalbini kazandı tekrar. En son ayrılırken Duru kırıtarak Murat’a bakıyor ve gülüyordu. Bulduğu deniz kabuğunu da Murat’a hediye etti.

Yine aynı yerde resim çektik. 3 yıldır aynı yerde, neredeyse aynı kıyafetlerle resim çekiyoruz. güzel oluyor.

Kumburgaz’ın denizi şansımızdan harikaydı. Pırıl pırıldı. Orası en çok Duru’ya yaradı. Su kuşu olduğundan kollukları takıp boyunu aşan yerlerde rahatlıkla yüzdü.

Babaanne, dede ve halasını da gördü, hasret giderdiler… Dedesinin aldığı karpuzu bir güzel afiyetle midesine indirdi.

İştah çok iyiydi maşallah. Tüm gün yorulduğundan mı, açık havadan mı, kullandığı reflü ilacından mı çözemedim. Her ne sebeple olursa olsun onun böyle yemek yemesini seyretmek gerçekten çok keyifliydi.

Cumartesi amcası da oraya geldi. Birlikte denize indik. Bir fasıl da onunla yüzdü, gönlü oldu.

Öğleden sonra yola çıktık. Kumburgaz nire Çengelköy nire:) Allahtan Selçuk Abi de yolun bir bölümünde bize eşlik etti de çantaları ve Duru’yu taşımamıza yardımcı oldu.

Dönüşümüz daha zor oldu, indi bindi aktarma derken hiçbirimizde takat kalmadı.

Değdi ama. Güzel bir mola oldu hepimize.

Özellikle Duru’cuğum çok memnun kaldı bu geziden. Nasıl yüzdüm ama deyip durdu. Biz de onu cesaretlendirip takdir ettik.

Arama
Son Yorumlar
Lilypie - Personal pictureLilypie Second Birthday tickers