Archive for the ‘Fotoğraflar’ Category
2011 böyle geçti
Bloğunu severek takip ettiğim Füsun Hanım, 2011′de çektiği fotoğraflar arasından en sevdiklerini yayınlamış. Fotoğraflar harika, Defne de… Benim esin kaynağım oldu kendisi, ayrıca teşekkürler…
Yalnız, en güzelleri seçmek, elemek çok zormuş. Epey bir vaktimi aldı. Çok fazla oldu, bakarken sıkılmazsınız umarım…
Bunu yaparken geçmişe de döndüm, unutuluyor bazı şeyler ne garip, Duru sanki hep böyleymiş gibi…
2011 güzeldi, keyifliydi. Duru tamamen çocuk oldu 2011′de. Birlikte daha çok şey yapar olduk. Diğer yandan inatçılığı ile zaman zaman limitlerimi de zorladı.
Herkese mutlu mu mutlu bir yıl dilerim, en önemlisi de sağlıklı…

Bir dönem mutfak tezgahında oturup suyla, kupalarla oynamaya bayılıyordu. Cingöz bakışın anlamı: Her an bir numara yapabilirim:)

Duru ağırlaştığından havaya atılamıyordu artık, bu fotoğrafı çekerken bunu düşünmüştüm... Büyüyordu...

Tatilde akşamları animasyonu iple çekiyor, sahneden inmek istemiyordu, çocukların arasında en ufağı ama çok şaşırtmıştı bizi davranışlarıyla...

Duru sayesinde bütün animasyon şarkılarını ezberlemiştik, birlikte söylüyorduk. Epeydir unuttu, yeni favorisi “Ilgaz”, Pepee'den öğrenmiş...

Bayram günü dede ve anneannede, bizim emektar evdeyiz. Kaç bebe büyüttü bu ev... Duru'yu balkonda görünce öyle eskilere gitmişti aklım, çocukluğuma..

Gözlemeci teyze:) Banyodan sonra saçını, üzerini ıslatmasın diye tülbentle bağlarım, makineyle kurutturmuyor.

Yine Bulut'la... Bulut gözünü kapatıp Duru'dan saklanıyor, Duru da gidip onu gıdıklayıp birlikte kikirdiyorlar, seyretmesi çok eğlenceliydi.

Bizimki aşka gelmiş, Esin'in bebelerinden Gökay'ı öpüyor, Hilal'de kardeşini kıskanma bakışı var sanki??

Duru doğayı çok seviyor, çiçek, böcek, yaprak, taş... Anneannesiyle parktan dönüşte çiçek koparıp akşama bana veriyor...

Minik kuşlar... Duru'nun Günoş'u ve Egemen abisi, elindeki de Limon, Güneş'in muhabbet kuşlarından biri...

Çarşıdan aldım 2 tane eve geldim 12 tane, bu yıl balıklarımız da oldu, 2 idi önce, şu an 12 oldu:) Akvaryum değil Balıklı Göl mübarek, bakınız ilgili yazı:)

Bir dönem makasla kağıt, oyun hamuru kesme tutkusu vardı, her yer kağıt ve oyun hamuru idi, bu aralar unuttu biraz...
Bulut’lu bir hafta sonu:)
Hava çok güzeldi hafta sonu, pazar günü özellikle. Evimizde ise Bulut vardı:)
Pazar günü kahvaltıya Bulut, Seher ve Tolga geldiler…
Kaç zamandır sayıklıyordu benim kız Bulut’u, çok seviyor. Hep de biz gidiyorduk, bu sefer hayatımızda bir değişiklik yapalım dedik.
Duru çok heyecanlıydı Bulut gelecek diye.
Kapıda karşıladı Bulut’u, sarılıp öpmek istedi ama Bulut yanaşmadı pek:)
Sanırım kızımın aşkı karşılıksız:)
Neyse işin şakası tabii aşk meşk:)
Çocuklarla ne kadar olabilirse o kadar bir kahvaltı yapabildik.
İkisi de diretince hayat daha zor oluyor, ne yazık ki 3 yaş sendromlu bebeler bunlar:) Birisi “benim” diyor, öbürü “hayır benim” diyor, biri ağlıyor, diğeri bağırıyor. Duru’ya puzzle ve bir araba hediye etti Seher. O da paylaşılamadı bebeler arasında. Neyse ki Seher’in pratik çözümleri arada hayat kurtardı da bebeleri sakinleştirdi:)
Bir ara kazayla bir yumruk savurdu Bulut Duru’ya. Canı çok yandı ki epey ağladı, bir de kustu yine. Ondan önce 10 tane falan draje çikolata yemişti, bakınız:
Sinirleri bozulunca mide kalktı iyice herhalde. Olacak öyle şeyler, normal…
Bir ara güzel oynadılar. Duru Bulut’un arkasına geçiyor, ensesinden öpüyor, Bulut da kikirdeyerek koşuyordu. Böyle aksiyon oyunlarında iyi anlaşıyorlar:)
Bir de Bulut’un saklanma oyunu var, nasıl anlatsam ki:) Belki fotoğraflar yardımcı olur.
Koltuğa oturup gözünü kapatıyor, Duru onu arıyor, Bulut’ta hiç ses yok:)
Sonra gözünü açınca Duru kikirdiyor bu sefer…
Çok çok alemlerdi ikisi de…
Baktık hava güzel, evde durulacak gibi değil. Uzun zamandır Darıca Hayvanat Bahçesi’ne gitmeyi istiyorduk. Kahveleri içtikten sonra yola koyulduk. Yolda ikisi de sızdılar. Yeni bir yer için enerji depolamaları gerekiyordu:)
Sanki anlaşmış gibi herkes oradaydı sanki. Kalabalıktı epey. Genelde bakımlı bir yer, bazı hayvanları öyle küçük yerlere kapatılmış görmek üzdü beni tabii…
Bir sürü hayvan vardı orada. En çok pantere bayıldım, çok asildi, bir de Sibirya kaplanına… Pençeleri dev gibiydi… Bir de zürafaları sevdik…
Çocuklar açık havayı bulunca koşturdular.
Duru gezinin büyük kısmını babasının tepesinde tamamladı.
Bulut’la ayrı takıldılar genellikle…
Bulut tüm gün koşturarak turu tamamladı.
Bebelerin enerjisi tükenmiyordu. Ama ben o kadar yorulmuştum ki sona doğru bütün hayvanlar aynı görünmeye başlamıştı bana:)
Daha görülecek hayvanlar vardı ama yanaşmadım ben, onlar beni görsün isterlerse dedim:)
Giderayak bir dinozor maketi Duru’nun ilgisini çekti epeyce, sevmek istedi, anca ayağını yakalayabildiler babasıyla…
Çocuklara değişiklik oldu, bize de…
Takatim kalmadığından ayrıldık oradan…
Annemlere doğru yola çıktık…
Tatilden diğer kareler…
Seni seviyorum
Cumartesi, 30 Temmuz.
Duru ilk kez “Canım annem, seni çok seviyorum” diyerek bacaklarıma sarıldı.
Çok mutlu etti canım yavrum benim.
Sarılıp öperek bunu zaten anlatıyordu fakat ilk kez sözlü olarak söyledi bunu.
Benim için çok önemli.
30 Temmuz 2011, Cumartesi…
Hıdiv Kasrı’nda keyifli bir gün
Yer: Hıdiv Kasrı
Tarih: 15 Mayıs, Pazar
Bol bol taş topladı bizim minik. Taşıyamadığını da ya bana verdi ya babasına. Her yer yeşillikti, güzeldi. Orayı da seviyorum…









































































