Archive for the ‘7. ay’ Category

Bulut’un akşam ziyareti

Cumartesi sirke gelmedi Bulutlar. Pazar günü onlara gidemeyince de Duru’nun Bulut krizi tuttu fena şekilde. Annem söylüyor, gündüz resmini alıp alıp bakıyormuş.

Dün Seher, “akşam size gelelim” deyince tam isabet oldu. Bebeler gece geç uyuyor zaten, bu vesileyle belki biraz yorulurlar da hemencik uyurlar diye düşünmeden de edemedik Seher’le:)

Neyse, akşam gidince Duru’ya bir şey söylemedim. Gelecekleri Sonra üzülüyor. Seher’den telefon bekledim. Gelecekleri kesinleşince söylediğimde yüzünde kocaman bir gülümseme oluştu. Onlar gelene kadar türlü şımarıklıklar yaptı. Birkaç kez dayak da yedim, ne yapacağını şaşırdı arkadaş. Bu dayak konusu canımı sıkıyor, o ayrı bir konu.

Neyse, saat 10′a doğru geldiler. Bulut tüm topaklığıyla karşımızdaydı. Biraz nane olduğumdan yanaşamadım da, o yanaklar içimde kaldı:) Çok tezahürat yapınca içeri girmek istemiyor, o yüzden biz kapıdan salona gittik, Bulut sonradan girmeye razı oldu:) Her bebenin ayrı huyu var işte…

Neyse, baştan her şey iyiydi. Bu sefer de Duru arıza yarattı. Bulut ne almak, ne yapmak isterse “Ben yapıcam, benim” diyerek renkten renge girdi. Haftalardır yüzüne bakmadığı konuşkan süpürge kıymetli oldu. Birkaç kriz durumu yaşandı. Bulut bir ara geriden koşup Duru’nun üzerine tosladı:) Benimkinin tam ego dönemi, öyle böyle değil. Bu sefer Bulut sakindi, iyi bile sabretti. Zaman zaman çaresiz kaldık. Böyle geçiyor herhalde yaşıt bebelerin oyunları, kriz durumlarında ne yapmak lazım yalnız onu çözemedim ben. Oyuncağı ortadan kaldırmak (pratikte en iyi çözüm bu oldu sanki) , başka bir alternatif sunmak (çoğu zaman yetersiz kalıyor bu çözüm), lafla ikna etmek (bu da yetersiz kaldı -ki Duru laftan çoğu zaman anlar) gibi… Gülüp eğlendikleri de oldu, çoğunlukla mücadele halinde geçen bir akşamdı.

Giderken Bulut rüzgar gülünü aldı Duru’nun. Duru vermeye yanaşmadı, başka bir rüzgar gülüyle ikna ettik.

Rüzgar gibi bir akşamdı:)

Uyku vaktine gelince…

Uyuması yine saat 12′yi buldu, bir şey değişmedi yani.

Epeydir yaşıtıyla oynamamıştı Duru. Onun değişik bir yüzüyle karşılaştım akşam. Cadı, inatçı ve aksi tarafıyla… Umarım geçicidir, aksi takdirde işimiz zor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Uyuyan güzeller

Bir varmış bir yokmuş…

Bir şatoda bir kral, bir kraliçe ve onların minik prensesi yaşarmış.

Kral çook uzun bir sefere çıkmış, yorulmuş.

Kraliçe koca şatoyu:) derleyip toplamaktan usanmış, o da yorulmuş ama yüz vermemiş yorgunluğuna.

Minik prenses, o gün gezmiş dolaşmış, o da yorulmuş haliyle.

Kral tahtında dinlenirken uyuyakalmış.

Minik Prenses de kralın sıcak ve yumuşak kucağına oturmuş.

Bir süre sonra babasının huzurlu kollarında o da uyuyakalmış.

Kraliçe bu manzarayı görünce çok duygulanmış.

Minik prensesi yatağına taşımış.

Kral tahtında şekerlemeye devam etmiş.

Kraliçe koca şatonun başka bir yerini toplamak üzere işinin başına gitmiş…

The end…

 

 

 

Paris Sirki

Cumartesi günü Paris Sirki’ne gittik.

Daha önceki yazımda anlatmıştım Duru’nun bu sirki ne kadar çok istediğini. Hatta gelebilseydi Bulut’u da çok istiyordu, “Bulut da gelsin, mısır da alırız” diyordu. Daha önce birlikte gitmişlerdi, oradan aklında kalmış.

Neyse ki bir aksilik çıkmadı da gidebildik.

Duru yolda “Çok heyecanlıyım” deyip durdu. 1.30 seansına gittik. Kalabalıktı epey.

Kaplanlar, maymunlar, eşekler, köpekler vardı. Maymunları maymuna çevirmek böyle bir şey olsa gerek, gülsem mi üzülsem mi bilemedim…

Trapezciler ve arada çıkan palyaço benzeri adamın gösterileri iyiydi. Kısacası güzel ve gidilesi bir sirkti.

Duru da çok sevdi, gösterileri arada alkışladığımızda “Anne daha bitmedi, var di mi?” diye soruyordu bana, hiç istemedi bitmesini.

Arada patlamış mısır alındı, bir güzel yendi.

Gitmek, görmek isteyen ama kararsız kalan varsa tavsiye ederiz, keyifli 2 saat geçirirsiniz.

 

“Ben yapıcam”

Duru bu aralar 2 yaş sendromunun âlâsını yaşıyor. Hemen küsüyor, bizim onun arkasından gidip ilgilenmemizi bekliyor. Pepee’nin bize hediyesi oldu bu küsme durumları. Resmen ondan öğrendi, keşke bu konuda daha dikkatli olsalar.  Çalıştıkları pedagog nasıl böyle bir şeyi atlamış bilmiyorum. Duru yaşıtı pek çok çocuk aynen “Pepee” gibi küsüyor! Hoşuma gitmiyor bazı yönleri, ama artık çok geç, çünkü Duru da bir Pepeekolik. İyi yönlerini de yabana atmayalım tabii, öğretici de aynı zamanda. Sadece biraz daha dikkat ve özen lütfen…

Neyse, konumuza dönelim biz. Duru bazen bir şey yaparken sıkılıveriyor, mesela puzzle ise parçalarını atıyor, fırlatıyor. Her şeyi kendisi yapmak istiyor.

Kıyafetlerini kendisi giyip çıkarıyor artık. Çorap, ev terliği, pijama altını kendisi giyip çıkarabiliyor mesela. Yapınca da gururlanıyor, bizden de takdir bekliyor. 1-2 hafta oluyor, annem anlattı, gündüz çişi gelmiş Duru’nun. Annem yanına gidene kadar bir bakmış ki Duru eşofmanını çıkarmış, badisini açmış, çamaşırını indirip oturmuş lazımlığa:)

Bir de düzenli ve temiz olacak sanırım -inşallah. Dün baktım eline kağıt havlu almış mutfak dolaplarını siliyor:) Onu takdir ettikçe daha çok yapmak istiyor. Benim gibi rahatsız olmaz bu konuda inşallah:)

Diş fırçalamayı da alışkanlık haline getirdi. Yatmadan önce fırçalıyoruz, bardağa su koyuyorum, fırçasını batırıp batırıp fırçalıyor dişlerini. Su kirlendikçe “bak ne kadar çok artık çıktı, fırçalamasaydık bunlar dişlerimizde kalacaktı” diyorum, daha etkili oluyor:) Becerebildiği kadar artık. Çünkü benim yardım etmeme izin vermiyor bu konuda da… Sonra da gidip dişlerini babasına, anneannesine gösteriyor.

Birkaç gündür “sirk”e taktı. Sirke gitmek istiyormuş. Dün internetten baktım, Ümraniye’de Paris Sirki var, cumartesi oraya götüreceğiz. Dün akşam eve gidince müjdeyi verdim: “Duru, sirk buldum sana biliyor musun” dedim. Gözlerindeki ifadeyi görmeniz lazımdı, o kadar sevindi ki… Normalde banyo yapmayı sevmez. “Yarın seni yıkayayım” dedim, itirazsız “Tamam, hem sirke temiz temiz gideriz” dedi:) Dün yine uyuma faslından önce birkaç kez kalkıp içeri gitti, su içti, bu arada anneannesine “Biliyo musun ennene, annem sirk bulmuş” diyordu, o kadar sevinmiş demek ki…

Böyle işte, bir gün sakin bir gün dalgalı… Yavaştan açık denizlere doğru ilerliyor bizim taka:)

 

 

 

Az kaldı sanki…

Mm olayında sanki yolun sonuna geliyoruz.

E gelelim artık değil mi, 2,5 yaşı da geçti. Yetsin gayri:)

Neyse, dün akşam ilk defa akşam eve gittiğimde istemedi. Bir şeylere daldı ve yatana kadar unuttu. Arada talep etti fakat bir şekilde atlattık krizi.

Gece uyumaya çabalarken yine istekleri bitmedi. Çişini yaptığı ve yatmadan önce bir şeyler yediği, karnının tok olduğunu bildiğim için bu istiklireni kulak vermeyecektim, kararlıydım.

Neyse, biraz debelendik bizim yatakta. Ve beklenen an: “Anne çişim geldi”. Ben uyuyor numarasına devam ederek “Hayır” dedim kesin bir sesle. Kendi kendine, kısık bir sesle söylendi “Hmm hayır dedi” dedi. Duyuyorum ben bu arada ve krize girmemek için zor tutyorum kendimi:) Üzülüyorum da bir yandan, buna rağmen kalkıp gitmiyor, yatıyor yine yanımda, canım… Ve ikinci beklenen an:

Duru: Anne

Ben: Efendim

Duru: Karnım acıktı

Ben: Yeni yedin, toksun

Duru: “Hmm, yeni yedin dedi”

Ben: :) )

Böyle işte, kendi kendine söylenir de oldu, minik insan yavrusu:)

Uyuması 1 saati buldu neredeyse. Döne döne, ağzımı, burnumu, gözümü elleye elleye, yanaklarımı, alnımı öpe öpe uyudu yavrum. Tabii ben de yanında…

Kalktığımda saat 12′ye geliyordu. O saatten sonra ne ütü yapabildim ne de başka bir şey…

Gece sadece 1 kez istedi, ikincisinde “yok kızım, bitti şimdi” dedim, ısrar etmedi.

Olay “saplantı” boyutundan uzaklaştı, sevindirici.

Benim için de daha iyi, önceki bıraktırma denememde bunalıma girmiştim. Böyle yavaş yavaş olunca ben de alışıyorum, yine de üzücü tabii. Olsun, içim rahat, hakkını verdik ikimiz de…

Gelişmeler böyle bizde…

 

Arama
Son Yorumlar
Lilypie - Personal pictureLilypie Second Birthday tickers