Archive for the ‘Özel insanlarıma özel satırlar…’ Category

Emir, iyi ki doğdun…

Geçen cuma akşamı Emir’in doğum günün kutladık. Ablamlar bize geldiler.

Duru pek neşeliydi, sabırsızlıkla bekledi Tiya ve İso’sunu, Emir bizdeydi o gün zaten. Kapı çalınca hemen koştu, teyzesi ona yine bir kitap almış, nereden bulur böyle şeyleri bilmem:) Kapakta bir maymun var ve maymunun gözleri oynuyor:)

Neyse, iftar vakti gelince sofraya oturduk hepimiz, annemin hazırladığı menüye ablamların getirdiği çiğköfte eşlik etti.

Yemek sonrası sıra pastaya gelmişti, önce Duru’ya Emir’in hediyesini verdirdim.

Yakıştı yakışıklıma gömlek…

Sıra pastaya gelmişti. Mumlar yakıldı, ortam karardı…

Dilekler dilendi, inşallah hepsi gerçekleşir…

Pasta şahaneydi gerçekten, Bağ Pastanesi’nden almışlar…

Sohbet, muhabbet derken bir kutlamanın sonuna daha gelmiştik.

Ablamlar gittikten sonra Duru yattı hemen, uyuması epey vakit aldı. Sıcaklar başladığından beri bir şey sallayıp serinleterek uyutuyoruz hanımefendiyi. Bazen onu uyuturken ben de arada kestiriyorum, elimde salladığım ne varsa o düşünce anlıyorum içimin geçtiğini:)

Seneye yine görüşmek dileğiyle demeden önce… Canım Emir’im, teyze anne yarısı derler ya, gerçekten de öyleymiş… Daha dün gibi sarı saçlı, güzel yüzün gözümün önünde. Seni dizimde salladığım, sabah ablamın getirip seni bize bıraktığındaki sabırsızlığım, hepsi dün gibi… O akşam baktım da, ne kadar çabuk büyüyorsunuz, ne zaman büyüyorsunuz, şaşırtıyor bu zamanın hızı beni… Bahtın hep gülsün teyzem, benim büyük oğlum, inşallah hep birlikte hep mutlu günlerini görelim…

 

 

1 ayı devirdik

Duru 3 yaşına 15-20 gün kala mm olayını bırakmıştı. Ona kalsa daha devam ederdik ama azalta azalta günde 1′e, bazen 2 günde bire düşürmüştük en son.

20 Mayıs’tı en son buluşmamız, ondan sonra bir daha da olmadı.

Yaklaşık 1 yıldır azalta azalta bu duruma geldik. 1 ayı geçti…

Böyle bitmesi en başta benim için iyi oldu. İlk denememde kıyamamış, salya sümük ağlamaktan helak olmuştum. Çünkü bence annenin psikolojisini de çok etkileyen bir dönem. Öncelikle annenin hazır ve kararlı olması gerekiyor.

Sonra 1 sene daha devam etti. 1 yıl boyunca önce gündüzleri 2′ye, sonra 1′e en son da gece emmelerini kestik. Zaten son zamanlarda kendisi otomatikman emmeden uyuyordu artık:)

En son da sabaha karşı ya da saat 7 gibi uyanıp ben işe gitmeden bir yokluyordu. Son etapta da bunu hallettik. Başta biraz bozuldu, huysuzlandı, kapris yaptı, arkasını döndü ama bu sefer kararlı olduğumdan hem de fazlasının yarardan çok zarar getireceğinden dolayı geri adım atmadım.

Epey bir süre tekrar tekrar denedi, istedi. “Artık büyüdün, ablalar mm emmez, gel seninle başka bir şeyler yapalım” diyerek dikkat dağıttım. O süreç de çok çok zorlamadı bizi.

Şimdi bazen aklına geldikçe dalga geçerek “memoo” diyor, sadece seviyorum anne diyor:) Ne de olsa üç yıldır süregelen bir arkadaşlık, alışkanlık var…

Bu olaya da hepsinde olduğu gibi hislerim ve Duru’nun davranışları yön verdi. Azaltarak bitirme yöntemi çok başarılı. İnternetten okur, nasıl yapılır ki bu, imkansız diye düşünürdüm ama oldu…

Ve iyi ki de bu yaşa kadar devam etmiş.

Canım kızıma tekrar tekrar teşekkür ediyorum bana böyle güzel bir duyguyu doya doya yaşattığı için…

Duru… 3…

İnsan tuhaf oluyor, inanamıyor… Diyor ki, daha dün gibi, kolumun yarısı kadardı, kucağımda ufacıktı, göğsümdeydi. Bir yerden sonrası çok hızlı geçiyor, sanırım o da 1 yaş sonrası.

Daha çok var, yaklaştı, geliyor, az kaldı derken Duru’nun 3. yaşı da geldi de geçti bile…

O benim büyümüş de küçülmüş güzel yavrum, öğretenim, sevdirenim, süslüm, bilmişim, büyük laflı küçük insanım… Canım, seni çok ama çok seviyorum. Bize her gün yeni bir şey öğretiyorsun, sayende şimdi de dinozorların adını, türünü öğrendik. Ne mutlu ki bize bir şeyler öğreten bir evlada sahibiz. İnan, bu öğretmekten çok daha ayrı bir keyif ve çok da şaşırtıcı…

Sen de büyüyüp çocukların olduğunda beni daha iyi anlayacaksın. Sen bizi çok mutlu ediyorsun, olgunluğun ve anlayışınla gururlandırıyorsun, umarım sen de, hem ben hem de baban için benzer şeyler hissediyorsundur.

Bir yerin acıdığında “yok acımadı, şimdi geçer” demene, durduk yere beni, babanı öpüp sarılarak “seni çok seviyorum” diye söylemene, oyuncak atını, bitkileri öpüp vedalaşmana, hayvan ve bitkilere olan sevgine, “annem, annecim” demene, sabahları işe giderken bizi yoldan çevirip“öpmedim ama” demene, biz bir şey yaptığıızda “aferin, başardın” deyip takdir etmene, kitaplarını ezberleyip ben ara verdiğimde kaldığım yerden ezbere okumana, sevgi dolu kalbine, cesaretine, yumuşacık yanaklarına, gözlerine, kıvırcık saçlarına, mis gibi kokuna, her şeyine hastayım.

Sözümün özü şudur ki laflar yetmez seni ve sana olan hislerimi anlatmaya. Sadece gözlerime bakman yeter… Sevgimin ışıltısını orada göreceksin. Nice 3′lere, birlikte, canımın kuzusu…

6

Bugün 6′nın son, nice 7′lerimizin ilk günü…

Sevgili yarim, mutlu, huzurlu, sağlıklı ve “bir”likte nice yıllarımız olsun…

Canımın yarısı

Bugün özel bir gün benim için. Dosttan öte, kardeş gibi bellediğim Ebru’nun doğum günü…

7 yaşından beri tanırım onu. İlkokula başladığım 3. gün sınıfım değişince Ebru’ların sınıfına götürdü kader beni. Çok cadı, becerikli, akıllı, zehir gibi bir çocuktu Ebru. O zamanlar Özlem benim en yakın arkadaşımdı. İlkokul bitti, ortaokula başladık. Orta 2′den sonra bu sefer Ebru’ların sınıfı dağılınca o bizim sınıfa geldi. Kader dedim ya…

Ortaokul Ebru’yla arkadaşlığımızı çok pekiştirdi. İlk genç kızlık günlerimde yanımda hep Ebru vardı, bir de Özlem… İlk aşklar, kalp ağrıları, kızgınlıklar, coşkular… Olanca beceriksizliğimle hepsini elime yüzüme bulaştırırken yanımda ikisi vardı. Muhteşem üçlüydük biz, hep birlikte beraber gezerdik.

Ortaokul bitince bu sefer birimiz nereye üçümüz oraya durumundaydık, okul seçimimiz de o yönde oldu. Üçümüz Pertevniyal’e gitmeye karar verdik. Üçümüzün de pembe çantası vardı. Üçümüzün de hayalleri…

Lisede benim seçimim Matematik, onların seçimi Edebiyat olsa da hiç kopmadık… Tenefüslerde, ilk fırsatta soluğu birbirimizin yanında alır, ne olup bittiğini  anlatırdık. Acıyı, tatlıyı, mutluluğu, coşkulu duygularımızla hep birlikte yaşadık…

Lise bittiğinde ilk yol ayrımını yaşadık. Ben Kimya’yı, Özlem Büro Yönetimi ve Sekreterlik bölümünü kazandık. Ebru hayata erken atıldı, çalıştı, hep çalıştı…

Üniversiteyi bitirdim. Ebru, yayınevinde muhasebe bölümündeydi o zamanlar. Beni de aldırdı yanına. Kimyacı olmak istemeyince ben de yayınevinde çalışmaya başladım, hem de onunla birlikte:) Kader bir kez daha birleştirdi yollarımızı.

Önce Özlem, sonra Ebru evlendi. İkisinin de yavruları oldu…

Yaklaşık 6 yıl birlikte çalıştık Ebru’yla, o dönem de ayrı keyifliydi. Sonra o başka bir işe geçti, ardından ben de…

Sonra ben evlendim, nikah şahidim Ebru’ydu…

Doğum yaptım, yanımda Ebru vardı…

Kızgınlığımda, mutluluğumda, acı günlerimde, yanımda olamadığı durumlarda bile telefonun öbür ucunda, yine yanımdaydı…

Hep dinledi beni, hep doğru yolu gösterdi…

O ilkokulumun minik cadısı, ortaokulumun “sırdaşı”, lisemin deli dolusu, üniversitemin akıl veren dostu, adamakıllı ilk işimin mesai arkadaşı, doğumumun, ameliyatımın hasta bakıcısı, birlikte çok çalışıp minik paralar kazandığımız günlerin yetenekli kadını, mutluluğumun, hatalarımın, sevinçlerimin, kaygılarımın, kızgınlıklarımın, gözyaşlarımın, kahkahalarımın, çaresizliğimin, her halimin yanındaydı… Nasıl desem, nasıl anlatsam, nerelere sığdırsam bilemiyorum… Öyle çok ki paylaştıklarımız, yazsam yazsam yine hepsini anlatamam, eksik kalır bi sürü şey… Düşünüyorum, onu ancak kalbime sığdırabiliyorum.

Şu hayatımda şunu biliyorum ki kardeş çok önemli. Ama bir insanla kardeş olabilmek için illa aynı anne babaya da gerek yok. Bunu Ebru’yla anladım ben.

Ebru’m, canımsın, yarısısın, ötesi yok…  İyi ki karşılaştırmış hayat bizi, hem de erkenden… Hep mutlu, sağlıklı ol, hep benimle, bizimle ol, iyi ki varsın…

Ve diliyorum ki Duru’mun da senin gibi bir can dostu, kardeşi olur bu hayatta… Ve kaderi onu erkenden karşılaştırır can dostuyla, tıpkı sen ve ben gibi…

 

 

 

 

 

 

Arama
Son Yorumlar
Lilypie - Personal pictureLilypie Second Birthday tickers