Archive for the ‘Çok önemli anlar’ Category

Bir dönem mi kapanıyor?

3 gündür yok mm. En son 9 Mayis’taydı sanki, sabahın erken saatlerinde.

3 gündür geçiştiriyorum, başka bir şey öneriyorum, “sen artık büyüdün” diyorum. 1-2 küsüyor, sonra yine geliyor yanıma. Kriz halinde, saplantı halinde değil en azından, iyi olan yanı bu. Zaten günde 1′e indirmiştik en son, yaklaşık 1 aydır öyle gidiyordu çerez niyetine…

Garip bir his, fazla yazmak istemiyorum bu konuda. Hâlâ inanamıyorum çünkü, dile kolay 3 koca yıl oldu neredeyse…

İçimden sadece teşekkür etmek geliyor Duru’ya,  bana bu duyguyu doya doya yaşattığı için…

Üzgün bir yanım… Biraz da buruk… Şaşkın…

Her şeyi kolaylaştırdığı ve bu kadar anlayışlı olduğu için de teşekkür ediyorum kızıma…

Bir dönem daha mı kapanıyor ne??

23 Nisan’da hepimiz neşeyle dolduk

23 Nisan vesilesiyle tatildik bizler de. Hava da müthişti, çocukluğumdaki 23 Nisanlarda buz gibi olurdu… Dolayısıyla o gün hepimiz çocuklar gibi şendik…

Neyse sabah kalktık, kahvaltının ardından niyetim Duru’yu giydirip parka götürüp resimlerini çektirmekti. Babam geçen yıl, 23 Nisan’da giymesi için Duru’ya folklor kıyafeti almıştı. Fakat ne yapıp ettiysek giydirememiştik, kısmet bu seneyeymiş. İlk defa geçen akşam giydirdik, babamın gönlü de hoş olsun dedim, fakat sırf onun değil bizim de gönlümüz hoş oldu. Öyle yakıştı ki, Duru da sevince onu öyle giydirip çimenlerde resmini çekesim geldi. Hem ablamın hem de benim aynen böyle kıyafetli resimlerimiz var, babam çekmişti. Duru’nun da olsun istedim.

Oturduğumuz sitenin, ATA 2′nin parkına gittik. Her yer harika, yemyeşil, erguvanlar açmış. Hayran olduk doğaya. Duru’nun arkadaşları da oradaydı, Ahmet ve Elif, bir de başka bir kız çocuğu daha. Ahmet “Aaa Duru ne güzel olmuşsun” dedi, gözleri parladı onu öyle kıyafetli görünce. Duru da farkında güzel olduğunun, saçındaki tülü savura savura koşmaya başladı.

Birden bütün çocuklar hareketlendi, Duru koşuyor onlar onun peşinden koşuyor:) Tutup yakalayıp resim çekebilene aşk olsun:)

Neyse biraz durulunca hepsi dizildiler, bize de deklanşöre basmak düştü. Fotoğraflar gerçekten çok güzel…

İşte Ahmet, ne kadar tatlılar...

Çocuklar evlerine gitti sonra. Ben de Duru’yu biraz tek başına resimledim.

Bunlar da Serhan’ın çektiklerinden…

Burada da havuzdaki su kaplumbağasına bakıyoruz…

Hint filminden bir kare…

Epey vakit geçirdik parkta. Duru da yorulmuştu. Ben de fotoğraf aşkına Duru’nun peşinde koşmaktan helak oldum. Gitme vaktiydi. Duru da “eve gidelim” dedi.

Güzel bir anı oldu hepimiz için, ilerde bakıp bu resimlerine ne düşünecek acaba? Ben baktıkça “iyi ki babam böyle resimlerimi çekmiş” diyorum ve suratımda bir gülümseme beliriyor hemen. Eminim Duru da çok sevecek bu resimleri, baktıkça “iyi ki…” diyecek…

 

 

 

3 yaşa 3 kala…

Duru hâlâ bir süt çocuğu, evet itiraf ediyorum:) O talip ettikçe ben de geri çevirmedim. Tabii sınırladım, öyle her istediğinde değil. Böyle azalta azalta, bugünkü duruma geldik şükür.

İşten eve gittiğimde daha kapıdan bağırırdı “Anne mm” diye. Birkaç akşamdır bunu bırakmıştı zaten, eve girince de talep etmiyor artık!

Bir önceki akşam yemekten sonra arada istedi, ben de “sen artık büyüdün kızım, küçük bebeklerin ihtiyacı vardır” dedim. Sonra baktı ben kararlıyım, vazgeçti.

Dün akşam hiçbir talebi bile olmadı ilk defa. Bir ara niyet etti herhalde kendi kafasında, sonra kulağıma eğilmiş şöyle diyor: Anne, domuzlar mm emer. Herhalde bir çizgi filmde görmüş.

Zaten uykudan önceki faslı da bir süredir bırakmıştı. Yaklaşık 1 ay önceye kadar bizim odada yan yana yatıp uyuyorduk. Kendisi, kendi yatağında yatıp uyumayı talep edince bu faslı da otomatikman bıraktı. Uykudan önce hiç istemiyor.

Artık sabaha karşı 5′te ve bir de 7 gibi sadece 2 kez kısa sürelerle istiyor. Birkaç kez “yok, istemiyordun hani” falan dedim, baktım çok ısrarcı, devam ediyoruz şimdilik.

Herhalde gün gelecek, ondan da vazgeçecek.

3 yaşa kadar bu iş tamam evelallah.

Hem içim buruluyor bir yandan da “yok artık, okula gidecek yakında, yeter” diyorum:) Güzel olan yanıysa doğal bir süreçle bu olayın bitiyor olması. Benim psikolojim için en iyisi böyle olacak. Yaradan en iyisini bilir…

Yaşasın kar!

Gelebileceğini pek sanmıyordum ama geldi. Bembeyaz, pamuk gibi hem de…

Cumartesi günü, öğlen gibi dışarı çıktık. Yolda hafiften başladı kar. Sonra hızı arttı. Bir ara pamuk gibi kocaman kocaman yağdı hatta. Beyaz beyaz yağdıkça benim içim de beyazladı…

Arabanın camını açtık, Duru eliyle kocaman kar tanelerini yakaladı.

Hava kararırken bitti işimiz. Dışarı çıktığımızda her yer bembeyaz olmuştu.

Kartopu oynadık. Duru bir bana, bir babasına kartopu yapıp attı. Çok eğlendi.

Pazar günü etrafta birazcık kar vardı, Duru’yu parka götürdüm. Erimeye yüz tutmuş karlarla bile nasıl oynadı anlatamam.

Asıl pazartesi günüydü kar. Akşam eve dönerken yollarda sefil olsak da beyaz görüntü her şeyi silip götürdü.

Eve gittiğimizde Duru’yu dışarı çıkardık. Ben elimde fotoğraf makinesi ve kamera, yine Cevat Kelle kıvamında hem kartopu oynama hem de olayı fotoğraflamayla meşguldüm. Duru bu sefer iyice kaybetti kendini.

Karları avuçladı, duvara fırlattı, bana ve babasına attı. Minicik elleriyle küçücük kartopları yaptı.

Bir ara Serhan’la birbirimizi şişleme moduna girdik, ben zararlı çıktım tabii:) Sonra evin arkasında ufak bahçe gibi bir yer var, oraya gittik. Nasıl beyaz, nasıl pamuk, kimse girmemiş. Bir güzel hallettik oraları. Ağaçlarda böyle karlar vardı işte…

Duru’yu kara yatırdık.

Önce istemedi, garip geldi herhalde. Sonra yattı, babası da yanına uzandı. Jübileyi yaptık böylece.

Eve gitme vakti geldi. Neredeyse 1 saat dışarda kaldık.

Eve girmek istemedi Duru, girince de morali bozuldu herhalde, ağlamaya başladı. Üzerini çıkardım, epey ıslanmıştı eşofmanı, neyse ki içine çorap giydirmiştim, geçmemiş. Yalnız bacakları buz gibiydi, korktum… Hasta olmaz umarım.

Ben bu kadar küçükken hiç kartopu oynamamıştım. Eve çıkarken bunu konuştuk Serhan’la. Şimdiki çocuklar şanslılar, pek çok şeyi daha küçücükken tadıyor, öğreniyorlar. İstedik ki Duru da karda oynamanın, kara uzanmanın keyfini alsın…

Güzeldi… Bembeyaz, içimi temizledi kar. Yağınca da hep yağsın isterim, eriyince üzülürüm karlar. Garibim vesselam, ben onu bilir onu söylerim…

Yılbaşı ağacımız ve Duru

Bu yıl da yılbaşı ağacımızı süsledik. Farkı, bu yıl bu işi Duru’yla birlikte yapmış olmamız.

Geçen hafta salı akşamı ağacı çıkardım yerinden, 1 yıldır beklemekten sıkılmış plastik yeşil çam ağacını… Sonra da süsleri çıkardım.

Serhan ışığı halletti, diğer süsleri de Duru taktı heyecanla. Bazen bir dala 3 süs taktığı bile oldu, olsun, o çok keyif aldı.

Ben de onu izlemekten keyif aldım, baktım boyu ağaçla bir neredeyse. İlk yıl daha yürüyemiyor yanında oturuyordu ağacın, geçen yıl daha bilinçliydi tabii, akşam Serhan’la süslemiş, sabah sürpriz yapmıştık ona. Ağacı öptüğünü hatırlıyorum.

Bu seneyse kendisi süsledi koca ağacı, büyük bir iş başardı bence…

Geçen akşam yeni süsler getirdi babası ona, büyük büyük renkli süsler. Ağacımızda biraz iri durdular ama olsun, Duru’ya eğlence işte…

Bu seneki en büyük değişimlerden biriydi bence, ağacı Duru süslemişti…

Yeni yılımız iyi geçecek inşallah, herkesin iyi geçsin…

 

Arama
Son Yorumlar
Lilypie - Personal pictureLilypie Second Birthday tickers