Archive for the ‘Çok önemli anlar’ Category

Müzik kulağı mı??

10 Ekim 2013, Cuma

Duru’nun öğretmeni evlenmiş, hem tebrik etmek hem de Duru’nun okuldaki halet-i ruhiyesini sormak için Kadriye öğretmenle görüştüm az önce.

Sözleri övgü doluydu. Özellikle İngilizce ve müzik dersindeki performansına hayran kaldığını söyledi. Müzik kulağının çok gelişmiş olduğunu, piyano dersi almasının faydalı olacağını da söyledi. Biz de farkındaydık Duru’nun bu özelliğinin. Daha ufacıkken müzik çaldığında birlikte ritim tutardık. Şimdi de öğretmeni çok zor bir ritim vuruyormuş ve Duru aynısını bire bir çalıyormuş. Ben de deniyorum hakikaten bire bir aynı ritmi vuruyor eliyle. Bayramdan sonraki hafta toplantı varmış, kalmamı ve özel görüşeceğimizi söyledi. Bakalım, hayatımızda neler olacak:)

Ve sahnelerde Duruuu…..

 22 Haziran’da Duru’nun yıl sonu gösterisi vardı. Ne heyecanlı bir şeymiş bu… Bir yandan Duru’yu sahnede görecek olmanın heyecanı, diğer yandan “ya ağlarsa” korkusu…

Neyse, cumartesi sakin sakin kalktık. Gösteri kısmını pek dile getirmeden kahvaltı ettik vs. Saat 4’te orada olmamız gerekiyordu. Kavacık’ta Ahmet Mithat Kültür Merkezi’nde. Teyzeler ve hala da oraya geleceklerdi. Sınırlı misafir kapasitesi olduğundan herkesi çağıramadık.

Duru’ya kot etek ve Deha tişörtünü giydirip saçını topuz yaptım. Öyle istemişlerdi. Saat 4’te oradaydık. Benden ayrılırken yine ağladı tabii, korktum sahnede de öyle olcak diye. Seni izleyeceğim ben dedim. Yerimizi alıp beklemeye başladık. Arkalarda idik, beni görür de arıza çıkarır diye çok önlere oturmadık. Neyse perde açıldı, tüm çocuklar sahnede İstiklal Marşı için bekliyordu. Duru çok güzel okudu, öyle ciddiydi ki, iki eli yanda, tüm ciddiyetiyle okudu marşı, çok duygulandık. Ardından Türkçe ve İngilizce şarkılar okudular.

Arada beni arıyordu, el ettim ama görmedi tabii ışıklardan. Bir ara Yeşim Öğretmen’e sordu, o da burada dadi herhalde. Zaman zaman yüzünde endişe ifadesiyle şarkıları çok çok güzel söyledi. Hiç de ağlamadı. Çok gurur duydum.

Hala sonradan geldi. Onu görünce çok sevindi Duru, sahneden “halaa” diye el salladı:) Neyse, perde kapandı, sonra sırayla çıktı çocuklar.

Dramada meyve oldular, Duru karpuzdu. Yanındaki sevimli patlıcan da Gökay. O da ayrı alemdi:)

Öğretmenlerinin meyveleri yıkarken Duru’nun yaptığı hareketler hala gözümün önünde:)

Çok eğlendiler hepsi de…

Hepsi çok güzeldi. Özellikle Tuba öğretmenin hazırladığı Tayfalar rondu bence çok çok iyiydi. Bir de kostüm olarak birer tane çizgili tişört giydirebilselerdi çok daha mükemmel olacaktı gösteri. Ben izlerken çok keyif aldım. Duru özellikle Buğra’sıyla birlikte o kadar eğlendi ki onları izlerken ben daha çok eğlendim.

Duru gerçekten iyiydi, kendi çocuğum diye söylemiyorum. Hepsinde çok iyiydi. Çok da eğlendi. Hepsini hakkıyla yaptı. Dansta prenses gibiydi. Bale ve müzik öğretmeni zaten Duru’nun çok yetenekli olduğunu söylemişti. Böyle bir çocuğa sahip olduğumuz için çok çok şanslıyız…

Gösteri 2,5 saat sürdü. Biz bile izlerken yorulduk, kim bilir o minikler ne kadar yoruldular. Bravo hepsine…

Gösterinin sonunda tüm çocuklara belge dağıttılar. Mezunlar kep attı:) Bizimki belgesini alır almaz yanıma geldi. Sinirliydi biraz, yorulmuş, şekeri de düşmüştü. Arkada sandviç yemişler ama çıkınca bizden istediği ilk şey “çikolata” idi.

Öğretmenine veda edemedik. Sınıf arkadaşlarından biri Duru’ya biraz hoyratça sarılınca bizimkinin ayarı bozuldu tabii, yorgun da… Ağlayarak günü bitirdik. Öğretmenleriyle fotoğraf bile çekemedim. Neyse, gösteri boyunca gıkı çıkmadı ya, bu bana yeter.

Çıkışta anneanne, teyze, enişte, hala ve kuzen hep birlikte Küçüksu’da bir yere gittik. Orada da birkaç erkek çocuğuyla futbol oynadı:) Enerjisi bitmemiş demek ki:) Her yeri simsiyah olmuştu top oynamaktan, kirlenmek güzeldir:)

Duru’nun ikinci sahne deneyimi idi bu. Eğer sayarsak, ilki geçen yıl gittiğimiz tatil köyündeydi, birlikte aynı sahneyi paylaşmıştık. İnsan çok heyecanlanıyor, merakla bekliyor, duygulanıyor. Annemi şimdi daha iyi anladım. Demek, o da beni seyrederken aynı şeyleri hissediyormuş, hep anlatırdı bana…

Sonraki gün gösteriyi izledik videodan. Buğra’yla bir ara birbirlerine bakıp gülüp eğlenip şarkı söylüyor Duru. Bana şöyle dedi: “Anne bak, Buğra’yla nasıl da birbirimize bakıp şarkı söylüyoruz”:) Kalıverdim öylece. Okulun gönderdiği videoyu izlemedim henüz, fakat fotoğrafları gördüm. Birkaç kare haricinde güzel değil, beğenmedim. Öylesine çekilmişler, ne kadraj var, ne açı… Keşke böyle güzel bir gösterinin fotoğrafçısı ve fotoğrafları da iyi olsa… Neyse ki biz çektik, en azından onlar var.

Mutlu bir günü daha bitirdik. Kızım bana güzel bir deneyim daha yaşattı. Daha nicelerine, birlikte, sağlıkla inşallah…

4 de bitti!

Duru’nun 4. yaş doğum günün kutladık. 8 Haziran Cumartesi evde, 10 Haziran Pazartesi asıl gününde ise okulda idik.

Her ikisinden de bir şey anladım dersem yalan olur. Çünkü Duru aşırı derecede peşimdeydi yine. Hep bu moddaydı, suratı asıktı:(

Dolayısıyla gelen kimseyle ilgilenemedim doğru dürüst. Umarım her şey yolunda gitmiştir.

Bu yılki temamız My Little Pony idi, çünkü kızım bir at, daha doğrusu Prenses Celestia:) Bir atta bulunan her türlü donanım ve bilgiye sahip Duru için başka tema düşünemezdim. Bunun için ablamla birlikte tütü ve 2 tişört hazırladık. Tişörtün birine keçeden Rainbow Dash karakteri yaptım. Diğer süslemeler ablamdandı ve harika oldu. Ellerine sağlık diyorum tekrar tekrar…

Duru kalabalıktan tedirgin oldu. Cumartesi tüm gün hazırlık yaptık, hatta cumadan başladı bizim telaşımız. Gelenler için yine çerçeve hazırladım. Klasik, her senekinden. Zaten aile büyüklerimiz fotoğraf istiyordu, bu vesileyle vermiş olduk. Gelenler sağ olsunlar bir sürü hediye getirmişler. Ablam, annem çok yardım etti, hem hazırlık aşamasında hem de başka şeylerde. Herkese tek tek teşekkür ediyorum.

Gündüz uyumadığı için de ayrıca huysuz olan kızım, gecenin sonunda koltukta, elinde halasının hediyesi olan karaokeyle sızıverdi.

Pazartesi sabah Duru’yu okula bırakırken elbisesini de verdim. Ağlamaklı gitti, hiç keyfi yoktu. Pastasını geçen hafta Titiz’e sipariş etmiştim, minik pizzalardan da istedim. Duru’nun arkadaşları için ufak hediyeler aldım. Kızlara Duru’nun tütü tülünden tokalar hazırladım. Keyifliydi gerçekten.

Saat ikibuçuğa doğru okulda olduk. Bizi masada karşıladılar.

Duru Hanım sevgili arkadaşı Buğra’sını hemen yanı başına almış, bir uçta Sura diğer uçta da Zeynep Ada oturuyordu. Buğra’dan başkasını görmüyordu gözü, haliyle bize bol bol gülecek malzeme çıktı:)

Biraz fotoğraf çektik.Tacını da öğretmeni hazırlamış, dikkatinizi çekerim mor:) Bir de tüm arkadaşlarının el izlerinin olduğu büyük bir kart hazırlamışlar birlikte… Saklıyorum…

Sonra pastayı kestik. Pastanın tadı ve görüntüsü gerçekten muhteşemdi, Titiz’in ellerine sağlık.

Pastalar yendikten sonra sıra oyun faslına geldi. Biraz dans edip zıpladılar.

Burda da Deve-Cüce oynuyorlar.

Duru Buğra’yla dans etti hep, Güneş de geldi ama onu istemedi. Yapıştılar adeta, bakınız şunlara ne kadar da mutlular:)

Tuba öğretmen bugün abarttığını, normalde bu kadar olmadığını söyledi. Birkaç oyun oynadılar. Bütün oyunlarda günün birincisiydi Duru:) Gerçekten hile yoktu, çok dikkatli ve becerikli bir çocuk…

Sonra hediyelerimizi verdik çocuklara. Kızlar toka ve yüzüklerine bayıldı. Gerçekten çok güzel oldular. Erkekler de küçük oyuncaklarını çok sevdiler. Duru bu aşamadan sonra error verdi, öksürmeye başladı ve yorulduğunu söyledi. Çaresiz gitme zamanı da gelmişti. Öğretmenleri üstlerini değiştirirken biz de aşağıda bekledik Duru’yu. Baktım ağlayarak hızlı hızlı iniyor merdivenden. Gittiğimizi zannetmiş.

Teşekkür edip ayrıldık oradan. Dediğim gibi hiçbir şey anlamadım doğum gününden…

Eve gitmeden biraz bizim oralardaki parkta mola verdik. Fotoğraf çektim tabii…

Eve gidince biraz dinlendi de kendine geldi. Sonra Serhan’ın arkadaşı Aykut aradı, Çengelköy’de buluştuk. Duru’nun mısır krizi tutunca aldık, bir de balon istedi, Hello Kitty’li:)

Böyle işte, bir doğum günü daha bitti.

Yaradan uzun ve sağlıklı bir ömür versin yavruma, huzurlu ve sevgi dolu…

 

Duru’nun ilk sergisi

25 Mayıs’ta Duru’nun okulu Deha’da, bebelerin yıl boyunca yaptıklarını görmeye gittik.

Duru’nun sınıfının adı “Çalışkan Arılar”

Sergi kendi okullarında değil de bu yıl açılacak ilköğretim binasında, Bulgurlu Caddesi’ndeki yeni yerinde yapıldı. Bizim saatimiz 15.00-16.30 arasındaydı.

Bütün bahçe ve binanın giriş katı çocukların 1 yıl boyunca yaptıklarıyla doluydu. Gerçekten gözlerimize inanamadık, o kadar çok, o kadar güzel şeyler yapmışlar ki, hem emeğe hem de yaratıcılığa şapka çıkardık…

Duru birkaç arkadaşını gördü, tabii hemen koşturmaya bşaladılar. Biz de hangi birine bakacağımızı, beğeneceğimizi şaşırarak, ağzımız açık dolandık.

Bir ara Tuğba öğretmenle görüştük. Duru hakkında inanılmaz güzel şeyler söyledi, Serhan da ben de gurur duyduk… Hem kişiliği hem davranışları, kendi çocuğumuzu biz biliyoruz ama onu çok iyi tanıyan başka birinin ağzından duymak da başka oluyormuş…

Bunlar Duru’nun yaptıklarından:

Gökay ve Hilal de oradaydı, öptüm, sevdim onları da…

Duru’ya Boray’dan (Pembe Gardırop) aldığım mavi elbiseyi giydirdim, çok da yakıştı. Resim öğretmeninin hemen dikkatini çekti, kendine de istiyormuş:) Neden olmasın, çok da yakışır bence…

Yiyecekler de bir harikaydı. Belli ki sadece tüm yıl değil o gün de çok uğraşmış, emek harcamışlar. Başta kendi sevgili öğretmenimiz Tuğba’nın, resim öğretmenimizin, sonra tüm çocuklarımızın, okuldaki diğer öğretmenlerin kısacası emeği geçen herkesin eline, gözüne sağlık diyorum. Bize böyle güzel bir gün yaşattıkları için de teşekkürler…

23 Nisan partisi

22 Nisan’da okulda Duru’ların partisi vardı. Onun için cumartesi kırmızı beyaz elbise arayışına girdim. Tabii hiçbir yerde doğru dürüst kalmamış, çünkü okullar hep bu iki renkte olan giysileri almışlar. Bir şey daha öğrendik böylece. Neyse puantiyeli bir elbise buldum.

Pazartesi sabahı hâlâ kötüydüm. Her yerim ağrıyordu. Annem de daha beter. Duru’yu hazırladım, güzel giydirdim. Gitmeden birkac poz çektim, bana böyle pozlar verdi:)

Okula bıraktım.

Duru gelene kadar kek yaptım, ortalığı topladım, yemek pişirdim. Bir baktım ki zaman gelmiş. Aşağı inip kızımı karşıladım, sarıldık, yapıştık:)

Güzel geçmiş, şiirler okumuşlar, şarkılar söylemişler.

“Atatürk öldü ama kalbimizde yaşıyor” diyor.

Çocuklarımız Atatürk sevgisiyle büyüsün hep…

 

Arama
Son Yorumlar
Lilypie - Personal pictureLilypie Second Birthday tickers