Archive for the ‘12. ay (mayıs-haziran)’ Category

4 de bitti!

Duru’nun 4. yaş doğum günün kutladık. 8 Haziran Cumartesi evde, 10 Haziran Pazartesi asıl gününde ise okulda idik.

Her ikisinden de bir şey anladım dersem yalan olur. Çünkü Duru aşırı derecede peşimdeydi yine. Hep bu moddaydı, suratı asıktı:(

Dolayısıyla gelen kimseyle ilgilenemedim doğru dürüst. Umarım her şey yolunda gitmiştir.

Bu yılki temamız My Little Pony idi, çünkü kızım bir at, daha doğrusu Prenses Celestia:) Bir atta bulunan her türlü donanım ve bilgiye sahip Duru için başka tema düşünemezdim. Bunun için ablamla birlikte tütü ve 2 tişört hazırladık. Tişörtün birine keçeden Rainbow Dash karakteri yaptım. Diğer süslemeler ablamdandı ve harika oldu. Ellerine sağlık diyorum tekrar tekrar…

Duru kalabalıktan tedirgin oldu. Cumartesi tüm gün hazırlık yaptık, hatta cumadan başladı bizim telaşımız. Gelenler için yine çerçeve hazırladım. Klasik, her senekinden. Zaten aile büyüklerimiz fotoğraf istiyordu, bu vesileyle vermiş olduk. Gelenler sağ olsunlar bir sürü hediye getirmişler. Ablam, annem çok yardım etti, hem hazırlık aşamasında hem de başka şeylerde. Herkese tek tek teşekkür ediyorum.

Gündüz uyumadığı için de ayrıca huysuz olan kızım, gecenin sonunda koltukta, elinde halasının hediyesi olan karaokeyle sızıverdi.

Pazartesi sabah Duru’yu okula bırakırken elbisesini de verdim. Ağlamaklı gitti, hiç keyfi yoktu. Pastasını geçen hafta Titiz’e sipariş etmiştim, minik pizzalardan da istedim. Duru’nun arkadaşları için ufak hediyeler aldım. Kızlara Duru’nun tütü tülünden tokalar hazırladım. Keyifliydi gerçekten.

Saat ikibuçuğa doğru okulda olduk. Bizi masada karşıladılar.

Duru Hanım sevgili arkadaşı Buğra’sını hemen yanı başına almış, bir uçta Sura diğer uçta da Zeynep Ada oturuyordu. Buğra’dan başkasını görmüyordu gözü, haliyle bize bol bol gülecek malzeme çıktı:)

Biraz fotoğraf çektik.Tacını da öğretmeni hazırlamış, dikkatinizi çekerim mor:) Bir de tüm arkadaşlarının el izlerinin olduğu büyük bir kart hazırlamışlar birlikte… Saklıyorum…

Sonra pastayı kestik. Pastanın tadı ve görüntüsü gerçekten muhteşemdi, Titiz’in ellerine sağlık.

Pastalar yendikten sonra sıra oyun faslına geldi. Biraz dans edip zıpladılar.

Burda da Deve-Cüce oynuyorlar.

Duru Buğra’yla dans etti hep, Güneş de geldi ama onu istemedi. Yapıştılar adeta, bakınız şunlara ne kadar da mutlular:)

Tuba öğretmen bugün abarttığını, normalde bu kadar olmadığını söyledi. Birkaç oyun oynadılar. Bütün oyunlarda günün birincisiydi Duru:) Gerçekten hile yoktu, çok dikkatli ve becerikli bir çocuk…

Sonra hediyelerimizi verdik çocuklara. Kızlar toka ve yüzüklerine bayıldı. Gerçekten çok güzel oldular. Erkekler de küçük oyuncaklarını çok sevdiler. Duru bu aşamadan sonra error verdi, öksürmeye başladı ve yorulduğunu söyledi. Çaresiz gitme zamanı da gelmişti. Öğretmenleri üstlerini değiştirirken biz de aşağıda bekledik Duru’yu. Baktım ağlayarak hızlı hızlı iniyor merdivenden. Gittiğimizi zannetmiş.

Teşekkür edip ayrıldık oradan. Dediğim gibi hiçbir şey anlamadım doğum gününden…

Eve gitmeden biraz bizim oralardaki parkta mola verdik. Fotoğraf çektim tabii…

Eve gidince biraz dinlendi de kendine geldi. Sonra Serhan’ın arkadaşı Aykut aradı, Çengelköy’de buluştuk. Duru’nun mısır krizi tutunca aldık, bir de balon istedi, Hello Kitty’li:)

Böyle işte, bir doğum günü daha bitti.

Yaradan uzun ve sağlıklı bir ömür versin yavruma, huzurlu ve sevgi dolu…

 

Duru’nun halleri

Dün yine pazartesi idi ve her pazartesi oldugu gibi bu pazartesi de bir sendrom yaşanmıştı. Neyse ki artık okula giderken çok fazla arıza çıkarmıyor…

Okuldan eve gelince anneme ağladığını söylemiş. “Annem” şarkısını söylerken aklına ben gelmişim ve ağlamaya başlamış:( Bu kadar duygusallık da iyi mi kötü mü bilemedim. Kıyamam… Öğretmeni de minder alıp biraz dinlenmesini söylemiş ona…

Dün akşam kaşınmaya başladı, yine sıcaklar geldi ya, terlediği için kaşıntı oluyor vücudunda. Uykusu geldiği için yıkayamadım akşam, sabah yıkayacağımı söyledim. Sabah oldu, kalktık. Hazırlandım, tam çıkarken elimden tuttu, banyoya götürdü beni. Ben de çaresiz yıkadım, şöyle bir su tuttum.

Kuruladım, öptüm, kokladım, giydirdim.

Tekrar evden çıkarken geldi sarıldı. “Teşekkür ederim anne, sayende rahatladım” dedi… Kıyamam 2:)

Dün gece uyutmaya çalışıyorum. Kitap okudum koltukta, o da yatağında yatıyor, sonra hadi uyuyalım artık dedim. “Kendi yerine gitme ama” dedi bana. Neyse, uykusu gelmiş fakat uyuyamıyor, dönüyor, sinirleniyor, kendi de farkında aksiliğinin. Bana da Allah bir sabır verdi, ne derse sakince cevap veriyorum. En son ağlayarak yatağının kenarlığını söktürdü. Sonra da sırtım kaşınıyor dedi bozuk bir sesle. Ben de gittim kaşıdım. “Teşekkür ederim anne” dedi… Bayılıyorum onun bu kibarlığına… Kıyamam 3:)

Dün eve giderken dondurma aldık. Erir erimez afiyetle yedi bir güzel. Birazını da anneannesi ve babasıyla paylaştı. Bitirdikten sonra “teşekkür ederim anne” dedi. Kıyamam 4:)

Dün anneannesiyle dut yemişler aşağıdaki parkta. Ağacın altına girip kendi koparıp koparıp yemiş:) Annemlere de götürelim demiş sonra. Hiç unutmaz bizi de canım kuzum…

Şükür ki ne şükür, ne kadar etsek az kalır…

Duru’nun ilk sergisi

25 Mayıs’ta Duru’nun okulu Deha’da, bebelerin yıl boyunca yaptıklarını görmeye gittik.

Duru’nun sınıfının adı “Çalışkan Arılar”

Sergi kendi okullarında değil de bu yıl açılacak ilköğretim binasında, Bulgurlu Caddesi’ndeki yeni yerinde yapıldı. Bizim saatimiz 15.00-16.30 arasındaydı.

Bütün bahçe ve binanın giriş katı çocukların 1 yıl boyunca yaptıklarıyla doluydu. Gerçekten gözlerimize inanamadık, o kadar çok, o kadar güzel şeyler yapmışlar ki, hem emeğe hem de yaratıcılığa şapka çıkardık…

Duru birkaç arkadaşını gördü, tabii hemen koşturmaya bşaladılar. Biz de hangi birine bakacağımızı, beğeneceğimizi şaşırarak, ağzımız açık dolandık.

Bir ara Tuğba öğretmenle görüştük. Duru hakkında inanılmaz güzel şeyler söyledi, Serhan da ben de gurur duyduk… Hem kişiliği hem davranışları, kendi çocuğumuzu biz biliyoruz ama onu çok iyi tanıyan başka birinin ağzından duymak da başka oluyormuş…

Bunlar Duru’nun yaptıklarından:

Gökay ve Hilal de oradaydı, öptüm, sevdim onları da…

Duru’ya Boray’dan (Pembe Gardırop) aldığım mavi elbiseyi giydirdim, çok da yakıştı. Resim öğretmeninin hemen dikkatini çekti, kendine de istiyormuş:) Neden olmasın, çok da yakışır bence…

Yiyecekler de bir harikaydı. Belli ki sadece tüm yıl değil o gün de çok uğraşmış, emek harcamışlar. Başta kendi sevgili öğretmenimiz Tuğba’nın, resim öğretmenimizin, sonra tüm çocuklarımızın, okuldaki diğer öğretmenlerin kısacası emeği geçen herkesin eline, gözüne sağlık diyorum. Bize böyle güzel bir gün yaşattıkları için de teşekkürler…

Öğretmenle bir konuşma

Evlilik yıldönümü kutlamamızdan Duru o kadar etkilenmiş ki, yememiş içmemiş olan biteni Tuğba öğretmenine aktarmış:) Duru’nun doğum günü yaklaştığından okuldaki partinin  detaylarını görüşmek için öğretmenini aradım. “Ah Pınar Hanım, çok kıskandım sizi valla, çok gezmişsiniz, havuza girmişsiniz, Güral Sapanca’lara gitmişsiniz, çok yemekler varmış” diye şakayla karışık sözler söyleyince kem küm edip kaldım:) Demek evde olan biten her şeyi söylüyor bizim yavru. Sabah Duru’yu okula bırakırken bana otelin ismini sormuştu, onu hafızaya almış demek ki…

Alem bir çocuk… Ne diyebilirim ki başka?

7 yıl…

Kaldığım yerden devam ediyorum. Bu yazıdakiler 19-21 Mayıs 2013 arasında yaşandı.

21 Mayıs 2006, Cumartesi günüydü. Hava yine çok sıcaktı, bizse çok heyecanlı. Evlendiğimiz gün çok güzeldi, çok da eğlenceli…

7 yılda çok yol aldık birlikte, en güzeli dünyalar tatlısı bir kızımız oldu, bundan daha büyük bir mutluluk olamaz…

Bu yıl 2 gün kaçtık, kutlamayı İstanbul dışında yaptık. Çok güzel geçti, dinlendik, gezdik, havuza girdik, doğayı içimize çektik…

Duru da çok memnun kaldı. Öyle heyecanlanmış ki evlilik yıldönümümüz diye, öğretmeniyle paylaşmış. Öğretmeni de sağ olsun bir kart yapmış Duru’yla birlikte, akşam gelince verdi, sürprizim var diyerek:)

Geziye gideceğimizi son güne kadar söylemedim, bu sefer okulda da anlatıyor, ayıp oluyor yahu… Pazar günü yola çıkmadan söyledim.

1 gün diye gittik, 2 gün kaldık. Sevdim ben bu sürpriz uzatmayı:) Zaten 1 gün de yetmezmiş.

Dönüşte internette çok iyi şeyler yazılan, çok eğlenceli denen Harikalar Sahili’ne uğradık fakat pek ilgimizi çekmedi. Çok hevesliydim aslında, özellikle dinozor oyuncaklar var diye fakat ne bizim ne de Duru’nun pek hoşuna gitmedi. Böylece orayı da görmüş olduk.

Farklı bir kutlamaydı, hepimiz çok sevdik…

Nice yıllarımız olsun, sağlıkla, mutlulukla…

Arama
Son Yorumlar
Lilypie - Personal pictureLilypie Second Birthday tickers