Archive for the ‘Duru’nun dışında…’ Category

Biraz mola

Bayram sonrasına kadar ailece hizmet dışıyız.

Herkese güzel, huzurlu bir bayram diliyorum…

6

Bugün 6′nın son, nice 7′lerimizin ilk günü…

Sevgili yarim, mutlu, huzurlu, sağlıklı ve “bir”likte nice yıllarımız olsun…

Canımın yarısı

Bugün özel bir gün benim için. Dosttan öte, kardeş gibi bellediğim Ebru’nun doğum günü…

7 yaşından beri tanırım onu. İlkokula başladığım 3. gün sınıfım değişince Ebru’ların sınıfına götürdü kader beni. Çok cadı, becerikli, akıllı, zehir gibi bir çocuktu Ebru. O zamanlar Özlem benim en yakın arkadaşımdı. İlkokul bitti, ortaokula başladık. Orta 2′den sonra bu sefer Ebru’ların sınıfı dağılınca o bizim sınıfa geldi. Kader dedim ya…

Ortaokul Ebru’yla arkadaşlığımızı çok pekiştirdi. İlk genç kızlık günlerimde yanımda hep Ebru vardı, bir de Özlem… İlk aşklar, kalp ağrıları, kızgınlıklar, coşkular… Olanca beceriksizliğimle hepsini elime yüzüme bulaştırırken yanımda ikisi vardı. Muhteşem üçlüydük biz, hep birlikte beraber gezerdik.

Ortaokul bitince bu sefer birimiz nereye üçümüz oraya durumundaydık, okul seçimimiz de o yönde oldu. Üçümüz Pertevniyal’e gitmeye karar verdik. Üçümüzün de pembe çantası vardı. Üçümüzün de hayalleri…

Lisede benim seçimim Matematik, onların seçimi Edebiyat olsa da hiç kopmadık… Tenefüslerde, ilk fırsatta soluğu birbirimizin yanında alır, ne olup bittiğini  anlatırdık. Acıyı, tatlıyı, mutluluğu, coşkulu duygularımızla hep birlikte yaşadık…

Lise bittiğinde ilk yol ayrımını yaşadık. Ben Kimya’yı, Özlem Büro Yönetimi ve Sekreterlik bölümünü kazandık. Ebru hayata erken atıldı, çalıştı, hep çalıştı…

Üniversiteyi bitirdim. Ebru, yayınevinde muhasebe bölümündeydi o zamanlar. Beni de aldırdı yanına. Kimyacı olmak istemeyince ben de yayınevinde çalışmaya başladım, hem de onunla birlikte:) Kader bir kez daha birleştirdi yollarımızı.

Önce Özlem, sonra Ebru evlendi. İkisinin de yavruları oldu…

Yaklaşık 6 yıl birlikte çalıştık Ebru’yla, o dönem de ayrı keyifliydi. Sonra o başka bir işe geçti, ardından ben de…

Sonra ben evlendim, nikah şahidim Ebru’ydu…

Doğum yaptım, yanımda Ebru vardı…

Kızgınlığımda, mutluluğumda, acı günlerimde, yanımda olamadığı durumlarda bile telefonun öbür ucunda, yine yanımdaydı…

Hep dinledi beni, hep doğru yolu gösterdi…

O ilkokulumun minik cadısı, ortaokulumun “sırdaşı”, lisemin deli dolusu, üniversitemin akıl veren dostu, adamakıllı ilk işimin mesai arkadaşı, doğumumun, ameliyatımın hasta bakıcısı, birlikte çok çalışıp minik paralar kazandığımız günlerin yetenekli kadını, mutluluğumun, hatalarımın, sevinçlerimin, kaygılarımın, kızgınlıklarımın, gözyaşlarımın, kahkahalarımın, çaresizliğimin, her halimin yanındaydı… Nasıl desem, nasıl anlatsam, nerelere sığdırsam bilemiyorum… Öyle çok ki paylaştıklarımız, yazsam yazsam yine hepsini anlatamam, eksik kalır bi sürü şey… Düşünüyorum, onu ancak kalbime sığdırabiliyorum.

Şu hayatımda şunu biliyorum ki kardeş çok önemli. Ama bir insanla kardeş olabilmek için illa aynı anne babaya da gerek yok. Bunu Ebru’yla anladım ben.

Ebru’m, canımsın, yarısısın, ötesi yok…  İyi ki karşılaştırmış hayat bizi, hem de erkenden… Hep mutlu, sağlıklı ol, hep benimle, bizimle ol, iyi ki varsın…

Ve diliyorum ki Duru’mun da senin gibi bir can dostu, kardeşi olur bu hayatta… Ve kaderi onu erkenden karşılaştırır can dostuyla, tıpkı sen ve ben gibi…

 

 

 

 

 

 

2012 neler getirsin?

2012′den sadece ve sadece huzur ve sağlık bekliyorum, gerisi boş…

Bir de birazcık para, valla kendim için değil, darda olanlar var, onların derdine azıcık derman olabilsem…

Canım kızımla, sevgili kocamla, huzurlu, kendimizin ve sevdiklerimizin sağlıklı olduğu bir yıl diliyorum…

Sevdiklerim de mutlu olsun ama… Dertleri, sorunları kalmasın, ne istiyorlarsa gerçekleşsin.

Geçen gün facebook’ta, çok sevdiğim bir arkadaşım 2012′den “kendi kendine ütülenen pantolonlar” dilemiş, çok güldüm:) Ben de kendini ütüleyen gömlekler istedim içimden:( Bir de ev 2-3 günde bir kendini silip süpürse, pırıl pırıl etse hiç fena olmaz, hiç sevmiyorum ev işini:(

Bir de çalışmasam, kızımla olsam…

Bir de çok gezmek istiyorum, bir de dans etmek…

Bir de yeni yılda yeni ev istiyorum, hem de çok istiyorum…

Bir de, bir de… Bir de’lerin sonu gelmez, insanoğluyuz ne de olsa, sürekli istemek üzerine yaratılmışız. “İsteyin vereyim” demiş Yaradan, boşuna değil, istemeyi bilmek gerek yalnız…

Sevdiklerim etrafımda, canım kızım kucağımda olsun bana yeter.

2011 güzeldi, 2012 daha da güzel olsun.

Evrene, Yaradan’a gönderdiğim, gönlümden geçen mesajlarım budur…

Urfa’nın Balıklı Göl’ünü göremeyen evimize buyursun

Akvaryum maceramız 2 balıkla başlamıştı. Güzel güzel anlaşıyorduk. Ta ki kırmızı kafalı Japon gidene kadar. Bizim Turuncu tek kalınca Serhan hemen gidip onun yerine 8 balık daha aldı! Bu arada akvaryum sadece 8 litrelik, fanustan hallice yani:)

Balıklara fena sardım bir ara. Diğer Japonum da gitmesin diye internetten araştırmalar yaptım. Ispanak haşlayıp verdim. Bir ara 3 lepistes vardı, ikisi benim Japona musallat olup onu deli gibi ileri geri akvaryumda dört dördürünce derhal gönderttim onları. 3 balığın yerine 4 tane başka balık geldi bu sefer. Bölünerek çoğalıyor gibiydiler… Ama favorim, ilk göz ağrım tabii ki benim güzel turuncu Japonumdu…

Dün bize bir sürpriz daha yaptı Serhan. 3 küçük zebra balığıyla eli kolu dolu geldi eve:) En çok Duru sevindi buna. Balıklı poşeti eline alıp gezdirdi onları bir güzel:) Böylece akvaryumcuğumuzda şu anda tam 3 zebra, 2 hamsi benzeri tetra, 1 tombik tetra (2 idi biri gitti), 1 vatoz, 1 çöpçü, 1 büyük 1 minik Japon, 2 başka bir balık daha, toplamda 12 balığımız var! Yani santimetreküpe 5 balık falan düşüyor. Öyle ki yüzerken birbirlerine çarpıyorlar bazen:) Sinir bozucu… Bu sabah yem verirken hepsi suyun yüzeyine doğru hücum edince aklıma seneler önce gittiğim ve gördüğümde içimin kımıl kımıl olduğu Balıklı Göl geldi.

Balıklı Göl’ü görmek için Urfa’ya gitmenize gerek yok, bize gelin, en âlâsından bu hissi yaşatalım size:)

Arama
Son Yorumlar
Lilypie - Personal pictureLilypie Second Birthday tickers