Archive for the ‘Oyalama faaliyetleri’ Category

Gitti Pumpkin’im☺

2 gün önce sis faciasına takıldım, öyle böyle değil hem de… İşten çıktıktan sonra 3 arkadaş Beşiktaş’a yürüdük, oradan Marmaray’la Üsküdar’a geçmekti niyetimiz. Tabii niyette kaldı sadece çünkü 10 bin kişi daha bizim gibi düşünüyormuş, hepsi orada bizi bekliyordu:) Neyse içimden gelmiyordu zaten binmek, iyi de oldu:)

Biz yollarda debelenirken Serhan da Duru’yla evdeydi. Bazen akşamları çocuklara yönelik bir İngilizce programı olan Pumpkin English yapıyoruz. Duru çok seviyor, faydalı da. Tek kötü yanı aralarda puan toplatan oyunlar olması, o puanlarla sanal mağazadan hayvan satın alınıyor falan. Bu şekilde de çocukları programa bağlıyor sanıyorum. Neyse, en azından faydalı bir şey, farkında olmadan İngilizce öğretiyor.

Duyduğunu, gördüğünü anlama, harfler, epey bir yol kat etti Duru…

Neyse, dün bir şekilde babası söz verdiği halde Pumpkin yapamadı Duru. Saat 10 gibi beni Üsküdar’dan almaya gelince de saat eve gittiğimizde 11’e geliyordu.

Eve gidince bir oyun Pumpkin yapmak istedi, fakat biz de çok geç olduğunu söyleyince ağlamaya başladı… Babasına da bozuldu, haksız da değil, söz vermiş bir kere…

Neyse yanına gittim. Ben gidince göz yaşları coştu. “Gitti Pumpkinim” diye ağlamaya başladı:) O öyle dedikçe bana bir gülme geldi:) Böyle anlatmakla olmuyor, duymak lazım.

Ben de “her zaman istediğimiz şeylerin olmayabileceğini, benim de bugün eve erken gelmek istediğim halde sis yüzünden geciktiğimi, hayatta planladığımız şeylerin istediğimiz anda gerçekleşemeyebileceğini” anlattım. O da sakinleşti. “yarın bir değil 2 oyun oynarsın” dedim. Ama kulaklarımdan gitmiyor onun “Pumpkinim gitti” lafı:)

Böyle işte, baktım dün uyurken de epey büyümüş yahu, kocaman kız oldu… Duygulandım yine…

Oyalama faaliyetleri: Hayali kek yapımı

Birkaç akşamdır değişik oyalanma taktikleri geliştirdik birlikte. Çarşamba günü kukla tiyatrosu vardı okulda. Akşama da bizim evde vardı. Dün de evdeki oyuncak kutusunun kapağını kek kalıbı gibi kullanmaya başladı. Ben de ona hemen bir önlük bağladım, eline karıştırma aparatını verdim, bir tane de tas… Duru televizyon programında kek tarifi veren bir aşçı oldu. Ben de kameraya çektim. Birkaç kez tekrarladık. Epey oynadık. Son oyunda artık sıkıldı, “bugün evhanımlarına hangi kek tarifini vereceksiniz” diye bilmemkaçıncı kez takdim ettikten sonra sıkılmış olacak ki “ev hanımı falan yok, hepsi gitmiş, hadi annecim elimizi yıkayalım” diyerek oyunu kendisi bitirdi.

Bazen de ona kahve veriyorum 2 kaşık, bize suyla karıştırıp kahve yapıyor. Ben de çok severdim küçükken. Bir de suyun içine bilimum ot, ekmek, vs. koyduğu karışımları var, bana hazırlıyor, ilaç niyetine, baş ağrısını geçiriyormuş:)

Bu aralar hayali oyunlar kurma, bir şeyler olma peşinde…

 

Kek ve kurabiye yapım faaliyetleri

Bazı akşamlar ne yapsam ne etsem sorularımı kek ya da kurabiye yapımıyla cevaplıyorum. Duru da keyif alıyor, sonra oturup yiyoruz ailece:)

Genellikle cuma ya da cumartesi akşamları ya da ben evde izinliyken yapıyoruz. İki hafta sonu Serhan yoktu, dolayısıyla dışarı çıkmadık pek, hava da kötüydü. Pizza yaptık birlikte. Hellim, mantar, kaşar ve domates soslu. Çok lezzetli oluyor. Hamurunu ben yapıyorum, Duru domates sosunu sürüyor, mantar ve zeytinleri diziyor. Doğru fırına. En son üzerine biraz peynir rendesi, işlem tamam…

Havuçlu kek denememiz bu da. Güzel oldu.

Yılbaşı nedeniyle yılbaşı kurabiye tarifi buldum. Benim istediğim kıvamda değil ama Duru bayıldı. İkidir ondan da yapıyoruz.

Kış geldi, hamur işi depreşti:)

Lastik lastik jimnastik

Çok lafa gerek yok… Duru’yla kimi zaman ben kimi zaman babası “sirkçilik” oynuyoruz:)

O da gayet iyi uyum sağlıyor…

Fotoğraflar gayet güzel anlatıyor zaten, o nedenle susuyorum…

Bulut ve Duru

Cumartesi günü kahvaltıya gittik Karabulut ailesiyle, epeydir üçlü olarak görüşemiyoruz…

Sabah doktor kontrolü vardı önce, tesadüf ki Bulut’un da bizden bir önceki randevuymuş. Gittiğimizde bizi Bulut karşıladı, hemen Duru’yla kaynaşıverdiler.

İşimiz uzun sürmedi, her şey yolunda, boy 102,7, kilo 17,7. Biraz çekinik davrandı ama yine de göğsünü dinlemeyi, kulağına ve ağzına bakmayı başardı Yıldız Hanım.

Kahvaltı mekanı Beyaz Fırın’dı. Bizi bekliyorlardı. Biz kahvaltı olayına Duru da oyuna dahil oldu hemen.

Bu kez çok güzel anlaştı ikisi. El ele tutuşup yürümeler, birlikte kaydıraktan kaydırmalar, araba yarışları… Bir ara yorulmuş olacaklar ki aynı sandalyede oturup dinlendiler, eh, birazcık işte…

Bir ara Duru, kendinden küçük sarışın bir erkek çocuğunun yanına oturdu, sevdi herhalde.

Bulut bunu görünce derhal ayırdı ikisini.

Aralarına oturdu, Duru’yu ittire ittire uzaklaştırdı:)

Buna “erkek kaprisi” de diyebiliriz:)

Oradan çıkınca Caddebostan Parkı’na gittik.

El ele tutuşup yürüdüler güzel güzel…

Bebeler çayır çimeni görünce pek eğlendiler. Hatta o kadar eğlendiler ki birbirilerinin üzerlerine bile çıktılar:)

Son nokta ise Seher’i yere yatırmalarıydı…

Hava çok sıcaktı. Bebeler çok terlediler, hem de çok yoruldular. Bulut arabasında uyuyakaldı. Oradan kahve içmeye gittik. Bizimki son enerjisiyle kurabiyesini kemirdi.

Dönüşte kucağımda sızıverdi, arabaya kadar bile dayanamadı. Çok eğlenceli bir o kadar da yorucuydu Duru için.

Bizim için de güzel bir gündü. En çok da bebelerin anlaşmasına sevindim, hiç bu kadar uyumlu olmamışlardı…

Tekrarını diliyorum…

 

Arama
Son Yorumlar
Lilypie - Personal pictureLilypie Second Birthday tickers