Archive for the ‘9. ay (şubat-mart)’ Category

Oyalama faaliyetleri: Hayali kek yapımı

Birkaç akşamdır değişik oyalanma taktikleri geliştirdik birlikte. Çarşamba günü kukla tiyatrosu vardı okulda. Akşama da bizim evde vardı. Dün de evdeki oyuncak kutusunun kapağını kek kalıbı gibi kullanmaya başladı. Ben de ona hemen bir önlük bağladım, eline karıştırma aparatını verdim, bir tane de tas… Duru televizyon programında kek tarifi veren bir aşçı oldu. Ben de kameraya çektim. Birkaç kez tekrarladık. Epey oynadık. Son oyunda artık sıkıldı, “bugün evhanımlarına hangi kek tarifini vereceksiniz” diye bilmemkaçıncı kez takdim ettikten sonra sıkılmış olacak ki “ev hanımı falan yok, hepsi gitmiş, hadi annecim elimizi yıkayalım” diyerek oyunu kendisi bitirdi.

Bazen de ona kahve veriyorum 2 kaşık, bize suyla karıştırıp kahve yapıyor. Ben de çok severdim küçükken. Bir de suyun içine bilimum ot, ekmek, vs. koyduğu karışımları var, bana hazırlıyor, ilaç niyetine, baş ağrısını geçiriyormuş:)

Bu aralar hayali oyunlar kurma, bir şeyler olma peşinde…

 

Bilinmeyen kelime için bir öneri ve mesleki laflar

Geçen akşam yan yana yatıyoruz Duru’yla. Aklına bir kelime gelmiş, bir çizgi filmden duymuş, fakat yanlış anlamış olmalı ki kelimeyi ben anlayamadım. Bana anlamını sordu. Ben de bilmediğimi söyledim. Şöyle dedi: “Şimdi sen yarın işe git, iş bilgisayarını aç. İnternete o kelimeyi yaz, öğrenip bana söyle tamam mı:)” Cevap veremedim, sadece güzel bir fikir olduğunu söyledim. Nereden biliyor internetten bir şeyler aranabildiğini bilmiyorum.

Bir başka durum şöyle: Geçenlerde benim editör olduğumu, editörlerin okuduğumuz kitapları da yaptıklarını söyledim, başka nasıl anlatılır bilemiyorum. Birkaç saat sonra o da editör olmaya karar verdi: “Ben büyüyünce adaptör olucam, kitap yapıcam:)”

Geçen akşam oyun oynuyoruz, hayvanları da yanımıza aldık. Onlar bir işte çalışıyormuş sözde ve hepsinin bir mesleği varmış gibi yaptık. Konu yine bana döndü:) Fil ne iş yapıyor diye sordum. “Hayvan ve dinozor çıkıntısı alıyor” dedi. Anlam veremedim tabii, aklıma paleontologlar geldi, hani kemik vs. gibi bir şey mi demek istiyor acaba diye düşündüm. “Ben anlayamadım tam, bana biraz açıklar mısın” deyince olayın gerçek yüzünü anladım. Ben ona, işyerinden hayvan, dinozor resimlerinin printer çıktısını alıp getiriyorum. Bir-iki kez kendi de gördü beni işyerime geldiğinde, ona çıkış almıştım birkaç tane boyasın diye. Meğerse benim mesleğimi öyle anlamış yavrum:) Hani sen bana işten dinozor resimleri getiriyorsun ya deyince çözdüm olayı:)

Böyle işte, bu aralar anneye bir özenti var, ben ne isem o da ondan olmak istiyor. Mesela İstanbul Sporlu olmak istiyor nedense, benim de o takımı tutmamı istiyor. Biz Fenerliyiz değil mi anne diyor bazen de:)

Son bir şey daha. Dün tiyatroya gittik, Küçük Balık Bambam oyunun adı. Güzel bir oyundu. Çıkışta babaanne, dede, hala, amca ve yenge ile buluştuk. Orada bir park vardı. Sevim kaydıraktan kaydı, hoşuma gitti, Duru’ya gösterdim, “bak Sevim ne güzel kaydı” dedim. O da o sırada elinde bir çubuk, toprağa bir şeyler çiziyor, yazıyor… “Böyle bir şey olamaz” dedi, yürüdü gitti:) Öylece kaldık hepimiz:)

Böyle işte, benim çok bilmiş kızımda son laflar sözler böyle…

 

Dedenin doğum gününü kutladık

Büyük dedemiz bir yaşını daha bitirdi, sanıyorum 88 bitti, maşallah diyorum 88 bin kere:)

Değişiklik olsun diye dışarda kutladık doğum gününü. Güzel bir yemekti. Duru da bol bol yedi.

Hediyelerimizi verdik, Duru verdi bizim hediyemizi. Güzel, duygusal anlar yaşadık.

Pasta kestik, nefisti gerçekten…

Bir doğum günü daha bitti. Nice yaşları olsun hep birlikte…

 

Ali Deniz 2 yaşında!

Artık o minik bir adam, yürüyor, konuşuyor, sinirleniyor, gözleriyle, mimikleriyle, el kol hareketleriyle çok şey anlatıyor, anlıyor Ali Deniz…

24 Şubat pazar doğum günü vardı minik adamın. Çok güzel, çok yakışıklıydı o gün:)

Bayılıyorum onun gülüşüne, konuşmalarına. Azıcık geldi kucağıma, sarıldı, sırtımı sıvazladı, ben de öptüm fırsattan istifade…

Pasta kesilirken bebeler pek bir sabırsızlandı. Pastanın üzerindeki yıldız şekerlemelerinden alabilmek için sabırla beklediler.

Pasta kesildikten sonra muratlarına erdiler, birkaç yıldızı Duru da midesine götürdü.

Yedik, içtik, konuştuk,bebelerin oyunlarını ve çekişmelerini seyrettik. Bir balon nasıl kriz yaratır, onu gördük. Duru ve Defne arasındaki balon çekişmesi Duru’nun gözyaşlarıyla son bulup Defne’nin abla olgunluğunu göstermesiyle Duru lehine sonuçlandı.

Bir doğum günü de böyle sona erdi. Ali Deniz 2 yaşını bitirdi. Güzellikle, sağlıkla nice yaşları olsun, sevenleri hep yanında olsun…

 

3,5 yılın özeti: Ayakkabı stoğu

Miniminnacık ayaklardan (hoş doğduğunda da yaşıtlarına göre uzun ayakları vardı Duru’nun) bugün 27-28 numaraya kadar gelen ayakların öyküsü bu… Arada atladıklarım mutlaka var. Hepsini de çok sevdim, beğenerek giydirdim. Bazıları evde, bazıları sokaklarda taşıdı Duru’yu…

En son durumsa bu. Minik patik Ayşegül’ün hediyesi idi, yaklaşık 5-6 aylıktan sonra giydi. Yağmur çizmesi ise 28 numara…

Çoğunu tepe tepe, koşa atlaya kullandı Duru… Hakkını verdi.

Bu hızla giderse beni de geçecek ayakkabı stoğu konusunda:)

Arama
Son Yorumlar
Lilypie - Personal pictureLilypie Second Birthday tickers