Dişlerim de dişlerim…
Sanıyorum iyi bir alışkanlık edindirdik Duru’ya.
Biz unutsak, üşensek de o unutmuyor.
Dün gece yattık, bir süre sonra aklına geldi bizimkinin. “Anne dişimi fırçalamadııım” dedi. Üşendim o an, ne yalan söyleyeyim, “yarın fırçalarız” dedim. “Yok, şimdi fırçalıycam” dedi. Bu kadar istekli olduğunu görünce “yürü üşenme, bak çocuk bile üşenmiyor” dedim. Gittim, bardağını getirdim. Bir güzel fırçaladı dişlerini.
Şimdilik diş macunu yok, sadece suya fırçalıyor, sanırım yeterli.
İngilizce merakı
Bir oyun başlatmıştık Serhan’la. Amacımız birazcık İngilizceye aşina olmasıydı Duru’nun.
O da pek ilgilendi. Kendisi katılmaya başladı bir süre sonra.
Oyun basit. Mesela “Domates ne demek İngilizce?” diye soruyoruz. “Ne?” diye soruyor Duru da. Biz de İngilizce anlamlarını söylüyoruz. Bazen “aferim koçum bildin” diyor bize, dalga geçiyor sıpa:)
Öyle olunca şimdi birkaç kelimenin İngilizcesini öğrendi. Domates (tomeyto), yılan (sıneyt-k’leri söyleyemiyor:), çok uzak (faaar evey), kelebek (batırfılay), kedi (ket), köpek (dog) aklıma gelenlerden bazıları. Hevesli öğrenmeye… Kendi soruyor şimdi.
Belki bir kitap alıp onun üzerinden ilerlemeli. Ya da ilk kelimelerim kitabından yola çıkıp obje isimlerini öyle anlatmalı. Bakalım, yapacağız artık bir şekil…
1 günlük hastalık
Cumartesi günü hastaydı Duru:(
Seherlere davetliydik, kahvaltı hazırlayacaktı bize güzel güzel. Kısmet olmadı.
Cumartesi sabah baktım ateşi var Duru’nun. Uyanınca da pek mızmızdı.
Serhan da kötüydü. Kahvaltıyı iptal ettik.
Duru saat öğleden sonrasına kadar uyudu, bir şey yemedi.
Öğleden sonra saat 2′ye doğru Serhan da kalkınca bir şeyler yedik. Duru’ya da çorba pişirmiştim. Yedi iştahla. Sonra da çıkardı hepsini.
Tüm gün koltukta oturdu. Yattı. Çizgi film seyretti. Akşam üzeri tekrar uyudu 1 saat.
Akşam makarna pişirdim yağsız. Çıkarmadı. Ateşi yine vardı ama ayaklanmıştı.
Gece koltukta yan yana yattık.
Pazar günü ateşi kalmamıştı, iyileşmişti…
Neydi bilemedim, geçti gitti. Bu konuda bana çok benziyor, ben de hasta olunca hiç naz kapris yapmadan kendi kendime iyileşirdim. Yaradan hep güç kuvvet versin ona böyle…
Yeni meraklar
Bugünlerde telefona cevap vermeye bayılıyor Duru.
Kim ararsa arasın konuşmak istiyor. Bir süre sonra da “öpüyorum” diyerek çat diye kapatıyor.
Her şeyi ama her şeyi kendi yapmak istiyor. Hiçbir şeyini paylaşmak istemiyor. Dün gece ikimiz yatıyoruz. battaniyesini örttüm üzerine, istemedi. Sonra aldım kendi üstüme örttüm. Bunu görünce dayanamadı, derhal aldı “Benim battaniyem” diyerek.
Uyuma fasılları bir alem zaten. Saati biraz erkene çekmek istiyorum. Uykuya gidiyoruz deyince itiraz etmeden geliyor peşimden. Önce yatağında yatıyor biraz. Yarım saat sonra bizim yatağa geçip son noktayı orada koyuyoruz. Uyurken sarılıp sarılıp öpüyor, ben de onu tabii, oyuncak ayısına sarılır gibi sarılıyor kafama:) Döne döne uyuyor en sonunda. Geçen gece 1 saattir debelenince en sonunda uyuyor numarası yaptım yine. Yatakta doğruldu, en oyuncu ses tonuyla “Uf hep uyuyor hep uyuyor” dedi:) Güldüm tabii, gülünce de her şey silbaştan başladı:) Neyse, çoğunlukla ben de onun yanında sızıyorum, her yanım buz gibi olunca ya annem ya Serhan uyandırıyor.
Komik lafları var, söylediği anda yazmak lazım. Unutuyorum. Çok güzel şarkı söylüyor. K’ler hâlâ T, hoşuma gidiyor. T’leri adam gibi söylediği zaman anlayacağım ki Duru büyümüş. Bu aralar 17 kilo civarlarında dolanıyor,boy 98′i geçmiştir. Ayak numarası 25, şimdilik:)
Dün gece uyumaya çabalarken baktım İso ve Emir’le telefonda konuşuyormuş gibi yapıyordu. “Dıt dıt alo, İso, naber, gel akşam tamam mı, öptüm, dıt dııt”, “Dıt dııt alo Emir, iyi misin, kapatıyorum, dıt dııt” gibi:)
Bu sabah yine zor ayrıldı. “Akşama görüşürüz” diyorum, “Akşama görüşürüz deme anne” diyor. Gitmemi istemiyor hiç:( Çook üzücü…
Akşamları “Sürpriz var mı” sorusunu mutlaka soruyor. Bazen “yok” diyorum bazen de ufak şeylerle gidiyorum eve. Geçen hafta da halasına sordu aynı soruyu:) Şaşırdı o da, pratik bir çözümle güzel bir fener verdi Duru’ya:)
Böyle bizde yeni durumlar, yeni meraklar vs.
Pepee daha iyi olabilir. Nasıl mı?
Bugün Pepee’nin facebook sayfasına yazı yazdım, biraz daha hassasiyet diye. Rahatsız olduğum iki nokta vardı. Birincisi, pepee’nin küsmesi ve bu sayede çocukların aynen o şekilde küsmeyi öğrenmeleri, ikincisi ise sözleri çocuklar için hiç de uygun olmayan türkülerin kullanılması. Efendim o yaştaki çocuklar henüz anlamları algılayamıyormuş. Ben çocuğumun “500 altın yedirdim 1 ayda” diyerek türkü söylemesini istemiyorum. İyi o zaman, algılamıyor diye bir sürü şey söyleyelim yanlarında, hepsini öğrenip söylesinler, olsun nasılsa onlar henüz anlamlarını idrak edemiyor! Geleneklerimizi yeni nesillere aktarma isteği güzel, fakat daha uygun türküler, şarkılar olsa fena mı yani?
Kibarca cevap verdiler ama tabii kendilerini kötüleyecek halleri yok. Beni tatmin etmedi verilen cevap… Olsun, ben üzerime düşeni yaptım. Çevremdeki birkaç anneyi daha rahatsız ediyor bu durum, dile getirme gereği duydum. Umarım bundan sonra daha dikkatli ve hassas davranırlar…


