Archive for the ‘19. ay’ Category

Karşıt kavramlar

Bir süredir Duru’ya karşıt kavramları anlatıyorum. Büyük-küçük, açık-kapalı gibi. Bunun için de internetten görseller bulup kartlar yapmıştım ona, mesela filin hem büyüğü hem de küçüğü var, onları anlattım, ses tonlamaları işe yarıyor bu konuda.

Dün babaannelerdeyiz. Halası yılbaşı ağacı süslemiş, ağaca da aynı trampetin hem büyüğünü hem de küçüğünü asmış. “Hangisi büyük” diye sorunca doğru cevabı verdi. Demek ki büyük-küçük kavramlarını anlamış.

Geçen hafta da boş-dolu kavramlarını anlattım. Bir elime minik bir şey alıp (deniz kabuğu gibi) iki elimi yumruk yapıp Duru’ya soruyorum, “hangisinde” diye. O da bir elimi açıyor, obje ordaysa “doluuuu” diyorum, diğer elimi açıp “boooş” diyorum. Onun da hoşuna gitti bu kelime “biiiiş” diyor. Bu oyunu genelde Serhan’ın odasında oynuyoruz. Şimdi beni elimden tutup o odaya götürüyor, götürürken de “biiiş” diyor.

Şimdi sıra hafif-ağır kavramlarına geldi. Geçen akşam bir şey kaldıracaktı, biraz zorlandı, “Bak kızım bu ağır” dedim. Sonra ufak bir şeyi alıp havaya fırlattım, “Bu da hafif” dedim. Şimdi bir şey kaldırırken “Ayıııırrr” diyor, bunu da öğrendi herhalde.

Bir de şöyle bir şey yapıyor. Mesela kalemliği alıyor, inceledikten sonra “ko” diyor, yerine koydurtuyor. Nesnelerin ait oldukları yerler olduğunu kavradı.

Biraz günah çıkarayım şimdi. Bazen sert davranabiliyorum ona, sonra üzülüyorum. Serhan da dedi, “sert davranıyorsun” diye. Sakinim genelde ama daha da sabırlı ve sakin kalmaya çalışacağım, çok üzülüyorum bağırınca. O da alışkın değil zaten. Geçen sabah emzirirken ısırma teşebbüsünde bulundu. Ben de şakayla karışık vurdum eline. Bir ağırına gitti Duru’nun, ağladı ağladı. Çok üzüldüm, sarıldım, özür diledim, şaka yaptım dedim. Poz yaptı bana, babaya yanaştı. Sonra affetti ama. Hiç bilmiyor ki böyle şeyler, şaka da olsa kaldıramadı tabii. Neyse, bir daha böyle eşek şakası yapmayacağım, bu da bana ders olsun.

Diyaloglar

Duru’yla bir süredir şu oyunu oynuyoruz. Özellikle emzirirken onunla konuşmayı seviyorum. Bu diyaloglardan biri şöyle:

Pınar: Benim bir tane kızım var, sarı saçlı, tombik, adı ne biliyor musun?”

Duru: Hı?

Pınar: Duru.

Diyalog bu şekilde, altı çizili olan yer değişiyor ama cümle kalıbı aynı. Mesela… elleri çok güzel, fındık, ayakları tombicik vs. gibi değişikliklerle aynı soru soruluyor ve ben de onun meme emerken bir yandan bana “hı” diyişine bayılıyorum.

Babasıyla da bu oyunu oynamaya başladılar sonra. Babası da soruyor aynı şekilde. Duru da cevabı öğrenmiş artık, çocuk sıkıldı tabii, olaya bir hareket kattı derhal. Artık “Hı?” diye cevap vermiyor, “Ben” diyor. Bütün o sıfatları hak eden, hak sahibi çocuk benim, anlayın artık diyor:)

Dün babasıyla konuşuyorlar.

Baba: Kızım nereye gideceğiz?

Duru: Atti.

Baba: Kimler var orda?

Duru: Dede.

Baba: Başka?

Duru: Anneanne

Baba: Başka kim var kızım?

Duru: ??

Diyalog burada sonlanıyor. Baktım bunlar güzel güzel konuşuyor, hoşuma gitti bu durum. Bizimki adam oldu da babasına laf yetiştiriyor.

Yılbaşı geldi de geçti bile…

Şu yılbaşı çok garip. Hem benim için bir anlam ifade etmediğini söylerim, bir yandan da içimi garip bir heyecan kaplar. Sevdiklerime ufak tefek bir şeyler alırım, onları vermek için de heyecanlanırım.

Bu sene Serhan’a farklı bir şey yapmak istedim.

Fotoğrafları ben çektiğim için Duru ve babasının bir sürü güzel resmi var. Onların arasından seçtiğim 12 tanesiyle bir masa takvimi yaptırdım. Önce internetten indirdiğim bir şablonla kendim yaptım takvimi, bunun fotoğraf baskısını alıp takvim yaptıracaktım. İş yerinden bir arkadaşım da onu güzelce hazırladı ama sonra böyle hazır yapan bir yer bulunca daha bir işime geldi açıkçası. Ben beğendim sonucu, güzel oldu.

Duru’ya da çoktandır isteyip bir türlü alamadığımız minik masa ve sandalye takımını aldık IKEA’dan. Arada oturup oynuyor. Bir tane de fazladan sandalyesi var, ilerde bir arkadaşıyla birlikte oturup oynamaları için. Bulut Bey’e buradan duyurulur:)

Yılbaşında evde olacaktık aslında ama planda son anda bir değişiklik oldu. Sevim Abla aradı bizi, evine davet etti. İş yarım gündü ama o gün sevdiğim bir arkadaşımın yanında olmam gerekiyordu. Sonra Serhan da geldi, dönüşte acayip bir trafiğe takıldık, ancak saat 8.30 gibi evde olabildik. Hemen hazırlanıp Sevim Ablalara doğru yola koyulduk.

Ancak 10′da varabildik oraya. Sofra hazırlanmıştı, nefis şeyler vardı.Mezeler, yemekler her şey muhteşemdi, buradan teşekkür ediyorum tekrar, ellerine sağlık. Hem de ailecek bir arada olduk bu vesileyle.

Duru da çok keyifliydi, amcasıyla güzel güzel oynadılar. Aralarındaki iletişime bayılıyorum onların. Halası Duru’ya çadır almış, onu kurmaya çalıştık bir ara, baktık iş çığırından çıkıyor, vazgeçtik, evde kurmak üzere kaldırdık:)

Sevim Abla’nın, ailenin kadın üyelerine aldığı hediyeleri de giyerek yeni yılın bolluk ve bereket içinde geçmesini temenni ettik.

Saat 12′de herkesle kutlaştık. Bizim yavrunun çook uykusu gelmişti, vedalaşıp ayrıldık.

Duru’cuk yolda sızdı zaten.

Sonraki iki gün de geçti öylece. Cumartesi akşamı alışveriş için çıktık. Gittiğimiz alışveriş merkezinde oyuncaklar vardı çocukların binmesi için. Duru’yu da atlıkarıncaya bindirdik. Onla birlikte ben de döndüm, düşecek diye korktum, tetikte bekledim. Sakin sakin döndü:)

Bir de helikoptere bindirdik, inmek istemedi ondan. Dün akşam da Muhsin Dede eşrafıyla yaptık yılbaşımızı. Gittiğimizde Muhsin Dede yoktu, çalışıyordu hâlâ. Teyzesi Duru’ya güzel bir terlik almış yılbaşı hediyesi.

Yemek yedik, sonra babaannelere geçtik çay içmeye. Dönüşte de Muhsin Dede’yi gördük azıcık, sonra evimize gittik.

Yılbaşı ağacımız hâlâ duruyor. Gündüz de yakıyoruz bazen ışıklarını, Duru Hanım öyle istiyor.

Bulut’un annesi Seher, Duru’ya iki hediye almıştı, birisi bebek, diğeri de makas. Bebeği vermiştim daha önce, çok sevmişti. Makas daha sonra verilmek üzere torbanın içinde duruyordu. Dün sabah da torbayı gördü, işaret etti. “Bak, bunu da sana Bulut’un annesi almış aç bakalım” dedim. Açtık, bayıldı makaslara. En çok aslanlı olanı sevdi. En güzel tarafı da makasların eli kesecek bir mekanizmaya sahip olmaması. Elinde tutarak gezdi evin içinde. Henüz kesme fonksiyonunu beceremiyor ama benimsedi onları. Ben bile benimsedim, kendim kullanacağım:)

İyisiyle kötüsüyle bizim yılbaşımız da böyle geçti bile…

Yeni yıl, bize sağlık, mutluluk, huzur getir!

Sağlık olsun da gerisi gelir zaten…

En başta yavruma ve eşime, sonra ailelerimize ve ailem kadar sevdiğim dostlarıma…

Yeni yıldan tek beklentim budur. Para olmasa da olur, olan bize yeter Allaha şükür.

Bu akşam için özel bir planımız yok, evdeyiz. Zaten tadım da pek yok birkaç gündür, bu sabah da üzücü bir haber aldım. Hava güzel ama içim buruk…

Yeni yıl tüm hüzünleri de silsin, eskisi giderken onları da götürsün yanında…

Ba-baaayy…

Duru’nun “ba-baaay” demesine bayılmayan yok, özellikle de babaannesi… Ben de çok seviyorum. Her yerde kullanıyor, doktora gidiyoruz, muayene sırasında canımız çıkıyor, ağlıyor, bağırıyor, muayene bitiyor, doktoru giderken ba-baaayy diyor ona. Tahlile gidiyoruz, ağlıyor, bağırıyor, giderken yine ordakilere ba-baay diyor. Akşam “Hadi uyku vakti, uyuyalım, odamıza gidelim” diyorum, babasına, anneannesine ba-baaay diyip el sallayarak gidiyoruz.

Duru’nun bana olan düşkünlüğü devam ediyor. Bu durum özellikle sabahları işe giderken çok üzücü oluyor, hem benim hem de onun için. Her sabah ya “Anneanneyle balkondan bakın, bana el sallayın” diyerek ya da “Hadi anneannenle kitaplara bakın” diyerek işe gidip akşam geleceğimi söylüyor, öyle gidiyorum. Yani hep başka bir şeylere yöneltmek gerekiyor ayrılabilmek için.

Bu sabah farklı bir şey oldu. Biz giyindik Serhan’la. “Al, al” demeye başladı hemen, bizim kucağımıza gelmek istedi. Biz de anlattık, “Bak biz gezmeye gitmiyoruz, işe gidiyoruz, çalışmak zorundayız ama akşam geleceğiz” dedik. Bu, sakinleşti birden. “Hadi siz kitaplara bakın şimdi” dedik. Gitti anneannesinin kucağına, bize de “ba-baaay” dedi, el salladı. Babası da ben de öptük onu, ilk defa öpüşerek ayrıldık.

Dedim ki kendi kendime Allahım nasıl bir yavru verdin bize, ne kadar şükretsem azdır. Böyle olgun davranışlar sergilediğinde hem şaşkınlıktan bakakalıyorum bir yandan da ona olan hayranlığım artıyor, maşallah, kendi nazarım değecek diye de korkuyorum.

Dün bir siteden bulduğum çok şirin aydede resmini o uyurken odasına astım. Gece meme için kalktığında direkt gördü onu, “Aydede” dedi sevinerek. “Bak, sana gelmiş” dedim ben de, mutlu mutlu uyudu tekrar.

Senenin bitmesine 3 gün kaldı. Geçen sene bu zamanlar çok üzgündüm, işe başlayacaktım, kızımdan ayrılacaktım. 1 sene geçmiş, alışamadım hâlâ ondan ayrı kalmaya. Neyse Allah sağlık versin de, gerisi önemli değil…

Arama
Son Yorumlar
Lilypie - Personal pictureLilypie Second Birthday tickers