Archive for the ‘10. ay (mart-nisan)’ Category

Ağva’da bir hafta sonu

Uzun zaman önce fırsat sitelerinden birinden almıştık. Grand Becassier’de 1 gce konaklama hakkımız vardı.

Geçen hafta sonu kullandık. Hava pek güzel değildi ama pazar günü beliren sıcacık güneş içimizi ısıttı. Yine de çok üşümedik.

Cumartesi 3 gibi oradaydık. Eşyaları bıraktık odaya. Sonra bahçeye indik. Harika bir bahçesi var, kocaman ve yemyeşil.

Duru kendini kaybetti tabii. O kadar ki, bahçe musluğunu açıp ellerini yıkamak isterken bütün üstünü ıslattı:) Neyse odaya çıktık üzerini değiştirmeye. Ben kıyafetlerini bulmaya çalışırken o da camdan etrafı seyrediyordu. Çerçevenin tadını beğenmiş olacak ki yanına gittiğimde pis oda çerçevesini yalıyordu. O an film koptu bende. Ben bağırınca o da ağlamaya başladı tabii:( Üzüldüm ama iş işten geçmişti… Üzerini değiştik, sonra yine bahçeye… Allahtan yağmur çizmelerini almışım, bahçe yağmur yağdığı için çamurluydu biraz. Duru bahçede geçirdiğimiz yaklaşık 1 saatin sonunda Omo reklamındaki bebelere dönmüştü, bütün eşofmanı çamurlanmış, yüzü gözü de çamur içinde kalmıştı:) Yine çıktık odaya çaresiz… Kaloriferde kuruttuğum pantolonunu giydirdim. Ağva tatili hareketli başlamıştı:)

Sonra sahile indik. Dalgalar o kadar büyüktü ki Duru korktu, bana da bir ürküntü geldi:) Babasının kucağında yapıştı kaldı yavrucak…

Bu resimden o kadar belli olmuyor ama gerçekten çok büyüktü…

Kumda yürüdük biraz, sonra da oradaki kafelerden birinde kahve içtik. Çok ilginç ki oradaki hemen her kapalı mekanda sigara içiliyordu. Tabii gittiğimiz yerde de tüttürüyordu bir kadın ve bir adam. Neyse, Duru duvardaki “Sigaraİçmeyiniz” tabelasını gördü. Bağırarak “Anne, burda sigara içmeyin yazıyor ama bu abiyle abla sigara içiyorlar, yasak di mi” deyince biz de izin aldıklarını, aslında yasak olduğunu söyledik. Doğru diyordu bir yandan da… Giderken sigara içen adam Duru’yu sevdi, “doğru söylüyor, özür dileriz” diyerek bir de küçük hanımdan özür diledi:)

Akşam yemeğini otelde yedik, güzeldi her şey. Duru da yedi epeyce. Grand Becassier temiz bir otel. Tek eksisi odaları, biraz küçük ve eski.

Pazar günü pırıl pırıldı hava. Güneş içimizi ısıttı. Kahvaltıdan sonra kendimizi otelin iskelesine attık. İskeleye boylu boyunca uzandık, güneşte öylece kalmak çok iyiydi…

Duru, biraz benim biraz babasının üzerinde güneşe karşı yattı keyifle.

Onun dışında parmağını yalayıp yön tayini yaptı, bitkileri inceledi…

Kısacası hepimiz şarj olduk…

Yine bahçede oynadık biraz, sonra da otelden ayrıldık.

Dönüşte her zamanki gözlemecimize gittik. 1 gün önceden süt siparişi vermiştik. Oradaki köpekleri sevdi Duru, gözlemesini yedi, salıncakta sallandı… Hiç ayrılmak istemedik…

Hepimize çok iyi geldi bu hafta sonu. Hep gidesim var…

İlk aşk

Duru birkaç zamandır okulundaki bir arkadaşından bahsediyor, ismi Buğra. Buğra’yı ben de gördüm, çok şeker bir çocuk. Annesiyle de tanıştım, dünya iyisi, eminim ki Buğra da öyledir…

Duru Pazartesi gününden itibaren artık sabahtan gidiyor okula. Dolayısıyla arkadaşlarıyla daha çok vakit geçiriyor.

Neyse, ben annesiyle çocuğunu sevedurayım, Duru da Buğra’yı sevmiş olacak ki bir süredir ağzından düşürmüyor ismini.

Dün reklamın birinde bir müzik duydu, geldi kulağıma eğildi “Anne, biliyomusun bu şarkı benimle Buğra’nın büyüyünce düğün şarkımız olacak” dedi:) Ben de öylece kaldım, bir şey demedim. Sen nereden biliyorsun düğünde bir şarkı çalındığını, nereden biliyorsun evliliği… Kız çocukları doğuştan programlı evlenmeye…

Neyse, uyku vakti geldi, yatırdım yatağına. Benim de mutfakta işim vardı. O arada içerden sesler geliyor. Kendi kendine konuşuyor. Arada “Buğra” ismini duyuyorum. Onu telefonla arıyor, akşama gelirken kart getir falan diye sipariş veriyor:) İçeri gittim, “Aa kızım gece gece kiminle konuşuyordun, kimi aradın bakalım” dedim. Mahçup mahçup “Buğra’yı” dedi. “O da uyumamış demek” dedim… Sonra her akşam kucağına alıp birlikte uyuduğu pandasını göstererek “Bugün bu çocuğun babası gelmedi” dedi. Cevabı bilerek babasının kim olduğunu sordum, tabii ki Buğra cevabını verdi. “Demek en iyi anlaştığın arkadaşın Buğra, insanın iyi bir arkadaşının olması çok güzeldir” diyerek bu konuya kendimce bir nokta koydum:)

Bu sabah da uyanmış, “Anneee, biliyomusun biz yemek yiyoruz ya, ondan sonra Buğra’yla sınıfa çıkıyoruz, ona zıpla diyorum o da zıplıyor, beraber zıplıyoruz” dedi:) Tok karnına kendi zıplıyor, çocuğu da zıplatıyor:)

Sura’yla arası bozuk yine, sözde Sura Duru’nun kulağını çekmiş…

Bir de sınıfa yeni bir arkadaş gelmiş. Bir süre ismini düşündü. Kıvanç’mış. “onun gözü de mavi, babama çekmiş” dedi. Kız çocuklarında hep babaya bir hayranlık var, Duru’da da öyle…

Böyle işte… Daha çok erken değil mi??

Evrim

Duru kadar değişen bir bebe daha görmedim.

Buyrun kendiniz karar verin:

 

Lilypie - Personal pictureLilypie Second Birthday tickers