Archive for the ‘Laflar sözler’ Category

Duygusal ana ve kuzusu

9 Aralık 2013

Geçenlerde Duru’ya sarıldım. Kuzu gibiydi, benim minik kuzum. Böyle içimden taştı, “Sen ne kadar büyüsen de kocaman bir genç kız olsan bile hep benim bebeğim olarak kalacaksın” dedim. O da sarıldı, baktım gözleri dolmuş. “Şimdi beni duygulandırdın anne” dedi.:(

Yıldız

2 Aralık 2013

Dede hasta:( Hastanede. Anneanne de ona bakıyor. Diğer dede de hasta, o da hastanede, ikisinin kısa süreli aralıklarla hastanede olması hepimizi çok çok üzdü…

Duru bu sabah endişelendi. Bana kim bakacak diye sordu:( Ben de onu servise benim bindireceğimi, dönüşte de okuldan alacağımı söyledim, fakat kafasında oturtamadım bir türlü. Oturtamayınca da bana sarılıp ağlamaya başladı. Neyse, zar zor ikna ettim. Sabah kalkınca geç kalacağımızı, onun için hazırlanmamız gerektiğini söyledim. Masaya baktı “Hani benim kahvaltım nerde” diye sordu:) Ne kadar alışmış annemin düzenine… Neyse ki tepsiye hazırlamıştım, hemen masaya getirince yüzü gülmeye başladı.

Duru dedesine resim yaptı, onu götürdük hastaneye. Babam Duru’nun adını ağzından düşürmüyor, belli ki çok özlemiş. Duru da onları özlüyor, öyle söylüyor.

Dün hastaneden dönüyoruz, babamı anlatıyorum. Yemeğinin hepsini yediğini söyledim. “O zaman ona bir tane yıldız keselim” dedi. İlk önce anlamadım, herhalde yıldızı hak etti, 10 puan verelim gibi anladım. Meğerse kağıttan yıldız kesip boyayacak, sonra “firkete” ve kurdele ile dedesinin tişörtüne asmamız için gönderecekmiş. Çok duygulandım. Sonra anneanne de çok güzel bakıyor ama deyince “o zaman ona da yıldız keselim” dedi:)

Bir an önce iyileşip eve dönmelerini istiyoruz sadece…

Korku

8 Ekim 2013 Salı

Yine bir uyuma seansında idik. Uykuya biraz zor geçiyor. O da haklı, ben zaten 8’i geçerek evde olabiliyorum. Yemek falan derken neredeyse Duru’yla bir şeyler yapıyor olabildiğimiz saat 8 buçuğu buluyor. E onun da en geç dokuzda yatakta olması gerekiyor. Dolayısıyla tam oyunun en iyi yerinde “biraz daha oynayalım, sonra yatağa gideceğiz” demek kötü oluyor. O da bazen “uyumiycam da uyumiycam” diyerek kendince tepkisini gösteriyor.

Neyse, yine böyle bir akşam işte. Yatakta yatıyoruz. Bana yine hikayeler, şarkılar… Belli ki uyumak istemiyor. Sonra birden aklına yaşlanma ve ölüm geldi. Arada bu tip sorular soruyor. “Anne, ben de yaşlanıcam mı” diye sordu. Ben de “Tabii sen de büyüyeceksin” diye cevap verdim. Bu sefer “ben ölmek istemiyorum” diye ağlamaya başladı. Sinirim bozuldu benim de tabii. Zor sakinleştirdim. Cumartesi kahvaltıya gideceğiz bak falan diyerek mevzu değiştirdim. Sonra espriler yapınca gülmeye başladı. Biraz da zorla ağlattı kendini. Bazen ruh halini çözemiyorum gerçekten.

Gece gece sinirim bozuldu…

Hassas çocuk

7 Ekim Pazartesi

Her akşam Duru’yla bizim yatakta yan yana yatıp uyuyoruz artık. Konuşa konuşa, biraz gülüp biraz beni kızdırarak uykuya dalıyor Durucuk.

Geçen sabah uyanıp yanıma gelmişti. Sonra yine uyudu. Öyle olunca ben de kalkıp işe gittim. Uyanınca epey huysuzlanmış. Servisle değil, ayılınca annemle gitmiş okula. Dün akşam uyumak üzere konuşuyoruz. Önce okulda öğrendiği bir hikayeyi nlattı. Ama nasıl anlatmak. Hiç teklemeden, eeee bile demeden, ifadeler, mimikleriyle birlikte anlattı. Öyle beğendim ki 2 kez anlattırdım. Sonra o bitince “Anne biliyor musun, sen sabahları elimden kayıp gidince çok üzülüyorum, seni tutmaya çalışıyorum ama yine de tutamıyorum” deyince çook derin düşünceler aldı beni:(

Şeker Bayramı

Bir bayram daha geldi ve geçti. Çarşambadan tatildik, patronumuzdan bize sevindirici bir kıyak oldu :)

Bayramın ilk günü evdeydik. Arife günü ise annemlerin yeni evini görmeye gittik. Kutlama için dondurmayı seçtik. Babam Duru’yu da alarak markete gittiler, çok şekerlerdi. Baktım eline torbayı almiş geliyor bizimki, dedesinin elinden tutarak:)

Duru evi görünce çok beğendi. Dedesine “Dede, sen tam bir ustasın” dedi:) Sonra oturup bir güzel dondurma yedik:)

Bayramın 1. günü evde idik. 2. günü ise Kumburgaz’a gittik. Yahu bir çocuk hiç mi denizden çıkmaz? Kollukları taktığı gibi doğru denize… Geçen seferden tecrübeliydik, öğlen güneşinde güneşe çıkarmamaya çalıştık. İlk gün zaten saat 4 gibi orada olduğumuzdan sorun olmadı. Akşama gece pazarına gittik. Allahtan tutturmuyor onu bunu alalım diye. Geçen hafta gittiğimizde de yine gece pazarına gitmiştik. Kendine iki tane bileklik seçmiş, bir de toka beğenmişti. Halası da aldı onları. Sıra Duru’ya gelmişti. Bu gidişimizde de Duru, halasına bir şey almak istedi. Bir tane halasına, bir de babaannenin yardımcısı Pervane’ye küpe aldı.

Ertesi gün mesai erken başladı. Önce Migros’a gittik. Kahvaltıdan sonra biraz denize götürdüm Duru’yu. Saati göstererek “12 olduğunda yukarı çıkacağız, anlaştık mı” diyerek ondan söz aldım. Neyse ki huzursuzluk çıkarmadı. Yukarı çıktık. Biraz oturduktan sonra tekrar aşağı indirdim onu. Bu kez tenis oynadık:) Sonra yine Migros’a gittik. Saat 4’e doğru tekrar denize indik.

3 saat hiç denizden çıkmadı. Kendine arkadaşlar edindi, daha doğrusu onlar Duru’yu buldu, şeytan tüyü mü var ne:) Çok da güzel anlaştı. Fakat birden bir şeyler oldu. Şu an hatırlamadığım bir sebepten dolayı babasına kızıp su şişesi fırlattı, sonra da dil çıkardı. Hepimiz şaşırdık tabii. Babası tavır yaptı. Ben de Duru’ya “Baban bu hareketinden dolayı çok üzüldü özür dilersen iyi olur” dedim. O da sarılıp öptü ve özür diledi.

Sonra yukarı çıktık. Duş aldırırken saçı acıdı sanırım, bana “salak mısın nesin yavaş” deyince, “bugün niye böylesin, böyle yaparsan seni bir daha buraya getirmeyebilirim” dedim kızgınlıkla. “denize çok girdim, bu da beni sinirli yaptı” dedi:) Güler misin ağlar mısın..

Bayram Duru’ya yaradı. Bol bol denize girdi, oynadı, pazara gitti, büyükleriyle vakit geçirdi, pamuk elleri ceplere soktu…

Nice bayramlara…

 

 

 

Arama
Son Yorumlar
Lilypie - Personal pictureLilypie Second Birthday tickers