Archive for Mayıs, 2010
İlk anneler günüm ve Duru’nun 11. ayı…
Evet, 1′e 1 kaldı. Yani kızımın 1 yaşına sadece 1 ay kaldı. Çok heyecanlıyım…
Pazar günü de ilk anneler günümü kutladım, çok değişik bir heyecandı. Geçen sene de anneydim fakat yavrum karnımdaydı. Bu sene ise elimden tutup yürüyordu…
Bu hayatta yaşanabilecek en güzel şeyin “aşk” olduğunu düşünürdüm. Ta ki anne olana kadar… Annelik, bence bu dünyada yaşanabilecek en güzel duygu… İçinde o kadar çok duyguyu barındırıyor, o kadar çok şeyi tatmin ediyor ki… Aşktan çok daha fazlası var… Allah herkese evlatlarıyla nice günler nasip etsin…
İlk bağımsız adımlar
Durucuk yürümeyi keşfedeli evin içinde fıldır fıldır. Annem bütün gün peşinden koşturuyor. Akşam eve gidince de ben ve Serhan görevi devralıyoruz. Bizimki serseri mayın, bir oraya bir buraya çığlıklar atarak koşturuyor.
Dün akşam bir işim vardı mutfakta. Duru’yu Serhan’a bıraktım, mutfağa gittim. Birkaç dakika sonra aklıma bir şey geldi. Serhan’a söylemek için salona gittim. Bir de ne göreyim. Bizimki eline kumandayı almış, kendi başına yürüyerek babasının yanından uzaklaşıyor. “Amman düşecek” dememe kalmadan babası yakaladı neyse ki… 6-7 adım atmıştı, daha da gidecekti de tuttuk. Bir anlık boşlukta hemen gidiveriyor, korku falan bilmiyor. Elinde bir şey olduğunda daha dengeli yürüyor, ip cambazları gibi:) Olayın sonrasında bu duruma hem şaşırdık hem korktuk hem de güldük… Zaten artık elinden tutulmasını da pek istemiyor. Biz de sırtından, yeleğinden, tişörtünden tutup yürütüyoruz. Dün de böyle bir gelişme oldu hayatımızda. Minik Durucuk böylece ilk bağımsız adımlarını da atmış oldu…
Annesi Duru’yu, Duru da annesini besliyor…
Hafta sonları biz kahvaltı ederken Duru’nun da önüne kaşar peynirlerini minik minik koparıp koyuyorum. O da onlarla oynarken ağzına götürüp yarı yiyor, yarı yere atıyor. Eliyle ezip ezip bakıyor. Neyse, sonuçta kendi kendine yeme becerisini kazanabilmesi için minik yiyecekler verip “ham yap kızım” diyerek yemesini teşvik ediyoruz.
Geçtiğimiz pazar yine kahvaltı ederken kaşar peynirinden bölüp eline verdim. “Ham yap kızım” dedim, peyniri ağzına götürdü. Sonra “Bana da ver kızım, ben de yiyeyim” dedim, benim ağzıma getirdi minicik peynirli elini:) Çok değişik bir andı, çok duygulandım… Büyümüş de annesini beslermiş benim miniciğim… Hemen kameraya çektik, çok eğlenceliydi.
Canım kızım yiyor, büyüyor… Yemeğini annesiyle de paylaşıyor, minicik elleriyle annesini de besliyor. Bebeğin (artık çocuğun demek daha uygun olacak aslında) olayları anlayıp tepki verdiği ve çok hızlı öğrendiği bu dönemin keyfi de bambaşkaymış… Her anı çok ama çok özelmiş…
Duru, arkadaşı Bulut’la gezmelerde…
Bulut, Duru’nun ilk arkadaşı. Onlar daha anne karnında iken tanışıyorlar. İş yerinden arkadaşım Seher’le hamilelik süreçlerimizi birlikte geçirmiştik, aramızda yaklaşık 2 ay var. Denir ya, “ben senin kısa pantolonlu halini bilirim” diye, ben de Bulut’un daha anne karnındaki halini bilirim:)
Geçen sene bu zamanlar Bulut doğmuştu, 20 günlük bebekti. Duru’nun da ortalama 1 ayı vardı doğmasına. Zaman su gibi akıp geçiyor. Doğdular, büyüdüler, ayaklandılar da gezmelere bile gidiyorlar…
Epeydir niyetliydik Duru ve Bulut’u karşılaştırmaya. İkisi de ayaklandıktan sonra görüşmemişlerdi. Geçtiğimiz cumartesi kahvaltıda buluşturduk onları. Biz gittiğimizde Bulut uyuyordu. Uyandığında, bizim kız onu görünce pek heyecanlandı, Bulut ağır abi, bu da nerden çıktı der gibi baktı bizim kıza:)
İkisi de ayrı bir alem. Birimizin elinde Duru, birimizin elinde Bulut, kaldırım, merdiven, yol, çimen dere tepe düz gittik. Hava da güzeldi Allahtan, hem çocuklara hem bizlere değişiklik oldu.
Kahvaltıdan sonra Caddebostan sahilde yürüyüş yaptık. Çimenlere saldık çocukları. Benimki sürekli Bulut’u kesti çapkın çapkın, yakın markaja aldı:)
Bulut da daha fazla kayıtsız kalamadı bu duruma, o da güldü bizimkine. Duru daha 6 aylıkken Bulut bizim kızın kafasını ısırıp tadına bakmıştı, bu sefer dokunmayı tercih etti:)
Bir cumartesi günümüz de böyle geçti. Yumuk adam ve göbekli tombik ilk defa dışarı çıktılar birlikte. Duru’nun yaşıtı bir arkadaşının olması güzel, inşallah büyüdükçe iyi anlaşırlar da oynarlar birlikte… Yaşayıp göreceğiz…








