Archive for Nisan, 2010

Duru’nun mahlukat ve nebatat sevgisi:)

Duru’cuk yürümeye davranıp etrafı kolaçan etmeye başlayınca merakı da gün geçtikçe artıyor. Yürüyen, hareket eden her şey onun ilgi alanında. Hayvanlara ilgisi çok fazla. Selin’in kedisi Boncuk’a çıldırıyor. Çiçekleri saymıyorum, onlarla zaten yakın ilişki içinde. Evdeki menekşe ve büyük yeşil yapraklı bitkimizin yaprakları yoluk yoluk. Cici cici demekten dilimizde tüy bitti. Neyse ki şu sıralar daha iyi, en azından dokunuyor ama yapraklarını yolmuyor.

23 Nisan cumaya gelince bize de bayram oldu. Hava da güzel olunca kendimizi dışarı saldık:) Uzun süredir havalar naneydi, dışarı çıksak da kır bayır yapamadık pek. Duru’nun ilk bayramıydı, onu gezdirmeliydik.

Duru nerde kedi görse çığlığı atıyor. Biz de kedi gördüğümüz yerde durup “Bak Duru pisi” diyoruz. Kedi güneşi görmüş güneşlenirken bizimki çığlık çığlığa. Kedininse umru değil:)

Tatilin ikinci günü Duru’yu tabiata çıkarma çalışmalarımız devam etti. Polonezköy taraflarına uzandık. Orada bir sürü hayvan var, tavşan, at, köpek, tavuk… En çok at ilgisini çekti.

Böylece Duru, kitaplardan anlatıp sesini taklit ettiğim atı da yakından görmüş oldu.

Bu resmi de sonradan ekledim. 19 Mayıs tatilindeki, Polonezköy gezisinden. Duru ve tavşanlar… Tavuklardan korktu biraz… Hem memesi gelmişti hem de altı kirliydi, resimden de anlaşılıyordur zaten.

Gezimizin son durağı Hıdiv Kasrı’ydı. Pazar günü de oraya gittik. Laleler çıkmış da zamanı geçiyor bile… Neyse ki çok kötü olmadan yakaladık bu güzelliği. Duru yerde oynayacak ya da ilgisini çeken bir şey gördü mü olduğu yere oturuveriyor. Bunu orada da yaptı. Çiçekleri görünce çimene oturuverdi. Böyle durumlarda arada kalıyorum, içim rahat etmiyor, hijyen açısından. Ama dokunup tanıması da lazım… Mümkün olduğunca dikkat etmeye çalışıyorum, Allaha emanet…

Rengarenk laleleri görünce  birkaç poz resim de çektik. Ne güzeller, kadeh gibi, kocaman kocaman laleler…

Duru lalelere bu kadar yakın olunca iki taşın arasında bir yaprağını yolmadan edemedi. Biz de oradan uzaklaştık:)

Mahlukat sınıfına girmese de Duru’nun çocuk sevgisinden de yeri gelmişken bir kez daha bahsedeyim. Nerde çocuk görse illa dokunacak. Hıdiv’de çok şeker bir erkek çocuğu geldi yanımıza. Bizimki görünce illa suratına dokunmak istedi tabii…

Bir de büyük oyuncak sevgisi var. Evde, ona aldığım büyük tavşana sarılıp kafasını koyuyor. Daha önce de doktorda gördüğü büyük kanguruya aynı şeyi yapmıştı. Geçen gün Tchibo‘ya bir kuzucuk gelmiş, yumuşacık şilte. Onu görünce bizimki bastı çığlığı. Sonrasında da baba, Duru ve kuzu sevgi topağı olup bu güzel ve samimi pozu verdiler:)

Bu 3 günlük tatil bizim için çok güzel geçti. Güneş gökte, çimen yerde, at çimenin üzerinde, kedi kayalıkta, Duru yollardaydı…

Birkaç yeni fotoğraf…

Yürü ya kulum!

Duru epeydir ayaklanmıştı. İki elimizden tutup fıldır fıldır geziyordu ortalarda. Pazartesi günü ben evdeyken tek elini tutup yürütmeye çalıştığımda dengesini bulmakta zorlanıyordu. Sırtından tutarak yürüttüğümde de tedirgin olup hemen elime, bacaklarıma yapışıyordu. Bir gün bile çok şey değiştiriyor. Dün akşam babası tek elinden tutup yürütürken baktım güzelce yürüyor, dengesini sağlıyor. Hazır böyleyken “ellerini bıraktığımda adım atacak mı” denemesi yaptım. Bunun adı “taytiki”. Neden tay değil ben de bilmiyorum:) “Taytiki taytiki taytiki, benim de kızım tombiki” diyorum, onun dengede durmasını sağlayıp ellerini bırakıyorum. Neyse, önce azıcık uzağa oturup Duru’yu karşıma aldım. Önce ellerini bırakıp tay durdurdum. Sonra “gel kızım bana” dedim. Baktım 3-4 adım attı. Birkaç kez denedim yine yaptı. Böylece minik kızım ilk bağımsız adımlarını da atmış oldu. Öyle hoşuma gidiyor ki… Kucak açtığımda bana badi badi gelen minicik tosbağamı görmek çok eğlenceli. Bir de yeni adeti şu: Mesela yürüyoruz, bir oyuncağını görüyor, oraya oturuyor, onunla oynamaya başlıyor. Halı, beton fark etmiyor. Popo üstü bırakıveriyor kendini. Duru’dan haberler şimdilik bu kadar. Kocaman bir “maşallah” diyor, yavrumu Yaradana emanet ediyorum:)

Onuncu ay doktor kontrolü

Duru, cumartesi günü doktor kontrolündeydi. İçeri girer girmez başka bir çocuğun ağlama sesini duyduğunda o da ağladı. Neyse, öyle böyle sakinleştirdik. Babası orada olan kocaman bir kanguruyu gösterdi, bizimki bayıldı tabii. Bir de üstüne yatıverdi.

Neyse, boy kilo kontrolü yapıldı yine. Maşallah hepsi %90 ve üzeri çıktı. Boy 76 cm, kilo 10,530 kg. Önümüzdeki ay görmeye gerek yok dedi, bir sonraki kontrol haziranda.

Minik Duru, babasının da kuzusu…

Hafta sonları Duru babasıyla hasret gideriyor. Cumartesi ve pazarları ben kahvaltıyı hazırlarken Duru Hanım da babasıyla oynuyor. Bu fotoğraflar da öyle anlardan birkaçında çekildi.

Duru artık çoğu laftan da anlıyor. Yat diyorsun yatıyor. Geçenlerde otururken bacaklarının üzerine yattı hatta, jimnastikçi mi olacak nedir? Neyse yeri gelmişken bundan da bahsedeyim dedim.

Asıl mevzu Duru’nun baba kuzusu oluşuydu. Baksanıza, nasıl da yatmış babasının kucağına… Kız çocuğu için baba çok ama çok önemli. 36 yaşındayım, hâlâ babamın küçük kuzusuyum. Duru da öyle olacak, kaç yaşına gelirse gelsin, o hiç büyümeyecek, babasının minik kuzusu olarak kalacak…


Arama
Son Yorumlar
Lilypie - Personal pictureLilypie Second Birthday tickers