Archive for the ‘11. ve 12. aylar’ Category

Gel babası gel

Serhan pazar gününden beri yurt dışında. Bizim odada duran bir çerçeve var, sayfa sayfa. İçinde bizim düğün resimlerinden birkaçı duruyor. Duru o resimleri açıp bakmaya bayılıyor. Dün akşam eve gittiğimde yine o çerçeveyi karıştırıyoruz birlikte. “Bak bu kızımın annesi babası”, işte resimlerde kimler varsa onların adlarını söylüyorum. Babasının resmine baktı, “babam” dedi ve ağzını resme değdirip öptü. Çok duygulandım. Özlemiş herhalde canım benim.

Zaman 1′e 8 var

Canım kızım geçen sene bu zamanlar karnımda son günlerini geçiriyordu. Hep söylüyorum, Duru’dan sonra zaman daha hızlı geçer oldu. Bugün güldü, gazı oldu, bugün adım attı, şunu söyledi, bunu yaptı derken 1 sene nasıl geçti, ne zaman bu kadar büyüdü, birey haline geldi anlamadım.

Duru’nun doğum günü yaklaşırken beni de bir telaş aldı. Pastası, süsleri, hediyesi, ikramlar vs. hepsi güzel olsun istiyorum. Evim çok büyük olmadığından ancak sadece aileleri ve Duru’nun doğumundan beri yanımızda olan çok yakın birkaç arkadaşımı doğum gününe davet edebileceğim.

Geçen pazartesi izinliydim yine. Doğum günü için gereken, kafamda olan birkaç şeyi hallettim ben de. Süsleri, davetliler için minik sürprizlerimi aldım. Şimdi sırada pasta var, onun siparişini vereceğim.

Herkes ne alalım diye soruyor ama ben de bilmiyorum ki. Biz ne alacağız Duru’ya onu da bilmiyorum. Araştırıyorum internetten, bakalım…

Doğum günü hafta içine denk geldiğinden 13 Haziran’da yapacağız kısmetse. İnşallah herkes için güzel bir gün olur. İlk doğum günü olduğundan önemli benim için. Umarım en başta Duru’cuğum eğlenir, gün onun günü ne de olsa…

Duru’da yeni numaralar

Duru artık emeklemeyi söktü:) Emekliyor, tutunup kalkıyor, istediği zaman yine oturuyor. Annem geçen gün Duru’yu salonda bırakıp mutfağa gitmiş 2 dakikalığına. Geldiğinde bir bakmış emekleyerek sehpanın oraya gitmiş, sehpaya dayanıp kalkmış, menekşelerle haşır neşir olmaya başlamış. Artık mama sandalyesine oturtup öyle ayrılıyoruz başından.

28 Mayıs gibi de işaret parmağıyla objeleri göstermeye başladı. Ben de onun taklidini yapıp işaret parmağımla onun parmağıma dokunuyorum, muzip muzip gülüyor.

Duru’nun kelime dağarcığına yeni bir kelime daha eklendi: Gel. “Ge ge” diyor. Babası Almanya’ya gitti iş için. Telefonda gel gel dedirtiyorum, bir de giderken bavuluna iki minik çorap koymuştum. Bavulunu açınca aradı, bavulumda kaçak yolcu var dedi:) Bakalım Serhan döndüğünde ne yapacak bizimki, ilk kez bu kadar uzun ayrı kalıyoruz ondan.

Geçen cuma akşamı işten dönüyorum, merdivenlerden çıkarken annem Duru’ya “anne” dedirtmeye çalışıyor her zamanki gibi ve nihayetinde başardı:) “Anne” dedi, canı isterse diyor ama baba, mama, meme gibi kolayca söylemiyor.

Dün sabah da ilk defa “bebe” dedi. Kendi kendine tekrarlıyordu “bee bee” diye. Bir de sıkça “agaaa” diyor:)

Bir de annem öğretmiş, “kulağın nerde” deyince kulağını gösteriyor. Gözün nerde deyince eliyle gözünü kapatıyor. Saçını gösteriyor. Böyle de numaralarımız var. Burnunu da keşfetti, daha doğrusu deliklerini:) Büyük tavşanına olan hayranlığı halen devam ediyor, çok seviyor onu, üzerine yatıp sarılıyor.

Bir de akşamları salondaki koltuğa oturuyor. Önce her zamanki gibi koltuğun minderlerini çekip kenara alıyor, yani bize almamızı söylüyor. Sonra sırtını koltuğa dayayıp popoyu kaydırarak aşağı oturuyor. Tülü çekip kendini tülün içine alıyor. Geçen akşam tülün içinde boğuşurken ter içinde kalmış:)

Yaz geldi, havalar artık geç kararıyor. İşten gelince mümkün olduğunca onu dışarı çıkarmaya çalışıyoruz. Ben, ben indiremesem babası aşağı indiriyor. O da kedilere, orda oynayan çocuklara bakıp çığlıklar atıp eğleniyor. Dışarıya çok alıştı, elimden tutup kapıya götürüyor, heyecanlanıyor. Geçen pazartesi evde olduğumdan yakınımızdaki parka götürdük onu. Salıncağa bindirdik. Çok sevdi. Hiç sesi çıkmadı. Oralarda turladı, eve gelince de yıkadım, banyo yaptırdım Yorulmuş olmalı ki gece güzel uyudu. Dün akşam da yine aşağı indirdim. Apartmanın girişinde 2 basamak var. Dün onlara taktı. Belki 10 kez inip inip çıktı. İniyor, iki adım atıp dönüp tekrar geliyor, merdiveni çıkıyor, tekrar iniyor. Başımı döndürdü:)

Duru’dan yeni numaralar şimdilik bu kadar…

İtiraz dönemlerimiz başlamıştır, hayırlı uğurlu olsun:)

Bunu yaklaşık 1 haftadır falan fark ettik. Elindeki bir şeyi istediğimizde vermiyor, bir de bize kızıyor. “Veemem” benzeri bir ses çıkarıp başını iki yana sallıyor. Onu böyle gördükçe şaşırıyoruz tabii. El kadar bebe sana kafa tutsun, oh ne âlâ. Âlâ tabii, öyle akıllılar ki… Bir şeyi yapma dediğimizde hemen öyle bir söyleniyor ki sanki sövüp sayıyor sanırsınız:)

Mesela, yapmamasını istediğimiz bir şeyi yaptığında gözümüzün içine bakıyor, meydan okuyor sanki. Yapma diyoruz, kızıyor, o an bırakıyor. Sonra 2 adım atıp yine aynı yere geliyor, yine aynı hareketi yapıp yüzümüze bakıyor. Kafaya taktığı bir şeyi hiç unutmuyor. Biz de onun ilgisini başka şeylere çekiyoruz.

Şu sıralar bana çok düşkün. Dün evdeyken resmen kucağımdan inmedi. İki adım yürüyor, sonra bacaklarıma sarılıyor kucağıma alayım diye. Bu da böyle bir dönem. O kadar ki, işim olduğunda yanından azıcık ayrılayım hemen basıyor yaygarayı. Ben de 5 dakikalığına televizyonu açıp gidiyorum yanından, ancak o zaman ses etmiyor. Bebe Tv’ye bayılıyor ama çok tehlikeli. Müptelası olabilir. Yukarıdaki resmi, o televizyon seyrederken çektim. Pür dikkat izliyor, bir yandan da ordaki hayvancıklarla konuşuyor, alkış yapıyor, tepki veriyor. Ama olsun, doktorların da bir bildiği var demek ki. Normalde seyrettirmiyorum, reklamlar da dahil, fakat böyle durumlarda mecburen 5-10 dakika seyrediyor. Kapattığımızda çok bozuluyor. Dün almış kumandayı eline televizyonu gösterdi bana açayım diye. Açmayınca da huysuzlandı epey. O an anladım tehlikeyi, televizyona mümkün olduğunca hayır…

Doğuyor, gün be gün gelişimine, büyümesine şahit oluyorsunuz. Adım adım, kendi başına bir birey oluyor. Kendi isteklerini ya da istemediklerini ortaya koyuyor. Biz de bir yandan seyrediyor, bir yandan da bizi parmağında oynatışına seve seve razı oluyoruz.

Beşikte gelinen son nokta!


Duru 15 gün sonra 1 yaşına girecek. Doğduğu günden bu yana inanılmaz büyüdü, hem de o kadar çabuk ki anlamadım.

Bu resmi dün çektim. Hazır ben evdeyken, ışık da müsaitken Duru’nun geldiği son noktayı anlamak için böyle bir resim çekeyim dedim. Aslında bunu her ay yapmalıydı, burada daha iyi anlaşılıyor çocuğun geldiği nokta. Neredeyse beşiğin içini tamamen dolduruyor artık. Bazen yatırıp sallıyorum içinde, hoşuna gidiyor, uykuya dalmakta zorlandığı akşamlarda biraz sallıyorum. Bazen uyutmak için 1 saat uğraşıyorum çünkü. Lafın kısası; bu resim Duru’nun geldiği noktanın resmidir.

Arama
Son Yorumlar
Lilypie - Personal pictureLilypie Second Birthday tickers