Archive for the ‘3. ay’ Category

Duru’nun “mahlukat” dostları:)

 

Bu resimleri sevdim…

Sarılıp öpüyordu mahlukatlarını, çok seviyorum diye…

O bir Duru, saksıyı bile sevebilir.

2 akşam önce, yemeğini balkonda yedirirken çilek saksısını öpüyordu:)

Ne diyeyim ki daha:)

Sanatsal faaliyetler

Suluboya, pastel boya, kuru boya…

Her tür sanatsal faaliyet yapılır…

Pastel boyayla çok güzel resimler yapıyor, ben de beğenip duvara asınca çok hoşuna gidiyor.

Resimdeki ucunda daireler olan uzun çizgiler Duru’nun ağaçları, çok seviyoruum onun ağaç çizmesini… Önce aşağıdan yukarı doğru bir çizgi çizip sonra ufak daireler konduruyor üst tarafa, yaprakmış onlar:)

Çok beğendim bu resmini, pembe çubuk ve ucundaki yuvarlak bir ağaç, benziyor valla:)

Siyah kullanmasını ayrıca sorgulamak lazım aslında, depresyonda mı ki çocuğum?? Zigzaglar da çizmeye başladı, güzel duruyor…

Bu da kapıda asılı olan kağıdına yaptığı karalamaları. Duvarları çizmesin diye kapıya kağıt asmıştım, bir süredir ilgilenmiyordu. Geçen pazar günü babasıyla yaptılar bunları…

Bunu da taa 4 Eylül’de yapmıştı, “Anne baak kelebek” demişti, benzettim valla:)

Oyun hamuru için ona açma tahtası aldım, aksiyon olsun işte. Geçenlerde banyo yaptırmıştım, saçı uzun olduğu için ıslak olduğunda üzerini ıslatıyor, makineyle kurutturmuyor da. Ben de bağlıyorum kafasını. Üstüne bir de hamur çınca, gözlemeci ablalara benzedi. Onun bu hali bana Selin’in küçükken çekilmiş resmini hatırlattı, hamur açmak Bıyıklıoğlu genlerinde var galiba:)

Duru ve halaları ile bir hafta sonu

Halalar diyorum çünkü Selin aramıza döndü, o da Duru’nun küçük halası sayılır.

2 hafta önceki cumartesi akşamı aldık onları. Trafikten epey geç bir saatte evde olabildik. Yolda bir benim bir Selin’in kucağına gitti, Selin’i 4 aydır görmüyorduk, özlemişiz…

Evde 11 gibi olunca Duru uyudu hemen, biz de Cem Yılmaz’ı seyrettik. Ertesi sabah Duru uyandı erkenden, Selin’i sordu. Selin de uyanınca Duru’ya banyo yaptırdım. Selin giydirdi onu, sonra ikisi oyuna daldılar. Saçı ıslak olduğundan halası kafasını bağlamış:)

Oyun hamurundan pasta, börek vs. yaparlarken ben de kahvaltı hazırladım. Büyük hala da kalktı, hızlıca hazırladık sofrayı.

Duru bir ara asabileşti, bu aralar böyle bir durum var üzerinde. Bana vurdu sinirlenip. Tepkimi direkt veriyorum, ya oradan gidiyorum ya da “anneye vurulmaz” diyorum sert bir tonla. O da bu sefer yakınındaki bir yere vuruyor, geçen gün mutfak çekmecesini dövüyordu en son. Ne yapmam gerek acaba??

Evi temizlemeye koyuldum ardından, hazır ev kalabalıkken Duru da oyalandı. Sema Ablanın yardımıyla silip süpürme işleminden sonra Duru’yu uyuttum. Uyanınca tekrar yemek faslı ve soluğu Hıdiv Kasrı’nda aldık.

Bıyıklıoğlu quarteti

Hava da güzeldi, hafiften serinlemeye başlıyor artık havalar. İyi mi kötü mü karar veremedim, böyle gitse keşke… Yürüdük hep birlikte. Her fitness alanında zorunlu molalar verdik Duru sayesinde. Parkurun çoğunu babasının omzunda tamamladı, neyse ki ense kuru kaldı, zira 2 saat önce tuvaletini yapmıştı Duru:)

Kafede çay içtik, tatlı yedik. Duru orada bir kız çocuğu buldu, onunla oynadı biraz. Sonra parka götürdük biraz. Kaydıraktan kaydı defalarca, Selin ve Serhan da peşindeydi. Oradan ayrıldığımızda hava kararıyordu neredeyse. Güzel bir gezi oldu…

Hıdiv Kasrı'nda havayı kararttık

Sonraki durağımız babaanneler idi. Babaanne ve Dede Bandırma’dan geldiler. Amca, yenge ve Işık da orada olunca tamamlandık. Sema abla biraz kitap okudu Duru’ya…

Bizimki kulak kesilmiş halaya

Sinek ısırıklı suratını ben de ısırmak istiyorum...

Yemekten sonra çay faslı derken zaman geçiverdi.

Bu arada Duru Selin’le odada asılı duran maskeleri denediler, böyle görüntüler çıktı ortaya:)

Çatlak kuzenler:)

Duru giderken büyük halasını da götürmek istedi, sen de gel dedi Sema ablaya:)

Bir hafta sonumuz da böyle geçmişti…

27. ay doktor kontrolü kabusu

10 Eylül Cumartesi, 11.10′da Duru Hanım’ın doktoruna gittik.

Yine çok zorladı bizi Duru. Doktora giderken kusma ihtimalini düşünerek ona yedek kıyafet alırken kendimizi unutuyorum hep.

1 haftadır kitap okuyup anlatarak hazırlamaya çalıştım Duru’yu. Anlattım güzelce. Olmadı, yine olmadı…

Doktora yaklaşırken bizim hanımda gerginlik başladı. Arabayı otoparka park ederken “gitmek istemiyorum” diye mızırdanıyordu.

İçeri girdik, Songül doğum yaptığından başka bir asistan vardı. Onu da yadırgayınca işler çığırından çıkmaya başladı.

Bekleme odasında biraz kitap okuduk, oyuncaklara baktık. Sıra bize gelince olanlar oldu.

Nasıl bir ağlamak. Öğürmeler de başlayınca kusacağını anladım. Kustu da nitekim, yerler, benim üzerim, babasının tişörtü battı. Kendini ne tarttırdı ne de boyunu ölçtürdü. İkimiz yapalım diyorum ona da izin vermiyor. En sonunda sesimi yükselttince tarttırdı kendini, boyunu ölçemedik ama. Kesinlikle başkasının bedenine dokunmasına izin vermiyor. Normalmiş bu yaşta, bana pek bir garip geliyor oysa ki. Önceki kontrolleri hatırlıyor diyor Gülbin Hanım.

Gülbin Hanım bütün kontrollerini zar zor, Duru kucağımda yapışık vaziyetteyken yapmaya çalıştı. Ağzına bile bakamadı. Hepatit A aşısını yaptı, aşı olurken daha az tepki verdi Duru.

Her şey bittikten sonra içini çeke çeke Gülbin Hanım’a bakarak el sallayıp bay baayy diyordu yine. Üzüldüm…

Her şey normal, kilo %90′larda. Boyu bilemiyoruz. 3 ay sonra eğer ortalıkta çok kızamık dolanıyorsa aşı yapmak için çağıracak, yoksa randevu yine Mart ayında, 6 ay sonra yani.

Meme olayına bir şey demedi, “ zaten en az 2 yaşına kadar emzirmeyi onaylıyoruz, bence bir sakıncası yok, okula gidince unutur zaten” dedi. Aradığım cevabı alamadım onun ağzından, emzirmeye devam sanki…

Arabada sızıverdi hemen Duru, çok yorulmuştu.

Biz de üzerimizi değişmek için evin yolunu tuttuk.

En az 3 ay rahatız inşallah.

 

Uzun tatilin ucundaki pazartesi ayrılığı

Dün çok özledim Duru’yu. 15 gündür yapışmıştık ne de olsa. Akşamı zor ettim.

Baktık, akşam balkonda bekliyor annemle ikisi. Son 1 saat annemi zorlamış “meme” diye.

Beni de “Meme emicem” nidalarıyla karşıladı, tüm apartman bu cümleyle yankılanıyordu:) Utandım valla:)

Çok sabırsızdı, elimi yıkadım ve göreve başladım.

Neyse, sonra normale döndü.

“Akşama sana bir sürprizim olabilir” demiştim, puzzle almıştım ona, verdim.

Sevindi, oyalandı biraz.

Arada sarılıp “Canım anneeemm, çok özledim seni” dedi.

Koşturmacalı oyunlar oynadık biraz, babasıyla hamur yaptı.

Sonra uyuduk.

Sabah bizi kapıdan el sallayıp güle güle diyerek yolladı.

Bir kez daha büyüdüğünü anladık Serhan’la, öyle baktık birbirimize.

 

Arama
Son Yorumlar
Lilypie - Personal pictureLilypie Second Birthday tickers