Archive for the ‘4. ay’ Category

Yine yeni yeniden Armutlu

Zaman ne çabuk geçiyor…

Böyle zamanlı olaylarda daha iyi anlıyor insan bunu.

Yine 1 yıl geçmiş ve Armutlu vakti gelmiş…

Duru’nun 4. gidişi bu, ilkinde hamileydim, biz bile bilmiyorduk daha ama midem bulanıyordu, balıktan tiksinmiştim, aklıma hep o geliyor.

Bu yıl her şeyden anlar bir durumda gitti Duru Armutlu’ya.

Keyifliydi daha çok.

Kimse yoktu, halanın sınavı vardı, amcalar geçen hafta oradaydı, dolayısıyla biz ve dedeyle babaanne başbaşaydık.

Saat 12′yi geçerek yola çıktık.

Çok feribot sırası bekledik. Duru çok heyecanlıydı feribota bineceği için. İp atlayacakmış hanımefendi.

Feribot sırası beklerken bir sürü kamyon vardı oralarda, Duru ilgiyle baktı bu büyüüük arabalara.

Epey bekledik ama, Duru yavaştan sıkılmaya başlamıştı. Neyse ki sıra bize geldi.

Hemen indik arabadan, yukarı çıktık. Çok mutlu oldu Duru, aşağı baktıkça “Anne, deniz çok güzel değil mi?” deyip durdu…

Meydanı boş buldukça ip atladı kendince, o yeşil ip nerelere nerelere gitti:)

Sonra yola devam tabii, epey bir yolmuş yahu… Git git bitmedi.

Hava çok güzeldi Allahtan. Oraya gidince eve çıktık önce, babaanne ve dedenin gözleri yollarda kalmıştı. Hava kararmadan güzel havanın tadını çıkaralım dedik.

Çok güzel bir yer orası, havası tertemiz, her yer yemyeşil, bir tarafında deniz. Valla kafam dinlendi…

Suratındaki ifadeye bayıldım, büyük çocuk gibi:)

Parka gittik önce. Salıncak, kaydırak, inek, ördek…

 

Bu da nesi?

Kayarak objektife doğru yaklaşan Duru...

Parkta vakit geçirdik biraz. Sonra bizimkinin zıplama merakı uyandı, bayılıyor zıplamaya. Orda kurulu bir tramplen vardı, bütün çocuklar deli gibi zıplıyor. Duru’nun halini görünce neyi kastettiğimi anlayacaksınız…

Duru en son çoraplarını da çıkardı. O kadar çok zıpladı ki sırtı sırılsıklamdı. Bıraksak zıplardı daha, süre doldu gitmemiz lazım dedik, hiç ses etmeden geldi yanımıza, canım benim…

Bu da ayısıyla sarmaş dolaş Duru, onu da götürdü Armutlu’ya… Ne kadar da masum…

Dönüşte markete uğradık, top aldık Duru’ya, güzel zıplayan mavi bir top.

Eve gittik. Karşıda lunapark var, oraya götüreceğimize söz verdik. O saatten sonra başladı gidelim demeye. Yemeği zor bitirdik. Heyecandan çişini de yapmadı oturup, gidelim de gidelim, tutturdu, bir de asabi… Çaresiz hemen çıktık evden.

Lunaparkta Duru’nun binebileceği 2 oyuncak vardı. Birisi tırtıldı. Bindirdik.

Tedirgin olduğunu anlamadık baştan, burda fotoğraftan belli oluyor. Sonlara doğru ağlamaya başladı. Neyse ki bitti, korktu herhalde. Diğerini daha çok sevdi, 4-5 kez bindi ona…

Küçük hanım memnun kaldı bu oyuncaktan.

Sonra parka gittik, biraz da orda takıldı. Dönüşte kafeye oturduk. Rüzgar gülü aldık Duru’ya. Bir tane beğendim ben, onu aldık ama sanki aklı sarı-lacivertlide kalmıştı, nitekim de öyle oldu. Geri döndü, ben bunu istiyorum dedi, değiştirdik. Babası pek memnun olmadı bu seçimden:)

Eve dönerken yolda “çiş” dedi. Fakat yetişemedik, en son asansörde derin bir sessizlikten sonra Duru’nun paçalarından sızan ve arkası kesilmeyen bir çişleme sonucu küçük bir gölet oluştu. Ayakkabıları dahil her şey sırılsıklamdı.

Utanmış olacak ki babaanne ve dedesi kapıyı açınca yüzünü sakladı onlardan, yazık…

Neyse, üstünü falan değiştirip uyku faslına geçtik. Hemen sızdı.

Dede de yatınca babaanneyle gece 1′e kadar sohbet ettik…

Ertesi sabah 7′de uyandı Duru, biraz yatakta tutabildim, sonra top oynamak istedi. Oynadı da…

Sabah erken başlamıştı mesaimiz:)

Hava bozmuştu, feci yağmur yağıyordu. Balkona bile çıkamadık. Neyse, böylece dede ve babaanne birazcık vakit geçirebildiler Duru’yla.

Geçen yıldan bu yana Dede gençleşmiş, zaman ters orantıyla geçmiş onun için, Duru'nun ifadesi değişmiş, daha bir çocuk olmuş.

Öğleden sonra hava toparladı, yamur kesildi. Biz de kendimizi dışarı saldık yine. Oradaki alışveriş merkezinde çocuk alanı var, orada oyuncaklara bindi…

Dönüşte karnı acıkmıştı, imdadımıza bisküviler yetişti yine. Geçen yıl da halası beslemişti kuşu…

Eve gidince yemek bile yemeden hemen uyudu, tabii ben de, kafamı kaldıramadım resmen. 2 saat uyumuşuz.

Yemek faslından sonra yola çıktık.

Dönüşteki feribot sırasını tarif etmem imkansız, 1 saat bekledik bu sefer. Sırf Duru istedi diye, çok sevdi napalım…

İstanbul’a 10 gibi vardık, Duru arabada süreki “anne gerçekten çok yoruldum” deyip duruyordu zavallım.

Anemi almaya gittiğimizde ilk kez yerinden kalkmadı Duru, babasının kucağında oturdu sürekli. Babam da şaşırdı bu duruma, o kadar yorulmuş yani.

Eve giderken sızdı tabii.

Bir Armutlu gezimiz daha nihayetlenmişti…

Bu geziden sonra bir kez daha anladım ki İstanbul’dan çoook uzaklara gitmek istiyorum, hem de kaçarcasına…

Duru’dan inciler

Dün akşam annem, Duru’ya aşkla dolduğu bir anda “Kuzum beniimm” diyerek bir sevgi nârâsı patlattı. Duru’nun çok hoşuna gitti bu. Bana dönerek “Anneannem bana kuzum benim dedi, çok sevindim” dedi??

Duru’ya doğum gününde Murat amcası bir saat almıştı, hastası onun. Saatim de saatim, saatim de saatim… Neyse, dün akşam yine taktık saatini. Saatin kayışı boşta kaldı, hani bir şerit olur ya oraya takmadım. Duru şöyle söyledi: “Anne, saati evine sok”:) Bundan daha komik ifade edilemezdi herhalde:)

İyi ki doğdun tiiyaaa…

Dün okullar tatildi. Emircik bize geldi.

Duru sabah kalktığında Emir’i görünce çok heyecanlandı, özlemiş çok. Emir de Duru’yu…

Akşam ablamlar da geldi. Duru “iyi ki doğduun tiiyaaa” diye şarkısını söylemeye başladı teyzesini görünce. Ablamın doğum gününü kutlayamamıştık.

Kaç gündür Tiya ve Emir sayıklıyordu, özlüyor çocuk herhalde…

Onları görünce epey şımardı tabii.

Ablamla güzelce oynadılar, kutu altına top saklayıp bulmaca, bant yapıştırmaca, resim yapma… Güzel vakit geçirdi Duru.

Bir ara oyuncak sepetinin içine girdi, saplarından tutup salladık.

Pasta faslında doğal olarak birkaç kez mumlar yanıp tekrar tekrar üflendi. Güzel bir pasta seçmiş Serhan…

Keyifli bir akşamdı.

Giderlerken üzüldü Duru. İçeri girdiğimizde başı önünde, “Tiya gitti” dedi.

Ablam yeri geldiğinde annemdir benim… Bir dönem anlaşamazdık ama sonra hep yanımdaydı benim, iyi günümde de kötü günlerimde de… Ben onun küçük yavrusu, o benim mis kokulu ablam…

Ben onu hep sevdim, bu her zaman böyle devam edecek…

Yeni yaşın inşallah hayırlı ve uğurlu, bereketli, sağlıklı ve mutlu olur…

Teyze, anne yarısı, kızımın çılgın “Tiya”sı:)

Duru’nun ilk bisikleti

Pazar günü hayvanat bahçesinden sonra annemi almak için yola çıktık demiştim.

Duru çok yorulmuş ve sıkılmış olmalı ki yolda 1-2 patlattı bana. Vurma falan dedikçe inadına daha çok vuruyor.

Gücü bana yetiyor anca.

Ben tavır koyuyorum ama sonra yine tekrarlıyor, hiç hoşuma gitmiyor bu durum.

Neyse, gittik anneme, özlemiş anneanneyi.

Bir de yorulmuş olacak ki koltuğa uzandı, “ayağım ağrıdı” diyordu uzanırken.

Gittim kıyamadım yine masaj yaptım ayağına.

Yemek yedik, bu arada babam gelmemişti daha.

Dedeyi özledim diyordu Duru…

Neyse, kapı açıldı babam geldi.

Elini yüzünü yıkadıktan sonra Duru’yu çağırdı.

Dış kapıyı açtı, baktık koca bir torba.

Bisiklet almış Duru’ya…

Kırmızı, küçük bir bisiklet…

Duygulandım nedense…

Bu yaşında gitmiş, dolaşmış…

Kendince en güzel, en kibar bisikleti bulmaya çalışmış…

O kadar heyecanlıydı ki Duru’ya bisikleti verirken…

Öyledir babam, çok ince, düşüncelidir…

Bize de böyle yapar, yoksa var eder hiçbir istediğimizi eksik bırakmazdı.

Neyse, Duru görünce çok heyecanlandı, hemen bindi.

Pedalları çeviremeyince biraz bozuldu ama yapar yakında onu da…

Sonra gitti dedesinin elini öptü (biz söyledik).

Tam giderken geri dönüp bir de sarıldı kendiliğinden…

Kendince teşekkür etti dedesine…

İşte böyle…

Duru’nun ilk bisikletini de babam aldı…

Benim de ilk ve tek bisikletimi o almıştı, üç tekerlekli, canını çıkarmıştım bisikletin. Babaannemin balkonunda bir ileri bir geri sürerdim, turuncu selesi vardı, hiç unutmam…

Bu bisiklet beni eski günlere götürdü…

Umarım Duru büyüyüp eskileri hatırladığında benim gibi mutlu, güzel anıları olur…

Canım babam, sağol, hep sağol…

 

 

Annecim kelimesi

Duru birkaç gündür hitap şeklini değiştirdi. -cim eki kullanıyor, “Sen de yapabilir misin annecim” gibi. Çok dayanılmaz, tatlı dil anneye her istediğini yaptırır misali Duru da bana annecim diyerek her istediğini yaptırabilir.

 

 

Arama
Son Yorumlar
Lilypie - Personal pictureLilypie Second Birthday tickers