Archive for Temmuz, 2010

Artık yürüyorum!


Evet, Duru’cuk artık yürüyor. Dün itibarıyla (20 Temmuz) kendi kendine yürümeye başladı. Dün akşam eve gittiğimde annem “Bugün Duru nereleri yürüdü bir görsen” diye müjdeli haberi verdi. Bunun yanında artık çekmece ve dolap karıştırmalara da başlamış. Akşam baktık, bir cesaret bir cesaret, bizim hanım kendi kendine yürüyor. Sanırım az bir zaman sonra da artık kendisi bir yere tutunmadan ayağa kalkacak. Sadece 1 günde ne çok aşama kaydediyor şu çocuklar, bir kez daha hayretler içerisinde kalıyorum…

Kazandığı bu yeni alışkanlık onun uyku düzenini de etkiledi. Ya da sıcaklar, isilik, bilemiyorum. Dün bir şımardı bir şımardı. Yine bir yürüme denemesinde düştü, alnı hafifçe sehpaya geldi, ağladı tabii. Sonra da iyice şaştı uykusu. Uyutmaya çalışıyorum, ağlıyor, ama öyle böyle değil. Sonra annem girdi devreye, kucağında sallayarak uyuttu sağolsun. Dün gece de o kadar sık uyandı ki, en sonunda getirip aramıza yatırdım. Yine ağladı arada, pişpişleyerek uyuttum. Saat 6 gibi de tekrar kendi yatağına yatırdım, orda 8.30′a kadar uyudu güzelce. Ben de biraz kestirebildim böylece.

Şu sıcaklar bitse artık, minik yavrum da huzura kavuşsa…

Babaya dudaktan öpücük

Dün, yani pazar günü Emine ve Melih bizdelerdi. Emine bebek beklediğinden beri ilk kez gördüm onu, çok şekerdi. Bizimki yabancıladı, özellikle Melih’i, cici falan dedik ama anlamadı. Saat 11.30 gibi uyudu, onlar gidene kadar da uyanmadı. Zavallı Emineciğin hevesi kursağında kaldı. Duru’nun doğum gününde gelememişti onlar, dolayısıyla gecikmiş bir doğum günü ziyareti oldu. Çok güzel, şarkılı, öğretici bir oyuncak almışlar, kitap şeklinde, sayfalarını çevirdikçe şarkılar çalıyor. Onlar Duru için gelmişti ama bizimki ortalıkta olamadı maalesef…

Neyse, onlar gittikten sonra ben de haftalık işlerim için Duru’yu babasına bıraktım. Benim kucağımda birkaç dakikadan fazla durmayan (emzirmeler hariç) Durucuk, babasının kucağında herhalde yarım saatten fazla oturdu. İkisi balkonda pek bir keyifliydiler. Bir yandan temizlik yapıyor bir yandan da onların oyunlarını izliyordum arada.

Dün Duru’nun keyfi de iyiydi maşallah, gülerek uyandı, sıcağa rağmen mızmızlanmadı. Sıcak deyince, zavallı yavrumun her yeri isilik, sırt, karın, kol içleri, ense, her yer kırmızı benekler içinde. Günde 2 kez yıkamamıza rağmen sıcakta çok hareket ettiği için her yeri kızardı yavrumun. Bugün doktorunu aradım, tuzlu suyla banyo yaptırmamızı söyledi, bir de mısır nişastası ince bir tabaka halinde sürülecekmiş, bakalım deneyeceğim. Neyse, onlar balkonda keyifli keyifli oturuyorlardı. Sonra Serhan seslendi bana. Dudaktan öpmüş Duru. Aslında sabah uyandığında onu bizim yatağa getirmiştim. Ben Duru’nun kahvaltısını hazırlarken yine babasıyla aşk halinde oynuyordu. Serhan “öp kızım” demiş, o da gelip direkt dudağından öpmüş babasının. Öğlen de aynı şey olmuş, nerden bilir küçücük yavru dudağı, bilemedim:)

Bizim lady büyüyor anlayacağınız…

Buruk pazartesiler:(

2010 yılı Ocak ayından bu yana çalışıyorum, yani doğum izninden sonra. Neredeyse 7 ay bitecek.

Hafta sonları 2 gün boyunca Duru’ya o kadar alışıyorum ki pazartesi günleri çok garip bir ruh hali içinde oluyorum, yani hep boğazımda bir şeyler düğümleniyor…

Süt iznimi kullandığım günler nispeten daha iyiydi. 3 gün boyunca Duru’yla birlikte oluyor, sonra salı günü işbaşı yapıyordum. Hem hafta daha kolay geçiyor hem de yavruma daha fazla vakit ayırıyordum. Süt iznim bittikten sonra psikolojim de bozuldu.

Haftaya yine bozuk bir başlangıç yaptım. Zamanla alışrım diyordum ama alışılmıyor, burada geçirdiğim saatler anlamsız geliyor bana, aklım hep Duru’da…

Neyse sağlık olsun da her şeyin bir yolu bulunur…

Duru bugünlerde neler yapıyor?


• Emekleme olayı azaldı, ama yine de “gel” dediğimizde emekleyerek gelmeyi tercih ediyor. Biz de ayağa kaldırıyoruz, yürümeye teşvik ediyoruz.
• Yemek yerken önlük istemiyor! Önlük takıyorum, cırtlı önlüğü boynundan söküp atıyor, takmak istediğimde sinirleniyor.
• Daha asabi ve inatçı oldu. Anca başka bir şeye dikkatini çekerek direttiği şeyden vazgeçiriyoruz, yoksa bağırıp ağlıyor.
• Kutuları üst üste diziyor, deviriyor. Alkışlıyoruz, seviniyor. Sonra tekrar yapıyor, bu sefer kendini alkışlıyor ve bize bakarak bizden de alkış bekliyor. Önceleri sepeti sadece boşaltırdı, şimdilerde doldurmayı da öğrendi.
• Bir şeyi istediğimizde artık veriyor, birkaç gün öncesine kadar “ve-mem” benzeri bir ses çıkarıp elindekini kaçırıyordu bizden ama artık vermeyi öğrendi. Bazen de verir gibi yapıp geri kaçırıyor elindekini ya da sıkı sıkı tutuyor, vermiyor.
• Bugünlerde en büyük keyfi salondaki bordo tekli koltuğa oturup arkasına yaslanarak gerinmek ve keyif yapmak. Koltuğun önüne gelip ıııh diye işaret ediyor, koltuğa çıkarmamızı istiyor. Buyrunuz bakınız:


• Salondaki kapaklı prize takık. Eliyle kurcalamaktan kapağını düşürdü. Ne kadar itiraz etsek, hayır desek de dinlemiyor. Biz de çareyi, koltuğu prizin önüne çekmekte bulduk.
• Eskiden banyo yaparken sesi çıkmaz, kafasına su döküldüğünde itiraz etmezdi. Artık öyle değil, kafasına su dökerken kalkmaya çalışıyor.
• Altını değiştirirken de itiraz etmeler başladı. Odada kim varsa, “Abiye tersten bakalım, babaya, anneanneye tersten bakalım” diyerek yatırıyorum, yanımdaki kişi de onun başucuna oturuyor, öylece tersten bakarken ben de altını değiştiriyorum. Tek başımıza olduğumuz zaman da eline bir şey verip oyalamaya çalışıyoruz.
• Kahvaltıda domates, beyaz peynir, kaşar peyniri, gün aşırı 1 tam yumurta, ballı süt, ceviz, tambuğday ekmeği, hipp bisküvi var. Genelde güzel yiyor, yine de oyalamak lazım.
• Öğlen ve akşam etli sebze yemekleri ya da pilav, sulu köfte ya da çorba oluyor genellikle.
• Memeye çok düştü, annem uyuturken zorlanıyormuş biraz, meme diyormuş. Neden bu kadar düştü bilmiyorum. Gece de uyanıp meme istiyor. Emdikten sonra bayılıp uyuyor.
• Dışarda olduğunda mütemadiyen yürümek istiyor.
• Meyve olarak siyah üzümü ve kirazı çok seviyor.
• Suyla arası pek iyi değil şimdilik, çok sıcaklarda daha iyi içiyor, zorla içirmeye çalışıyoruz.
• Canlı müzikler hoşuna gidiyor. Tek kolunu havaya kaldırıp tempo tutarak poposunu sallıyor.
• Oturur vaziyetten bir yere tutunmadan ayağa kalkamıyor henüz. Sadece el ve ayaklarının üzerinde duruyor.
• Koltuğun altına giden oyuncaklarına eğilip eğilip bakıyor, bizden istiyor çıkaramadıklarını.
• Tarakla saçını tarıyor.
• Önüne koyduğum haşlanmış sebze, peynir vs. bir-iki yiyip gerisini aşağı atıyor tek tek.
• Hiçbir yere tutunmadan eğilip yerden top vs. alıyor.
• Topu bile tek elle kavrıyor, nesne büyük olsa bile tek eliyle kavramaya çalışıyor, çoğunlukla yapıyor da… Buyrunuz bakınız:)

• Yoluna gidip sabırlı olmaya çalışıyorum, aksi takdirde iş çığırından çıkabilir.

Cesaret cesaret…

Durucuk uzun süredir ayaklansa da tek başına cesaret edip yürüyemiyordu, yani yürüyordu da birkaç adım atıyordu… 9 Temmuz günü ilk kez daha cesaretliydi. Daha önceden elimizden tutup yürür, yürümek istemediğinde de hemen yere oturup emekleyiverirdi. O gün nolduysa cesaret geliverdi Durucuğa. Yerden eğilip top, oyuncak almalar, bütün salonu tek başına adımlamalar… Elimizden tutmayı da istemiyor artık, ensesinden, sırtından belli belirsiz tutuyor, daha doğrusu tutar gibi yapıyoruz, o da fıldır fıldır yürüyor maşallah.

Durum böyle olunca da hep yürümek istiyor artık.

Bu arada geçen haftaki huzursuzluğunun, gece ağlamalarının nedeni de belli oldu. Biz alt ön kesicilerin yanındaki dişleri beklerken dün bir baktım ki kocaman bir yan kesici beyazlamış. Zavallı, demek ki bütün huzursuzluğu ondanmış. Tabii bir de tatil dönüşü eve kapandı, 24 saat yanında olan anne ve babası yok. Bana trip yaptı geçen hafta, öyle ki beni sadece meme olarak görüyordu:) Buna çok üzülüyordum aslında, neyse ki hafta sonu bu durumu telafi ettim, yani etmeye çalıştım aslında. Aramız şimdi daha iyi… Bu iyilik hali ne kadar sürer bilemem…

Duru her söyleneni iyice anlıyor. Bir tek konuşamıyor. Annemle jimnastik yapıyorlarmış hafta içi. Ellerini kaldır deyince kaldırıyor, ayaklarını kaldır deyince kaldırıyor. Her istediğini “ıııh”la, işaret ederek ya da bakarak anlatıyor. Bir şeyi vermek istemeyince “vermem” diyor. Kendisi tam bir küçük şahsiyet oldu

Duru’nun cephesinden haberler şimdilik bu kadar.

Arama
Son Yorumlar
Lilypie - Personal pictureLilypie Second Birthday tickers