Archive for Ekim, 2013

Bayramı bayram ettik

Bir bayram daha geçti. Buralardaydık. İlk gün bayramlıklarını giydirip el öpmeye götürdük babaanneye. Teyze ve eniştesi geleneği bozmayıp yine bu bayram da giydirdiler Duru’yu. Kahvaltılar, bayram ziyaretleri, gezmeler tozmalar, misafirler derken çabucak bitip gitti. Her gün 9’dan başlayıp geriye doğru saydı. Nasıl da aklında tutuyor… Bugün 8, bugün 7. gün diyerek bayram tatilini bitirdik.

İlk gezimiz Caddebostan sahilde başladı. Hava harikaydı, orada erkek çocukları futbol oynarken bizimki de kenarda bekleyip gelen toplara vurdu. İnanılmaz ama oldukça iyi top sürüyor, iyi mi kötü mü bilemedim??:) Bayramın ilk günü de Hıdiv Kasrı’ndaydık. Top oynadı, kedi sevdi, sonra da 1 dilim pastayı afiyetle mideye indirdi…

Tatilin orta gününde niyetimiz Esra-Tolga ve Ela ile Atatürk Arberotumu’na gitmek olsa da yanlış anlaşma sonucu girişimimiz başarısızlıkla sonuçlandı. Biz gittik Kayışdağı’na, arboretum meğerse Sarıyer tarafında imiş:) Biz de oralara gitmişken bulduğumuz bir piknik alanında vakit geçirdik, çok da iyi oldu. Duru ve Ela, orada buldukları çocuklar, Esra ve Tolga ile yakantop ve istop oynadılar. Daha kalacaktık fakat yağmurun başlamasıyla gitmek zorunda kaldık…

Tatilin son cumartesi günü de Ela’lar geldi bize. Burnumuzun dibinde oturuyorlar fakat bir türlü fırsat bulup çağıramamıştım, hazır tatilken iyi de oldu. Kızlar çok iyi vakit geçirdi, biz de Esra ve Tolga’yla bir yandan sohbet ederken bir yandan da kızların hazırladıkları gösterileri seyrettik:) Çok keyifliydi…

Bayramda yeni bir yer keşfettik. Burnumuzun dibi aslında, hep niyet ediyordum, Beylerbeyi Sarayı. İçini gezmedik fakat muhteşem bahçesinde kahvaltı yaptık. Harika bir yer. Kocaman bambu ağaçları bile vardı. Oyun alanı falan yok öyle ama bahçesinde çok güzel oyalanıyor çocuklar. Burada da çocuklar oyalanıyor, bakınız:)

Son kalan güzel havada burası çok iyi gitti. Oradan sonra da Özgürlük Parkı’na gittik. Hava çok güzeldi, Duru doya doya güzel havanın tadını çıkardı. Çimlerde yuvarlandı, salıncağa bindi, kaydıraktan kaydı, tırmandı, en çok da birlikte saklambaç ve ebelemece oynadık. Benim enerjim de iyiydi o gün allahtan ve birlikte çok çok eğlendik.

Dönüşte İsmail abi ve Emir’le görüştük, birlikte yemek yedik. Ayrılıkları zor oldu biraz. Yol boyu Emir’i sayıkladı…

Bayramda ezberlemesi için 2 kıtalık bir şiir de vermişler, hemen ezberleyiverdi. Cumhuriyet Bayramı’nda okuyacaklarmış. Toplantı 2 Kasım’da, bakalım neler duyacağız…

Duru’nun keyfi bu aralar iyi. Fakat akşamları özellikle uykudan önce kendini biraz da zorla ağlatmak istiyor. Erken yatmak (erken dediğim 10) hoşuna gitmiyor tabii.

Nice bayramlar görürüz inşallah…

Müzik kulağı mı??

10 Ekim 2013, Cuma

Duru’nun öğretmeni evlenmiş, hem tebrik etmek hem de Duru’nun okuldaki halet-i ruhiyesini sormak için Kadriye öğretmenle görüştüm az önce.

Sözleri övgü doluydu. Özellikle İngilizce ve müzik dersindeki performansına hayran kaldığını söyledi. Müzik kulağının çok gelişmiş olduğunu, piyano dersi almasının faydalı olacağını da söyledi. Biz de farkındaydık Duru’nun bu özelliğinin. Daha ufacıkken müzik çaldığında birlikte ritim tutardık. Şimdi de öğretmeni çok zor bir ritim vuruyormuş ve Duru aynısını bire bir çalıyormuş. Ben de deniyorum hakikaten bire bir aynı ritmi vuruyor eliyle. Bayramdan sonraki hafta toplantı varmış, kalmamı ve özel görüşeceğimizi söyledi. Bakalım, hayatımızda neler olacak:)

Korku

8 Ekim 2013 Salı

Yine bir uyuma seansında idik. Uykuya biraz zor geçiyor. O da haklı, ben zaten 8’i geçerek evde olabiliyorum. Yemek falan derken neredeyse Duru’yla bir şeyler yapıyor olabildiğimiz saat 8 buçuğu buluyor. E onun da en geç dokuzda yatakta olması gerekiyor. Dolayısıyla tam oyunun en iyi yerinde “biraz daha oynayalım, sonra yatağa gideceğiz” demek kötü oluyor. O da bazen “uyumiycam da uyumiycam” diyerek kendince tepkisini gösteriyor.

Neyse, yine böyle bir akşam işte. Yatakta yatıyoruz. Bana yine hikayeler, şarkılar… Belli ki uyumak istemiyor. Sonra birden aklına yaşlanma ve ölüm geldi. Arada bu tip sorular soruyor. “Anne, ben de yaşlanıcam mı” diye sordu. Ben de “Tabii sen de büyüyeceksin” diye cevap verdim. Bu sefer “ben ölmek istemiyorum” diye ağlamaya başladı. Sinirim bozuldu benim de tabii. Zor sakinleştirdim. Cumartesi kahvaltıya gideceğiz bak falan diyerek mevzu değiştirdim. Sonra espriler yapınca gülmeye başladı. Biraz da zorla ağlattı kendini. Bazen ruh halini çözemiyorum gerçekten.

Gece gece sinirim bozuldu…

Hassas çocuk

7 Ekim Pazartesi

Her akşam Duru’yla bizim yatakta yan yana yatıp uyuyoruz artık. Konuşa konuşa, biraz gülüp biraz beni kızdırarak uykuya dalıyor Durucuk.

Geçen sabah uyanıp yanıma gelmişti. Sonra yine uyudu. Öyle olunca ben de kalkıp işe gittim. Uyanınca epey huysuzlanmış. Servisle değil, ayılınca annemle gitmiş okula. Dün akşam uyumak üzere konuşuyoruz. Önce okulda öğrendiği bir hikayeyi nlattı. Ama nasıl anlatmak. Hiç teklemeden, eeee bile demeden, ifadeler, mimikleriyle birlikte anlattı. Öyle beğendim ki 2 kez anlattırdım. Sonra o bitince “Anne biliyor musun, sen sabahları elimden kayıp gidince çok üzülüyorum, seni tutmaya çalışıyorum ama yine de tutamıyorum” deyince çook derin düşünceler aldı beni:(

Arama
Son Yorumlar
Lilypie - Personal pictureLilypie Second Birthday tickers