Archive for the ‘8. ay’ Category

“Çok işim var, seninle uğraşamam”

Duru söylüyor bunu…

Akşamları bazen babasının odasına götürüyor beni. Bilgisayarın başına oturuyoruz. “Sana çok seveceğin bir şey açıcam anne” diyor, kapalı bilgisayarın önünde. “Araba sever misin” diyor, ben de “evet” diyorum. Sonra hayali filmimizi izliyoruz birlikte:) Kırmızı arabalar, ağaçlar, mavi kuşlar falan var filmde.

Sonra masanın üzerindeki ajandayı açıp “meşgulmüş” numarası yapıyor. Kendi elinin resmini çiziyor, bir şeyler karalıyor. Efendim çok işi varmış, ders çalışıyormuş. “Çok işim var seninle uğraşamam” diyor bana. Hiç de kullanmadım bu lafı onun yanında, nereden öğrendi kim bilir?

 

Bahardan kalma bir hafta sonu…

O kadar kar, fırtına, soğuktan sonra sıcacık hava çok iyi geldi herkese.

Tek derdimiz Serhan’ın hastalığı ve Göztepe Parkı’na ulaşmamızı engelleyen yoğun trafikti.

Duru istemese yarı yoldan geri dönecektik.

Epey trafikte kaldıktan sonra ulaştık nihayet.

Orayı seviyorum. Çok farklı alanlar var. Herkese, her isteğe göre…

Önce bir şeyler yedik. Duru parka hemen gitmek istedi, zar zor oyalayıp yanımızda tuttuk.

Baba otururken biz gidip trene bindik. Sayesinde ben de biniyorum, çok eğlenceli:)

Sonra parka gittik biraz.

Salıncak, kaydırak…

Güneş gittikçe hava soğumaya başladı tabii.

Eve gitme vakti gelmişti…

Baharı özlemişim, içim ısındı.

Bugün yine kar, sakin yağıyor.

Böyle havalarda aklıma sokakta, evi olmayanlar geliyor. Bir de akşam evin yokuşunu nasıl ineceğimi düşünmesem bu görüntü daha çok keyif verecek bana…

 

Hobimiz “kesmek” ve bateri çalmak:)

Duru epeydir bir şeyleri kesmeye bayılıyor. Tabii normal bıçak vermiyoruz eline. Plastik, oyuncak bıçaklar ve makaslarla bu hobisini gerçekleştiriyordu.

Unnado’da Kukuxumusu’nun çocuklar için çatal+kaşık+bıçak setini görünce aldım hemen, bir de tabak… Çok severek beğenerek aldım, Duru da beğendi.

Geçenlerde yemekte tabaktakiler vardı. Hemen bıçağını da koydum yanına. Baktım bizim gibi kesmeye çalışıyor, sanki restoranda hanımefendi:)

Değişik geldi bana…

Duru oyun kurmada çok başarılı. Ben “ne yapsam da değişik bir akşam olsa” diye kafa patlatırken Duru kendi oyununu kurup beni hem şaşırtıyor hem de utandırıyor:) Nasıl düşünemedim diye hayıflanıyorum kendi kendime…

Burda da oyuncak tencerelerinden bir bateri yarattı kendine. Davulunun sopalarını da aldı, baktım güzel güzel çalıyor:)

Mimikler, hareketler de aynen bir baterist gibi:)

İngilizce kelimeler giderek çoğalıyor. Her gece uyumadan önce yatakta değişik kelimeler soruyor bana. Epey bir kelime öğrenmiş bu tekrarlar sayesinde, güzel gelişme…

 

 

 

 

Kurabiye vesaire…

Geçen haftaki yazılarımdan birinde yeğenim Emir ve Duru’yu eğlendirme çalışmalarım arasında “kurabiye imalatı” olduğunu yazmıştım.

Biraz da fotoğraflar anlatsın…

Duru'nun misket büyüklüğündeki kurabiye-cikleri:)

İşte bu miniciklere böyle şekil veriyordu. Eller minik olunca kurabiyeler de minik oldu...

Emir, kurabiyelere en güzel şekillerinden birini vermek üzere:)

Kurabiyecikler yerini alsın!

Pişti! Bir kurabiye...

Bir süt...

Azıcık da abiyi besleyelim... Gel bakalım koca pisi, aç bakiym ağzını haaamm...

Bak böyle yiyceksin, HAAMMMM!

Veee mutlu son:)

Kar altında mahsur kalmak

Bir kar yağdı ki sormayın.

Sevdim bu durumu, beyazlık da çok güzeldi.

Karın ilk günü evde “mahsur kaldık” ailece. Eniştem Emir’i bize getirdi zar zor ve o da bir daha çıkamadı.

Böyle olunca Duru’ya gün doğdu. Anne, baba, İso, Emir, anneanne, herkes evde olunca ondan iyisi yoktu.

Güzel ve keyifli bir gündü. Dışarı çıkmak için karın biraz azalmasını bekledik ama nafile! Biz de akşam üzeri çıktık, havanın en soğuk olduğu saatte. Deli aklı işte…

Giyindik kuşandık. Ben, Duru, Serhan, İso ve Emir soluğu sitenin parkında aldık.

Görüntü benim bile aklımı başımdan aldı. Her yer pamuk gibi, bembeyaz. Duru’nun da aklı başından gitti, bir ara baktım denizdeymiş gibi karın içine yüzükoyun uzanmış, kol ve bacaklarını hareket ettirip kulaç atıyor:)

Hepimiz kartopu oynadık. İki yavru karlara bırakıverdiler kendilerini.

Ben de Duru’yla Emir’e özendim bir ara, kendimi karların içine bırakıverdim. Tarifi imkansız bir duygu, yumuşacık, orada öylece kalmak istedim…

Ne var ki annelik duygularım devreye girdi. Hava epeyce soğuktu. Eve gitme vakti gelmişti.

Duru’nun üstü sırılsıklam olmuştu, kendisi söyledi zaten “eve gidelim üşüdüm” dedi.

Bol fotoğraf ve kamera kaydıyla evin yolunu tuttuk cümleten…

 

 

 

Arama
Son Yorumlar
Lilypie - Personal pictureLilypie Second Birthday tickers