Archive for the ‘Yeni meraklar’ Category

Aşk ve sevgi kelebeği

Bir önceki yazımı “bakalım daha neler duyacak ve göreceğim” diye bitirmiştim.

Duydum:)

Dün akşam Serhan Duru’yu evden almış, beni karşılamaya geldiler.

Görünce çok sevindim tabii, sürpriz oldu.

Duru’yu aldım kucağıma yola koyulduk, arka koltukta tabii.

Neyse, bir süre geçti. Kafasını öne eğdi, mahçup bir tavırla ve alçak bir sesle:

“Anneee, Güneş bana aşık olduğunu söyledii. Ben de ona seviyorum dedim”

Kafam bulandı birden, duyduklarıma inanamadım. Yahu, bu çocuk daha 3,5 yaşında!

Soğukkanlılığı elden bırakmadan ve abartmadan birkaç şey söylemeye çalıştım:

“Aaa, kızım ne güzel, arkadaşlar birbirini sever tabii, sen de ona sen de benim iyi arkadaşımsın de” gibi şeyler…

Serhan’ın durumunu düşünemiyorum, zavallım, kız babası:)

Serhan başka şeyler de anlatmaya çalıştı bana İngilizce, Duru’nun anlamaması için, durum şöyle imiş, efendim bunları yemek yerken babasına ve anneannesine de anlatmış, ayrıca başka erkek çocukları da başka kız çocuklarına aşıkmış ya da tam tersi ne bileyim…

Allahım, bütün bunları nereden öğreniyorlar, güleyim mi, donayım mı, kalayım mı bilemedim:)

Hele söylerkenki mahçup tavrını hiç unutmayacağım. A çocuğum nereden biliyorsun sen bu gibi durumlarda utanmayı…

Sanırım bir dinozor değil bir sevgi kelebeği yetişiyor evimizde…

 

 

Yavaştan her şey yolunda…

Duru kreşe başlayalı 2 hafta bitecek. Epeyce yol kat etti, annem sayesinde tabii…

Sabahtan götürmüyoruz artık. Geçen gün “sabah kafam tuhaf oluyor, öğleden sonra gidelim” dediğinde bunu daha iyi anladık:) Çocuğumuz ayılamıyor demek ki:)

Bu hafta pazartesi gününden beri öğlen gidiyor. 2 gibi götürüp 5’te alıyor annem. “Ben gazete almaya gidiyorum geleceğim” deyip eve dönüyormuş. Duru onu orada biliyor, gizlice onu izlediğini düşünüyor şimdilik. Aşama aşama… Bakalım…

Dönüşte çok neşeliymiş, normalde yarı yolda kucağa alınmak ister koca dana:) Bu sefer hiç istememiş, hem de çantası sırtında yürümüş. Okulu benimsediğini anladık böylece…

Öğretmeniyle görüştüm Duru’nun. “Bana göre Duru tamamen açıldı, neşeli, esprili, hem kendisi eğleniyor hem bizi çok güldürüyor” dedi bugün.

Dün akşam yemek yiyoruz, Duru “Tuba öğretmen bana kızdı” dedi. Ben onun Duru’ya kızmayacağını biliyorum, “Belki birazcık seni ikaz etmek istemiştir” dedim. Sonra biraz durdu, “Ben Tuba öğretmene kızdım” dedi bu sefer. “Yemek yemedim, kızdım ona, ağladım” dedi. Ben de “Yemek yemek istemeyebilirsin ama o senin büyüğün, lütfen kibar bir dille bunu anlat, teşekkür ederim öğretmenim, şimdi canım istemiyor, diye söyle, o anlar, bağırmak yok, o seni çok seviyor” dedim. “Tamam annecim, bir daha bağırmayacağım” dedi…

Neyse, sabah Tuba öğretmen aradı. En ufak bir şeyi hemen paylaşıyorlar, güzel bir yaklaşım. Hele öğretmeni, çok ilgilendi bu alışma devresinde Duru’yla, sağ olsun var olsun… Dün kurabiyesini yememiş, o da ısrar etmemiş, iyi de yapmış. Durumu anlattım, Duru size bağırdı mı diye sordum. Bunların hiçbiri olmamış meğerse, bütün çocuklar kurabiyelerini bitirmişler,  bizimki bakmış, hiç dokunmamış. Sonra gözleri dolmuş, kurabiyeyi yemeyeceğini söylemiş. Yani kısacası tüm bana anlattıklarını kendi kafasında yaşamış bizi kızımız:) Tuba öğretmene göre de Duru’nun kendisini denediğini söyledi. O da ısrarcı yaklaşmamış, benim de bu konuda ısrarcı olmadığımı görünce içi rahatladı… Zorla yemez zaten Duru, bir gün muhakkak yiyecek ayrıca da, acele etmenin gereği yok…

İyiymiş, her şey yolundaymış. Sınıfın çiçeği o diyorlar… Seviniyorum böyle şeyleri duyunca.

Geçen gün itfaiye gezisi vardı. Akşam çok eyecanlıydı Duru, gitmek istiyordu. Sabah olunca baktım niyeti yok. Birkaç kez söyledim, anlattım ama yok. Sanırım tek başına bir yerlere gitmek için yeterli güveni duymuyor. Haklı da olabilir, daha 3,5 bile değil…

Dün akşam Duru’yla konuşuyoruz, öğretmeninden bahsediyordu, Tuba mı diye sordum. “Hayır anne, Tuba öğretmen diyeceksin” diye düzeltti beni:) Öğretmenini benimsediğini anlıyoruz buradan…

Kendi kendine şarkı mırıldanıyordu, “tabii ki de okulda öğrendim dedi”:)

Bugün oyuncak günüydü, herkes evinden oyuncak götürecekmiş. Bizimki tabii ki teyzesinin aldığı stegosaurus’u ve yunusunu götürmüş okula:)

Okulda su matarasını unutmuş geçen gün. Annem tembihlemiş “öğretmenine söyle de çantana koysun” demiş. Dün baktık çantasında, unutmamış istemiş:)

Bu aralar çok keyifli. Şimdilik her şey yolunda görünüyor.Dün akşam kitap okuduk birlikte, sarılıp koklaştık bol bol. Bu aralar kedi olmaya pek meraklı, miyavlayıp duruyor:) Kimi zaman da dinozor, orada da yapıyor herhalde, öğretmeni söyledi, “ne taklitler yapıyor, erkek çocukları gibi kükreme sesleri bile çıkarıyor” dedi, sanırım t-rex sesinden bahsediyor:)

Okul yolunda da epey yol kat ettik özetle…

 

 

Resim boyama merakı

Kreşin -pardon oyun grubunun- faydası hemen görüldü bizim evde. Boyama konusunda epey ilerledi Duru.  Daha önce sıkılır bir-iki boyar sonra resmi karalayıverirdi.

Birkaç gündür işyerinden hayvan resimlerinin çıkışlarını alıp eve götürüyorum. Babası pastel boya almıştı, yeni. Onunla da yeni heves resimleri pek güzel boyuyor…

Daha önce de surat çiziyordu, bir keresinde de babasını çizdi, benzemiş sanki:)

Bu akşam için de tırtıl ve gergedan resmi istedi. En azından hevesi var şu anda… Yemek yemeden hemen boyanın başına oturuyor, biraz boyadıktan sonra akşam yemeğine geçiyoruz.

Az önce öğretmeniyle konuştum. Sınıfa çıkmış, orada önce ortamı gözlemlemiş. Öğretmeninin gözüne bakıp onay aldıktan sonra arkadaşlarıyla tanışmış. Sonra evcilik oynamışlar biraz. Tuba öğretmene, “gel, yap” gibi emir cümleleriyle konuşuyormuş, o da doğrusunu söylemiş. Sonra düzeltmiş hemen, “yapabilir miyiz”lere dönüşmüş emir cümleleri… Resim faaliyeti de yapmışlar hatta, bugün çok yol kat etmişler.  Her an her şey değişebilirmiş, öyle söyledi öğretmenimiz… Bekleyip göreceğiz…

 

 

Bu okul işi ne zormuş

Ki daha bu minik yavruların gideceği kreş…

Neyse, Duru’yu bu yıl bir anaokuluna vermeye karar vermiştik daha önceden. Duru her ne kadar baştan istemiyorum dese de şimdi bu fikre alıştı, herkese “ben okula başlıyorum” diye anlatıyor:) Sonra da “o oyun grubu, okul değil” diyor:) Baştan o kadar karşı çıkınca ben de “oyun grubu orası, arkadaşların olacak ne güzel, oyunlar oynayacaksın” deyince biraz sıcaklaşmıştı okul fikrine.

En sonunda annem elinden tutup bizim oradaki Mobidik Anaokulu’na götürmüş. Ben de görüşmüştüm daha önceden. Bahçesinde gezinmiş, içeri girdiğinde çocuklar yemek yiyormuş, e haliyle gürültü de varmış. Öyle olunca bizimki rahatsız olmuş biraz…

Bizim orada dolaşmadığım yer kalmadı. Kalite açısından birbirinden farklılar ama maşallah fiyatlar birbirine pek yakın. Esin’in ikizleri Gökay ve Hilal de başlayacaklar, o da epey araştırdı, hatta benden daha fazla araştırdı. Sonunda ikimiz de yavrularımızı Deha’ya emanet etmeye karar verdik. Hem imkanlar hem de fiyat-kalite dengesi en iyi burası gibi geldi. İçime sinmeyen tek yanı “okul” gibi olması. Ben daha doğal, daha rahat bir yer istiyordum aslında ama bizim oralarda yok öyle bir yer.

Duru’yu cumartesi Deha’ya götürdük görüşmeye. Başta benden ayrılmak istemedi, bizimle odada oturdu, onun yanında da konuşamadık tabii. Neyse ne yapıp ettiler de onu resim odasına götürmeyi başardılar. Hem bana hem babasına resim yapmış, tam anneanneye de yapıyorlarmış ki kapağını açmak istediği sim olduğu gibi üzerine dökülmüş:) Odaya elinde iki resimle geldiğinde üzeri pırıl pırıl parlıyordu, boynu, kolları her tarafı mavi sim olmuş:)

Onun dışında Atlıkarınca, Chocuk Academy ile de görüştüm. Hiçbiri içime tam sinmedi. Atlıkarınca biraz daha bize yakın olsaydı belki orayı tercih edebilirdim, bahçesi daha yeşil, daha ev  gibi. Deha hepsinden iyi fakat burası da çok kurumsal, sanki zil çalıp da biraz sonra tüm çocuklar derse gireceklermiş gibi…Yine de en çok içimize burası sindi, biz de “Rastgele” diyerek Duru’yu buraya yazdırmaya karar verdik.

3 yarım günle başlatacağım, çok ister benimserse 5 yarım gün devam eder diye düşünüyorum. Saat 12.00-5.00 arası. Annem bırakıp annem alacak. Bakalım, umarım her şey yolunda gider ve çabucak adapte olur Duru…

Yarın kayıt yaptırmaya gideceğim. 6 adet de vesikalık resim istiyorlar, küçücük çocuklar için gerekli mi, bilmiyorum…

Duru için iyi olur umarım. Hem biraz bağımsızlığını kazanır, uzun saatler çocuklarla bir arada bulunmayı öğrenir. Tek isteğim, gözlerinin içindeki pırıltının gitmemesi, mutlu ve neşeli yanının törpülenmemesi.

Çok heyecanlıymış böyle başlangıçlar… 3 yaşını 3 ay geçe benim kızım da okullu olacak…

 

 

 

 

Bir acayip hallerdeyim

Dedim ya, tatil boyunca da böyleydi Duru. Bir acayip bu aralar. Memnuniyetsiz, huzursuz… İç dünyasında neler yaşıyor bilmiyorum. Sabahları yine beni çok zor gönderiyor. Onu televizyonun başında bırakıp gitmek çok ağırıma gidiyor. Başka çarem yok ama. “Bırakma beni, işe giderken çok özlüyorum seni” diyor. Üzülüyorum. Bunu bir türlü atlatamadı, kabullenemedi.

Babayla arası daha iyi bu aralar, çok düşkün. Seviniyorum. bazen de belli olmuyor, itiveriyor zavallıyı. Durup durup bizi sevdiğini söylüyor. Biz de onu sevdiğimizi tekrar ediyoruz.

Dün ona makas aldım, kırmızı. Eve gittiğimde verdim. Fırlatıp attı, beğenmedim dedi. Mavi istiyormuş.

Kıyafet beğendiremiyorum. Deseni yan tarafta olan bir şeyi giymek istemiyor. Takıntıları var. Kazayla ellerim ıslak değersem ona sinirleniyor. Teyzesi bayramda kıyafet almış ona, giymedi, çaresiz değiştireceğiz. Her şey onun istediği zamanda olacak. Kolayını buldum ama, çoğu zaman kurtarıyor durumu. Mesela hadi tuvalete gidelim diyorum, tabii beklenen cevabı veriyor bana “Hayır” diyor. Ben de “tamam sen bilirsin” diyorum. Hemen arkasından “Tamam annecim geliyorum” diyor. İplerin onun elinde olduğunu hissetmek istiyor, ben de elimden geldiğince hissettirmeye çalışıyorum. Dikleşmek çözmüyor olayı, onun suyuna gitmek gerekiyor çaktırmadan. Tabii arada “ben senin annenim” i de hissettirmek lazım, yoksa işler çığırından çıkıveriyor.

Laflar büyük adam lafı zaten. Geçen sabah babasını uyandırmaya çalışıyordu. Uyanmayınca “Aman senin de muhabbetin çekilmiyor” dedi:) Nereden öğrendin bu lafı dedim, “Keloğlan’dan” dedi. Bu lafı kullanması hoş değil ama lafları tam yerinde kullanıyor olması büyük beceri bence:)

Çok da komik. Geçen akşam su içiyor. Birden durdu, “Anne, çok su içmemeliyiz değil mi” dedi. Yok, tam tersine çok içmeliyiz dedim. “Ama o zaman gece yatakta içimiz tuhaf olur, tuvalete koşmak zorunda kalırız“ dedi gülerek:) Kaldım öylece:)

Dün Ebrulara gittik. Güneş Duru’nun hangi takımı tuttuğunu sordu. “Horse” takımı dedi:) Çok sevdiği için atlar bu aralar dinozorlardan daha da ön planda…

Çok karışık çoook. Asabi, komik, bilmiş, zıpır, hareketli, duygusal, sevgi dolu… Bu haller acayip haller değil de ne peki??

 

Lilypie - Personal pictureLilypie Second Birthday tickers