Archive for Mart, 2012

Doktor kontrolü kabusum oldu!

Allahtan 6 ayda bir. Daha sık olsa ne yapardım bilmiyorum.

1 hafta öncesinden Duru’yu doktora gideceğimiz konusunda yavaştan bilgilendirmeye başlamıştım. Israrla “hayır, gitmiycem, sevmiyorum” deyip durdu. Zorlu geçeceği belliydi.

Geçen sefer kustuğu için bu kez kendime de yedek kıfayet almayı akıl ettim. Hazırlıklar tamamdı.

Randevu, cumartesi  saat 11.10′da idi. İçeri girer girmez tedirginlik başladı.

Sonra odaya aldı bizi asistan. Zar zor ikna edip tarttım. 16,9 kg geldi, boyunu ölçmeye zor ikna ettim fakat bu sefer de hemen kaçıverdi, sanki 98 cm gibiydi.

Gülbin Hanım geldi içeri ve o an her şey daha da zorlaştı. Kucağımdan inmedi, bağırarak ağladı. Zar zor kucağımda muayene etti. Ben ellerini, babası başını tuttu da ağlaya bağıra kulağına baktı. Ağzını açtırmak zor oldu, biraz sert çıkışınca susup mecbur ağzını açtı. İstemedim ama mecbur kaldım:(

Muayene bitince içini çeke çeke hıçkırıyordu:( Her şey normal. Yalnız bel ağrısından bahsettik, zaman zaman yere yatıp uzanıyor, idrar tahlili istedi. Bir de göz doktoruna gitmek gerekiyor, kontrol zamanı gelmiş.

Diğer kontrol 3 ay sonra. Bilmiyorum nasıl olacak?

Bu etap ite kaka bitti, sonrakini düşünmek için daha çok vaktimiz var…

 

3 yaşa 3 kala…

Duru hâlâ bir süt çocuğu, evet itiraf ediyorum:) O talip ettikçe ben de geri çevirmedim. Tabii sınırladım, öyle her istediğinde değil. Böyle azalta azalta, bugünkü duruma geldik şükür.

İşten eve gittiğimde daha kapıdan bağırırdı “Anne mm” diye. Birkaç akşamdır bunu bırakmıştı zaten, eve girince de talep etmiyor artık!

Bir önceki akşam yemekten sonra arada istedi, ben de “sen artık büyüdün kızım, küçük bebeklerin ihtiyacı vardır” dedim. Sonra baktı ben kararlıyım, vazgeçti.

Dün akşam hiçbir talebi bile olmadı ilk defa. Bir ara niyet etti herhalde kendi kafasında, sonra kulağıma eğilmiş şöyle diyor: Anne, domuzlar mm emer. Herhalde bir çizgi filmde görmüş.

Zaten uykudan önceki faslı da bir süredir bırakmıştı. Yaklaşık 1 ay önceye kadar bizim odada yan yana yatıp uyuyorduk. Kendisi, kendi yatağında yatıp uyumayı talep edince bu faslı da otomatikman bıraktı. Uykudan önce hiç istemiyor.

Artık sabaha karşı 5′te ve bir de 7 gibi sadece 2 kez kısa sürelerle istiyor. Birkaç kez “yok, istemiyordun hani” falan dedim, baktım çok ısrarcı, devam ediyoruz şimdilik.

Herhalde gün gelecek, ondan da vazgeçecek.

3 yaşa kadar bu iş tamam evelallah.

Hem içim buruluyor bir yandan da “yok artık, okula gidecek yakında, yeter” diyorum:) Güzel olan yanıysa doğal bir süreçle bu olayın bitiyor olması. Benim psikolojim için en iyisi böyle olacak. Yaradan en iyisini bilir…

Yeni alışkanlıklar

Duru’nun bir ara kitapla hiç alakası kalmamıştı. Kitap okumayı reddediyor, okumak istediğimizde de sayfaları hızlı hızlı çevirip sıkılarak başka bir şey yapmak istiyordu.

Ta ki Tübitak Yayınları’ndan çıkan Dinozor kitabını alana kadar. Bu kitabı çok sevdi Duru. Dinozor Müzesi’ne gittikten sonra bu aşkı on kat arttı. Böyle olunca da yine Tübitak’ın başka bir kitabını daha aldım: Dinozorlar

Bu iki kitap Duru’nun kitabı yeniden sevmesini sağladı. Bu sefer de bu ikisinden başka kitap okutmaz oldu:(

Şu an Dinozorlar kitabının içindeki bütün dinozor türlerini ve özelliklerini biliyor, T-Rex’in 50 dişi varmış, Brachiosaurus 15 filden daha ağırmış gibi. Sayesinde biz de öğrendik bu soyu tükenmiş canlıları.

Duru’ya kitap okuma aşkı gelince son 10 gündür akşam uykusundan önce kitap okuma alışkanlığı da beraberinde geldi. Artık yatmadan önce kitap okuyoruz. 5, 10 kaç tekrar bilmiyorum ama ses tellerimin yorulduğunu sesimin çatallaşmasından anlıyorum:) Bu güzel alışkanlık için seviniyorum.

Bazen kitap okurken uyuyor bazen de ben okudukça cin gibi beni dinliyor. En sonunda kitap okumayı bırakıp ninni ve şarkı faslına geçiyoruz. O da olmazsa artık uyuması gerektiğini, çok geç olduğunu hatırlatıyorum, kızıyorum da azıcık ama başka türlü olmuyor:(

Geçen akşam da Meraklı Minik dergisinin tiyatro sayısını okuduk birlikte. 2 sayfayı kuliste neler vardır gibi bir konuya ayırmışlar. Nasıl ilgilendi anlatamam. Kaç tekrar anlattığımı unuttum şimdi, en az 5′tir ama.

Böyle yeni yeni şeyler gelişiyor. Şimdilik vurma alışkanlığından vazgeçti, daha sakin. Sabah ağlamaları da bitti. Beni “bay bay anne” diyerek uğurluyor yine eskisi gibi…

 

Duru nasıl televizyon izler?

Bazen böyle:Biraz sonra böyle:

Bir tane ekmekten ısırır:

Oturmaktan sıkılır:

Baba tepesinde bir akrobasi denemesi yapar:)

Bunları da 2010 yılı Temmuz ayında çekmişim, 1 yaşını henüz geçmiş. Annemlerin eski evindeyiz, Duru televizyon seyrediyor.

Uzun lafın kısası; bazen yerde, bazen gökte, bazen oyuncak filinin tepesinde, bazen yatarak, “bazen aşağı bakan köpek” pozunda, bazen babasının kafasına tüneyerek seyreder televizyonu lastik Duru…

Yerde parmak boyası

Geçenlerde Mothercare’e uğradım. Oyuncak grubunda indirim vardı. Öyle dolanırken oradaki görevli geldi. Parmak boyası için kullanılan, yere serilen ve alta boya geçirmeyen bir tür brandayı tavsiye etti. Duru’yla daha önce parmak boyası yapmıştık kağıt üzerinde. Böyle, yerde, daha geniş bir alanda daha rahat edebileceğini düşündüm.

Ertesi akşam deneyelim dedim bunu. Yere serdik. Duru’ya da önlüğünü giydirdim. Başladı parmak boyası yapmaya.

Kendini kaybetti diyebilirim. Bir ara tüm boyaları karıştırdığı için elleri simsiyah ve vıcık vıcık olmuştu:)

Epey vakit geçirdi üzerinde. Çok da keyif aldı.

Brandayı makineye atıp yıkadım. Üzerinde biraz boya lekesi kaldı tabii.

Sonraki parmak boyasına hazırız. Bu akşam…

 

 

Arama
Son Yorumlar
Lilypie - Personal pictureLilypie Second Birthday tickers