Archive for the ‘9. ay’ Category

Duru nasıl televizyon izler?

Bazen böyle:Biraz sonra böyle:

Bir tane ekmekten ısırır:

Oturmaktan sıkılır:

Baba tepesinde bir akrobasi denemesi yapar:)

Bunları da 2010 yılı Temmuz ayında çekmişim, 1 yaşını henüz geçmiş. Annemlerin eski evindeyiz, Duru televizyon seyrediyor.

Uzun lafın kısası; bazen yerde, bazen gökte, bazen oyuncak filinin tepesinde, bazen yatarak, “bazen aşağı bakan köpek” pozunda, bazen babasının kafasına tüneyerek seyreder televizyonu lastik Duru…

Yerde parmak boyası

Geçenlerde Mothercare’e uğradım. Oyuncak grubunda indirim vardı. Öyle dolanırken oradaki görevli geldi. Parmak boyası için kullanılan, yere serilen ve alta boya geçirmeyen bir tür brandayı tavsiye etti. Duru’yla daha önce parmak boyası yapmıştık kağıt üzerinde. Böyle, yerde, daha geniş bir alanda daha rahat edebileceğini düşündüm.

Ertesi akşam deneyelim dedim bunu. Yere serdik. Duru’ya da önlüğünü giydirdim. Başladı parmak boyası yapmaya.

Kendini kaybetti diyebilirim. Bir ara tüm boyaları karıştırdığı için elleri simsiyah ve vıcık vıcık olmuştu:)

Epey vakit geçirdi üzerinde. Çok da keyif aldı.

Brandayı makineye atıp yıkadım. Üzerinde biraz boya lekesi kaldı tabii.

Sonraki parmak boyasına hazırız. Bu akşam…

 

 

Dedenin doğum gününü kutladık

Pazar günü büyük dedenin doğum günüydü.

Bütün gün ev arayışlarımızdan sonra akşam yemeğine zar zor yetiştik.

Duru çok acıkmış olacak ki masada oturup beni uğraştırmadan pilavla fasulyesini yedi.

Yemekten sonra karınlar doyduktan sonra sıra oynamaya geldi:)

Halayı, babayı ve doğum günü çocuğu dedeyi piste davet etti Duru.

Bütün kurtlarını döktü diyebilirim, buyrunuz:

Sonra pasta kesildi, yenildi, içildi.

Bizim kız herkesle teker teker ilgilendi, enerjisi tavandaydı yine…

Bu da Bıyıklıoğlu kızlarından bir demet, Boncuk da bizden sayılır:)

Keyifli bir doğum günüydü, nicelerini yaşamak dileğiyle…

Bulut’a akşam ziyareti

Ne zamandır istiyordum, Bulut’la Duru uzun süredir karşılaşmamışlardı. En son bizim evde, kâh gülüp oynaşarak kâh birbirlerine bağırıp ağlayarak görüşmüşlerdi.

Birkaç kez niyetlenip gidemediğimiz oldu Seherlere. Dün akşam şeytanın bacağını kırdık.

Gitmemiz neredeyse saat 10′u buldu, akşam 10 tabii. İçeri girdiğimizde Bulut’la hiç ilgilenmiyor moduna aldım kendimi. İlgi ters tepebiliyor çünkü. Öyle olunca Bulut bizi iyi karşıladı.

Fittir Duru, Bulut’u görünce çok sevindi. Seher mısır patlatmış, Bulut hemen bir tabak alıp Duru’ya da verdi. Mutfakta ikisi sıraya girdiler mısır almak için.Çok şirinlerdi…

Sonra yan yana oturup mısır yediler bir süre, çok güzellerdi. Bulut bir yandan mısırını yiyor arada da Duru’ya kesik atıyordu.

Buraya kadar her şey çok güzeldi.

Mısır bitip sıra oyun faslına gelince işler yine karışmaya başladı.

Üzerine binilip zıplanan bir oyuncak iki çocuk arasında krize yol açtı. Duru tutturdu ona bineceğim diye. Bulut verme taraftarı değil. Bir ara yatışır gibi oldular. Bulut başka bir bisiklete binince ortalık duruldu biraz.

Bu sefer ikisi yarış yapıyormuş gibi bir oyun başladı. Bulut bisiklette, Duru zıp zıp oyuncakta… Duru’nun “Ben kazandım” nidaları ortalığı çınlatınca Bulut sinirlenip “Ben kazanma, Duru kazanmama” diyerek iki bebe arasındaki yarışa son noktayı koydu:)

Sonra bir ara odaya gittiler, orada bir şeyler oynamaya çalıştılar. Bireysel takıldılar:)

İkisinin de 3 yaş sendromunun zirvesinde olduğu bugünlerde iyi bile geçti gecemiz. Bulut daha sakindi, Duru’ya kibar bile davrandı.Kimseye yanaşmayan Bulut, bu arada beni geri çevirmedi, tombik, nemli, soğuk ve yumuşak yanağına minik bir öpücük kondurdum, çook güzeldi. Hemen sildi yanağını:)

Bulut’un uykusu gelmeye başlamıştı. Daha fazla yormamalıydık bebeleri. “Bulutçum benim çok uykum geldi, arabaya binip uyumam lazım, biz gidiyoruz” dedim. Hemen numaralarından birini devreye soktu, karnını tutarak “karnım karnım ağrıyo” dedi:) Eve gelen birinin gitmesini istemezmiş, o nedenle böyle yapıp bizim de  gitmemizi engellemek istedi cingöz:)

Giderken Duru, Bulut’u öpmek istedi. Fakat karşılık bulamadık delikanlıdan:)

Kısa ama yoğun bir buluşmaydı. Mısır patlağıyla romantik başlayan akşam Bulut ve Duru’nun alev püskürten ejderhayı andıran meydan okuma çığlıkları, “benim, vermem” inatlaşmaları ve en son Bulut’un “git git” diyerek Duru’nun buse teklifini reddedmesiyle sonlandı:)

Duru “Bulut beni çok özlemiş” diyordu giderken:)

 

 

 

Balkon, toprak ve kürek

Lale soğanları ekildi nihayet. Pazar günü Serhan ve Duru balkondaydı.

Duru artık hep erken kalkıyor. Bazen saat 8′e doğru, en geç 8′i biraz geçe uyanıyor bizim küçük hanımefendi.

Pazar günü televizyon açmadık. Sabahtan başladık, kitap okuma, hamur, ebelemece vs. derken aktivite tıkanıklığı ortaya çıktı. Duru’nun karnını 9.30 gibi doyuruyoruz. Biz daha geç kahvaltı ediyoruz. Saat 11 gibi sofraya tekrar oturunca “Gene mi kahvaltııı” diye beklenen tepkisini gösterdi.

Kahvaltıdan sonra, tam da ne yapacağımızı düşünürken Serhan “Hadi laleleri ekelim” demez mi Duru’ya… Ay bi sevindik bi sevindik:) Hemen montunu giydirdim Duru’nun, doğru balkona…

Bir ara baktım Duru bahçe makasıyla toprağı eşeliyor. Minik küreğini verdim eline. Saksıdan toprakları alıp ötekinin içine koymaya başladı. Çok memnundu halinden.

Çok iyi geldi bu aktivite ona.

Allahtan Serhan benim gibi değil, çok sabırlı. İkisi sakin sakin ektiler laleleri.

Ekimden sonra balkonun hali niceydi ama olsun…

1 saate yakın vakit geçirdiler birlikte.

Arama
Son Yorumlar
Lilypie - Personal pictureLilypie Second Birthday tickers