Archive for the ‘6. ay’ Category

Yılbaşı ağacımız ve Duru

Bu yıl da yılbaşı ağacımızı süsledik. Farkı, bu yıl bu işi Duru’yla birlikte yapmış olmamız.

Geçen hafta salı akşamı ağacı çıkardım yerinden, 1 yıldır beklemekten sıkılmış plastik yeşil çam ağacını… Sonra da süsleri çıkardım.

Serhan ışığı halletti, diğer süsleri de Duru taktı heyecanla. Bazen bir dala 3 süs taktığı bile oldu, olsun, o çok keyif aldı.

Ben de onu izlemekten keyif aldım, baktım boyu ağaçla bir neredeyse. İlk yıl daha yürüyemiyor yanında oturuyordu ağacın, geçen yıl daha bilinçliydi tabii, akşam Serhan’la süslemiş, sabah sürpriz yapmıştık ona. Ağacı öptüğünü hatırlıyorum.

Bu seneyse kendisi süsledi koca ağacı, büyük bir iş başardı bence…

Geçen akşam yeni süsler getirdi babası ona, büyük büyük renkli süsler. Ağacımızda biraz iri durdular ama olsun, Duru’ya eğlence işte…

Bu seneki en büyük değişimlerden biriydi bence, ağacı Duru süslemişti…

Yeni yılımız iyi geçecek inşallah, herkesin iyi geçsin…

 

Duru’da kıskançlık izleri

Bu hafta sonu daha bir değişikti Duru. Daha bağımsız, daha özgüvenli ve daha bir küçük ergen ve daha bir KISKANÇ!

Mm olayı sanki biraz azaldı gibi. Gün içinde öyle sık sık krizi gelmiyor. Dışarda hiç aklına gelmiyor, evdeyken de 1-2 kez, bir de uyurken. Böyle böyle bitse keşke…

Cumartesi akşam üzeri, iş yerinden bir arkadaşımızı ziyarete gittik. Doğum yapmıştı, muhteşem tatlı bir kız çocuğu dünyaya getirmiş ve biz o sevimli yavruyu görmeye ancak 5,5 ay sonra gidebilmiştik. Duru gitmeye pek bir isteksizdi. Onu 2 kocaman kedi ve Bulut vaadiyle ikna ettik neyse ki…

Gittiğimizde biraz tedirgin davrandı Duru. Sonradan ısındı ortama. 2 tane kocamaaan kediyi görünce olay bitti zaten. Kedilerden gri olanını tanıyorduk da sarı olan tam bir Garfield ayarında, sakin, sevgi dolu, nasıl tatlı…

Miyu ise… Anlatmak yetmez, görmek lazım. Miyu Revan ve Engin’in kızları. Maşallah diyorum o kadar. Duru yanımdayken çok da sevemedim tabii, nasıl gülmek, nasıl kahkahalar, çok ama çok tatlıydı minik Miyu.

Duru sakin durdu orada, Seher’le pek iyi anlaştılar. Bulut hasta olduğu için gelememişti, onun yerini Seher aldı. Seher yine rahat oturamadı, bu sefer de benim kız yüzünden. Duru’nun yeni arkadaşı oldu Seher.

3 saate yakın oturduk Revan’larda. Çok keyifliydi, küçük bebek de özlemiştim, hele böyle tatlısını görünce mutlu mesut ayrıldık oradan:)

Ertesi gün de pek bir alıngandı Duru. Ona buna bozulup poz yaptı sürekli. İdare etmek çok zor oluyor bazen. Ben de yorgun oluyorum, ne bileyim ev işleri sırada bekliyor, hiçbir şeye yetişememe kaygısıyla bir de üzerine bu eklenince olmuyor.

Hava güzeldi ama bizimki dışarı çıkmak istemedi. Emine aradı sonra, bizi çağırdı. Duru’ya da sordum, gitmek ister mi diye. “Hayır” dedi. Sonra sarılarak “Deniz’i kucağına almayacaksın” diye pazarlık etti benimle. Gitmek istememesinin nedenini anladım böylece. Ben de “tamam” dedim, sıkıca sarıldım. “Baba alsın mı” dedim, “alsın” dedi. Babayı bir derece de beni hiç paylaşamıyor:(

Duru’nun bebekken oynadığı ve artık yüzüne bakmadığı yepyeni oyuncakları var. Deniz’e vermek istiyordum. Duru’ya sordum, “hayır” dedi, ağlamaklı bir ses tonuyla. Bez kitap, artık okur mu koca kız? Oturdu okudu, bir de anlatıyor bana numaradan, “bak maymun” falan diyor. “Tamam, sen vermek istersin diye düşünmüştüm” dedim, ne diyeyim. Sonra gitti sepetinden bir tane oyuncak getirdi, “Bunu verelim” dedi, “tamam” dedim. Sonra ondan da vazgeçti.

Yola çıktık. Azıcık parkta oynadı. İp merdiven vardı parkta, ona tırmandı kendisi, kedi kadar da çevikti:) Yolda giderken yanımda öylece uyudu, otururken. Mm istemeden…

Gittiğimizde Emine’ler parktaydı. Deniz nasıl gülücükler atıyor, nasıl tatlı. O bu kadar tatlıyken kendime hakim olmam pek mümkün olamadı tabii. Duru biraz uzaklaşınca Deniz’i kucağıma aldm. Hissetmiş olacak ki beni çağırdı yanına, görmüş müydü acaba? Neyse, gittim, salıncakta salladım, file bindirdim. Sonra Duru babasıyla kaldı parkta. Ben de Emine ve Deniz’le eve gittim ve Deniz’i rahatça mıncıkladım:)

Evde Deniz’in oyuncaklarını aldı Duru. Deniz’e de ver 1 tane diyoruz vermem diyor. Duru’da bu durum hiç yoktu, yeni başladı  paylaşmama hadisesi. Nasıl vazgeçecek bilmiyorum.

Neyse bir şeyler yedik.  Deniz annesinin kucağındaydı, Serhan’a gitmek istedi. Serhan tam almak için hamle yapmışken Duru “Beni al” diye ortalığı yırttı. Ve Serhan’ın kucağından inmedi bir daha. Duru, Serhan’ı da fena kıskandı Deniz’cikten.

Oradan çıktıktan sonra önce dedeye gittik. Küçük bir sincap almış dedesi, çok sevdi Duru onu. Pek yanaşmadı dedeye, teşekkür etti, öpücük kondurdu yanağına. Sonra babaanneye gittik. Orada da pek yüz vermedi kimseye, herkesin içi gidiyor oysa ki. Bir ara amcasıyla resim çizdi, Selin yoktu bu hafta, onu sordu. Bir de halasına “börek yok mu” dedi, geçen hafta börek yedirmişti Duru’ya, onu hatırladı demek ki…

Değişik bir Duru’yla karşılaştık bu hafta sonu. “Ben”ci bir Duru’yla… Küçük bir insan var oluyor, anladık…

 

 

 

 

 

Duru’yla bu aralar…

Genellikle parçalı çok bulutlu, yerel sağanak yağış görülüyor… Her zaman az bulutlu ve açık olacak değil ya, bunun yağmuru da var, kışı da, fırtınası da… Önemli olan benim ne kadar güneşli olduğum…

Bu aralar ağlama huyu var. Ona buna ağlıyor. Başını önüne eğip dudağını bükerek “ağlama numarasına” başlıyor, buna “kendini zorla ağlatmak” da diyebiliriz. Sonra da hemen “mm” istiyor olayın ardından, bu da onun bahanesi oluyor.

Vakti çoktan geldi de geçiyor, istiyorum ki kendisi vazgeçsin. O süreç beni korkutuyor. Birden çekip almak “hiç adil değil” Duru’nun deyimiyle:) Nasıl yapmalı, nasıl etmeli?? İşin içinden çıkamadım billah:) Çıkana kadar da 3′ü bulacağız herhalde. Allah’ın hakkı 3, gökten 3 elma düştü, 3 turunç güzeli, 3 tunç tas has kayısı hoşafı, 3 gün 3 gece düğün… Ne çok şey varmış 3′le ilgili, bir hikmet var 3′te herhal:) Dua edeyim de 7 uyuyanlar, 7 cücelerle ilişkilenmesin bu “mm” olayı:)

 

Hafta sonumuz hareketli geçti

Cumartesi akşamı uzun süredir çağırmak istediğim fakat bir türlü zamanı uyduramadığımız arkadaşlarımız geldiler. Hande-Veysel ve 2 çocukları Arda ile Kerem, Aykut-Yeşim ve kızları Selin. Uzun süredir bu kadar kalabalık bir grubu ağırlamamıştım, geçen hafta Kübra’larla acemiliğimi atmıştım üzerimden ama yine de bir panik hali vardı üzerimde:)

Neyse eve gittim ki su yok. Malzemeleri alıp annemlere taşıdım. Duru orada oyalandı biraz, yine de benimle vakti geçirmek istiyor tabii. Ben bir yandan Duru’yu oyalarken diğer yandan mantar yıkamaca, barbunya pişirmece gibi birtakım aktiviteleri yapmaya çalıştım. Saat 12 gibi Duru’yu uyuttum. Ben de işime baktım, Serhan da yoldan gelmişti, o da uyudu biraz dinlenmiş oldu.

Gece saat 1 gibi çıktık annemlerden. Eve gittiğimizde su yoktu hâlâ.

Ertesi sabah üretime başladım erkenden:) Duru uyanmadan yol almam lazımdı. Epey bir şeyler yaptım. Sonra kahvaltı faslı falan derken Duru babasıyla Maksi’ye gitti. Dönüşte çok özlemiş beni, niyeti belli:) Bu sıralar nedenli nedensiz ağlıyor, sonra işi “mm” ile bağlıyor.

Temizlik, yemek derken zaman geçiverdi, akşam oldu. Duru’yu giydirdim. Geçen yıl teyzesinin aldığı eteği giydi. Kendini de pek bir beğendi, gidip babasına “Bak baba ne güzel oldum di mi?” diye sordu sürekli. Önce Aykut ve Yeşim geldi, tabii Selin de. Duru hiç yabancılık çekmedi, olaya direkt adapte oldu. Sonra da Handeler geldi. Arda’nın bir iPad’i vardı, onunla oynadılar. Sanki kırk yıldır iPad kullanıyordu Duru. Yemek faslına geçtik. Çocuklar oyun oynarken biz de masada sohbet ettik biraz. Konu tabii ki yine çocuklardı:) Bir ara o kadar gürültü oldu ki, onları Duru’nun odasına gönderdik. 4 çocuğun olduğu yerde sessizlik diye bir şey olamazdı zaten.

Bizimki aralarına güzelce karıştı. Kimi zaman sesi çok yükseliyordu, “Beniiiimmm” diye ortalığı yırttığı oluyordu bir şeyi paylaşmak istemeyince ama çoğunlukla eğlendi.

Saat 12 olunca çocuklarda yavaş yavaş pil bitmeye başladı. Kerem’i annesi koltuğa yatırınca Duru da onun yanına yatmak istedi. Minicik yere sığdırdı kendini. Sonra pijamalarını giydirdim, eline de bir battaniye verdim Kerem’e örtmesi için. Gitti üzerine örttü:) Sonra yine yanına yattı abisinin. Rahat edemeyince yere minder koyup oraya yatırdım Duru’yu…

Saat 1′e doğru misafirlerimiz gittiler. Duru o saate kadar uyanık kaldı. Giderken Hande onunla güzel güzel konuştu. Çok etkilenmiş bundan, en çok Hande’yi ve Selin’i sevdiğini söyledi bize:)

Şunu fark ettiğim bir akşam oldu: Ben masada oturup sohbet edebiliyorken artık Duru arkadaşlarıyla oynayabiliyordu. Elimden tutup beni de götürmedi odasına. Arkadaşlarıyla kurduğu bir dünyası vardı artık… Değişik bir duyguydu gerçekten. Masada sohbet ederken bir anda kendimi, bunu fark ederken buldum. İçimden hafifçe  tebessüm ettim, korku da vardı içinde bu gülümsemenin… Büyüyordu artık, eteğimden uzaklaşıp kendi dünyasını yaşamaya doğru yolculuğu başlamıştı… Ben içimde bunları yaşarken masada çocuklardan konuşmaya devam ettik…

 

 

 

 

Güle güle şapkalı balık

Balığımızın biri sizlere ömür, üzüldüm:( Kırmızı kafalı olanı. Çok yiyordu, yemleri 2′şer vermeye çalışıyorduk ama yine de bazen hepsini bunun yediği oluyordu:(

Dün diğeri de pek stresliydi, bakalım inşallah o kalır.

Duru’ya balığın “kaçtığını” söyledik. “O gitmek istedi, bir daha gelmeyecek” dedik. Bir şey demedi, başka soru da sormadı. Diğerini seyrettik biraz…

Evde hayvan beslemek istemiyorum, sırf bu yüzden:(

Arama
Son Yorumlar
Lilypie - Personal pictureLilypie Second Birthday tickers